ten ile cümle
ten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom teneke kutuların birini aldı, onu açtı ve bir yudum aldı.Tom picked up one of the cans, opened it, and took a sip.
Tom bir kutu çorba açtı ve onu bir tencereye boşalttı.Tom opened a can of soup and emptied it into a saucepan.
En son ne zaman Tom'la tenis oynadın?When was the last time you played tennis with Tom?
Tom ve Mary bu hafta birlikte tenis oynamayacak.Tom and Mary won't play tennis together this week.
Tom çiçekleri çöp tenekesine attı.Tom tossed the flowers into the garbage can.
Tom ve Mary bazen birlikte tenis oynarlar.Tom and Mary sometimes play tennis together.
Tom ve Mary birlikte masa tenisi oynadı.Tom and Mary played table tennis together.
Tom'la tenis oynamaktan zevk alırdım.I used to enjoy playing tennis with Tom.
Tom ve Mary 2003'ten beri buradalar.Tom and Mary have been here since 2003.
Tom ve ben sık sık birlikte tenis oynarız.Tom and I often play tennis together.
Tom ve Mary masa tenisi oynadılar.Tom and Mary played ping pong.
Tom 45'ten raporlu galiba.Tom must be crazy.
Onun teni süt gibi beyazdı ve hiçbir yerinde tek bir lekesi yoktu.Her skin was white as milk and she had not a single blemish anywhere.
Birinci Dünya Savaşı, 1914'ten 1918'e kadar sürdü.WW1 lasted from 1914 until 1918.
Yarın Tom'la tenis oynayacağım.I'm going to play tennis with Tom tomorrow.
Tom senin teniste gerçekten iyi olduğunu söyledi.Tom said you were really good at tennis.
Çok iyi bir tenis oyuncusu değilim.I'm not much of a tennis player.
Geçici işçilerin sayısı 2003'ten beri neredeyse üç katına ulaştı.The number of temporary workers has almost tripled since 2003.
Tom teniste ilgimi çekmeye çalıştı.Tom tried to interest me in tennis.
Tenis oynadığımdan beri yıllar oldu.It's been years since I played tennis.
Yıllarca tenis oynamadım.I haven't played tennis in years.
O kimle tenis oynuyor?Who does he play tennis with?
Tom büyük bir tencerede gerçekten iyi kokan bir şey pişiriyordu.Tom was cooking something in a large pot that smelled really good.
Akira iyi tenis oynar.Akira is good at tennis.
O, tenis oynamayı sever.He likes to play tennis.
Tom tenis raketini getirmeyi unuttu.Tom forgot to bring his tennis racket.
Polonya, 1 Mayıs 2004'ten beri Avrupa Birliği üyesidir.Poland has been a member of the European Union since 1 May 2004.
Teneke kutu içinde altı tane balık var.There are six fish inside the tin can.
Gıda ve tencere seti mutfak dolaplarında saklanır.Food and cookware are stored in kitchen cabinets.
Tom'la kaç kez tenis oynadın?How many times have you played tennis with Tom?
Dünyada Everest'ten daha yüksek hiçbir dağ yokturNo mountain in the world is higher than Everest.
Dünyadaki hiçbir dağ Everest'ten daha yüksek değildir.No mountain in the world is higher than Everest.
Andre Agassi eski bir tenis oyuncusudur.Andre Agassi is a former tennis player.
Tom'un bu öğleden sonra bizimle tenis oynayacağını duydum.I heard that Tom is going to play tennis with us this afternoon.
Çok tenis oynardım.I used to play a lot of tennis.
Bu öğleden sonra geç saatlerde Tom'la tenis oynayacağım.I'll play tennis with Tom later this afternoon.
Tenisi seversin, değil mi?You like tennis, don't you?
Tom hem tenis hem de beyzbol oynayabilir.Tom can play both tennis and baseball.
Tom tenis sevmez.Tom doesn't like tennis.
Tom doğrudan tenekeden içti.Tom drank straight from the can.
Tom çorbayı büyük bir teneke kaseye döktü.Tom poured the soup into a large tin cup.
Tom çöp tenekesine kapağı geri koydu.Tom put the lid back on the trash can.
Tom Mary kadar iyi tenis oynayamadığını fark etti.Tom realized that he couldn't play tennis as well as Mary.
Tom çöp tenekesine yarım yenmiş sandviçi attı.Tom threw his half-eaten sandwich into the trash can.
Tom bira tenekesinden bir yudum aldı.Tom took a sip from his beer can.
Tom soda tenekesini çöpe attı.Tom tossed the soda can into the trash.
Tom Mary'nin ne kadar iyi masa tenisi oynayabildiğine şaşırdı.Tom was surprised how well Mary could play ping pong.
Raketinizi getirin, biz biraz tenis oynayacağız.Bring your racket and we'll play some tennis.
Tom 2003'ten beri burada yaşıyor.Tom has lived here since 2003.
Tom 1963'ten 2013'e kadar yaşadı.Tom lived from 1963 to 2013.
Sanırım bu öğleden sonra bizimle tenis oynamakla ilgilenmiyorsun.I assume you're not interested in playing tennis with us this afternoon.
Tom Mary ile tenis oynuyor.Tom is playing tennis with Mary.
Tom tencereyi tekrar ocağa koydu.Tom put the pot back on the stove.
Tom 2003'ten beri Boston'da yaşıyor.Tom has lived in Boston since 2003.
Bu yıl tenis unvanını kimin kazanacağını düşünüyorsun?Who do you think will win the tennis title this year?
Tom kapağı kaldırdı ve tencerenin içine baktı.Tom lifted the lid and looked into the pot.
Marrakesh Paris'ten daha sıcak.Marrakesh is hotter than Paris.
Boş teneke çok ses çıkarır.Empty vessels make the most noise.
Tom teniste iyidir, şüpheye yer yok.Tom is good at tennis, no question about it.
Birkaç tenis topu aldım.I bought some tennis balls.