Tom soda tenekesini çöpe attı.Tom tossed the soda can into the trash.
Tom Mary'nin ne kadar iyi masa tenisi oynayabildiğine şaşırdı.Tom was surprised how well Mary could play ping pong.
Raketinizi getirin, biz biraz tenis oynayacağız.Bring your racket and we'll play some tennis.
Sanırım bu öğleden sonra bizimle tenis oynamakla ilgilenmiyorsun.I assume you're not interested in playing tennis with us this afternoon.
Tom Mary ile tenis oynuyor.Tom is playing tennis with Mary.
Tom tencereyi tekrar ocağa koydu.Tom put the pot back on the stove.
Bu yıl tenis unvanını kimin kazanacağını düşünüyorsun?Who do you think will win the tennis title this year?
Tom kapağı kaldırdı ve tencerenin içine baktı.Tom lifted the lid and looked into the pot.
Boş teneke çok ses çıkarır.Empty vessels make the most noise.
Tom teniste iyidir, şüpheye yer yok.Tom is good at tennis, no question about it.
Birkaç tenis topu aldım.I bought some tennis balls.
Darren ve Simon tenis oynayacaklar.Darren and Simon are going to play tennis.
Tom ve Mary yarın öğleden sonra tenis oynayacaklar.Tom and Mary will play tennis tomorrow afternoon.
Tom bana teniste oldukça iyi olduğunu söyledi.Tom told me you were pretty good at tennis.
Nadal zorlu bir tenis maçını kazandı. Maç beş set sürdü.Nadal won a grueling tennis match. It lasted five sets.
Tenis maçı yağmur nedeniyle ertelendi.The tennis match was postponed due to rain.
Kim tenis oynayacak?Who is going to play tennis?
Tom yeni bir tenis raketi aldı.Tom bought a new tennis racket.
Tom ve Mary şu anda tenis oynuyorlar.Tom and Mary are playing tennis now.
Tom ve Mary sık sık birlikte tenis oynarlar.Tom and Mary often play tennis together.
Tenis oynayacağız.We're going to play tennis.
Tom Mary'nin kendisiyle tenis oynamasını istedi.Tom asked Mary to play tennis with him.
Tom oldukça iyi bir tenis oyuncusudur.Tom is a pretty good tennis player.
Tom en az haftada bir kez Mary ile tenis oynar.Tom plays tennis with Mary at least once a week.
Tom, Mary'yle hiç tenis oynamadı.Tom has never played tennis with Mary.
Tom yaz tatili boyunca her gün tenis oynamaya niyet ediyor.Tom intends to play tennis every day during his summer vacation.
Tom arkadaşları ile masa tenisi oynuyor.Tom is playing ping-pong with his friends.
Tom teniste iyidir.Tom is good at tennis.
Tom teniste çok iyi değil.Tom isn't very good at tennis.
Tenis oynamayı asla öğrenmedim.I never learned how to play tennis.
Ben tenis oynamayı asla öğrenmedim.I never learned to play tennis.
Tom çok iyi bir tenis oyuncusu değil.Tom isn't much of a tennis player.
Sen benden daha iyi bir tenis oyuncususun.You're a better tennis player than me.
Tom teniste iyidir, değil mi?Tom is good at tennis, isn't he?
Tom benden daha iyi bir tenis oyuncusu.Tom is a better tennis player than I am.
Akira güzel tenis oynar.Akira plays tennis well.
Tom tanıdığım en iyi tenis oyuncusu.Tom is the best tennis player I know.
Tom tenisi çok sever.Tom likes tennis a lot.
Tom çok iyi bir tenis oyuncusu.Tom isn't a very good tennis player.
Tom tenis oynamada iyidir.Tom is good at playing tennis.
Tom gerçekten tenisle ilgileniyor.Tom is really into tennis.
Tom teniste oldukça kötü.Tom is pretty bad at tennis.
Tom asla beni teniste yenemedi.Tom has never been able to beat me at tennis.
Tom dün Mary ile tenis oynadı.Tom played tennis with Mary yesterday.
Tom çok iyi tenis oynar.Tom plays tennis very well.
Tom haftada üç gün okuldan sonra tenis oynar.Tom plays tennis after school three days a week.
Tom haftada üç gün tenis oynar.Tom plays tennis three times a week.
Tom tenis oynamayı sever.Tom likes to play tennis.
Tom ve Mary bütün gün boyunca tenis oynadılar.Tom and Mary played tennis all day long.
Tom benden daha iyi tenis oynar.Tom plays tennis better than I do.
Tom neredeyse her gün okuldan sonra tenis oynar.Tom plays tennis after school almost every day.
Tom haftada üç kez tenis oynardı.Tom used to play tennis three days a week.
Tom ve Mary bütün gün tenis oynuyorlardı.Tom and Mary have been playing tennis all day.
Soluk tenli uzun boylu bir adam odaya girdi ve Tom'un yanına oturdu.A tall man with a sallow complexion walked into the room and sat down next to Tom.
Bu öğleden sonra tenis oynayabileceğimizi umuyordum.I was hoping we could play tennis this afternoon.
Dün gerçekten tenis oynamak istedim fakat bir iş çıktı.I really wanted to play tennis yesterday, but something came up.
Bu öğleden sonra tenis oynamak istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to play tennis this afternoon?
O, tenise bayılıyor.She's crazy about tennis.
Tom dün öğleden sonra tenis oynamak istedi.Tom wanted to play tennis yesterday afternoon.
Tom ve ben birlikte tenis oynardık.Tom and I used to play tennis together.