Bayan Ogawa teniste gerçekten iyidir.Mrs. Ogawa is really good at tennis.
Pin pona aynı zamanda masa tenisi de denir.Ping pong is also called table tennis.
Genç bir öğrenciyken tenis oynardım.I used to play tennis when I was a young student.
Onun teni kardan daha beyaz.Her skin is whiter than snow.
Keşke gerçekten yarın seninle tenis oynayabilsem.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Gerçekten yarın seninle tenis oynayabilmeyi diliyorum.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Tencere dibin kara seninki benden kara.It takes one to know one.
Jeanne da tenis oynuyor.Jeanne is also playing tennis.
Onun teni sıcaktı.Her skin was warm.
Bu teneke kutu boş.This can is empty.
Tenis oynayalım!Let's play tennis!
Yumurta kabuklarını organik çöp tenekesine atın.Throw the egg shells in the organic rubbish bin.
Biz tenis oynamak için günün güzel havasının avantajından yararlandık.We took advantage of the day's nice weather to play tennis.
Rio de Janeiro'da nüfusun % 20'si teneke mahallelerde yaşıyor.In Rio de Janeiro, 20% of the population lives in favelas.
Yağmur nedeniyle dışarıda tenis oynamadık.Because of the rain, we didn't play tennis outside.
Tenis hakkında bir cümle daha duyarsam, çıldıracağım.If I hear one more sentence about tennis, I'll go crazy.
Bu teneke kutu sızdırıyor.This can is leaking.
Tencere kapağı nerede?Where's the pan lid?
O bana suni teneffüs yaptırdı ve hayatımı kurtardı.She gave me mouth to mouth and saved my life.
Bir tenis maçı oynayacağız.We will play a tennis match.
Bizimle tenis oynamak ister misin?Do you want to play tennis with us?
Onun güzel bir ten rengi var.He has a beautiful tan.
Ben o kadar iyi tenis oynayamam.I can't play tennis that well.
O ne zaman tenis oynar.When does he play tennis?
O ne zaman tenis oynar?When does she play tennis?
Yabancıların bir tenis turnuvası var. Gelip izlemek ister misin?The foreigners are having a tennis tournament. Would you like to come and watch it?
Her pazar tenis oynamak ister misin?Would you like to play tennis every Sunday?
Tom Mary'ye suni teneffüs vermeye başladı.Tom started giving Mary CPR.
Tom diğer insanların tenis oynamalarını izlemekten hoşlanır.Tom likes to watch other people play tennis.
Suni teneffüsü biliyor musun?Do you know CPR?
Arkadaşım tenis oynamaz.My friend doesn't play tennis.
Tom beni yenemezsin.Küçükten beri tenis oynarım.You can't beat me, Tom. I've been playing tennis since I was a kid.
Bir tenis oyununun eğlenceli olabileceğini düşündüm.I thought a game of tennis might be fun.
Yağmur durdu ve tenis oyunumuzu bitirebildik.It stopped raining and we were able to finish our game of tennis.
Yağmur durur durmaz tenis maçı devam etti.As soon as the rain stopped, the tennis match continued.
O teniste oldukça kötü.He's pretty bad at tennis.
Tom pazar günü tenis oynamak istemiyor.Tom doesn't want to play tennis on Sunday.
İyi bir tenis oyuncusu olacağını duydum.I hear that you would be a good tennis player.
Git Tom'la tenis oyna.Go play tennis with Tom.
Tom'la hiç tenis oynamadım.I've never played tennis with Tom.
Bir ara birlikte duvar tenisi oynamalıyız.We should play squash together sometime.
Eskisi kadar tenis oynamıyorum.I don't play tennis as well as I used to.
Alice şu anda tenis oynuyor.Alice is playing tennis at the moment.
Okuldan sonra tenis oynamam.I don't play tennis after school.
Duvar tenisi oynarım.I play squash.
Ben tenis oynarım ama formum çok kötü.I play tennis, but my form is terrible.
Bu teneke domates kutusuna ulaşamıyorum.I can't reach that can of tomatoes.
Tenor bu gece çok iyi seslendirdi.The tenor sang very well tonight.
Parkta tenis kortları var.There are tennis courts in this park.
Birkaç tenis topu satın aldık.We bought some tennis balls.
Bütün yaz tenis oynadıktan sonra, önemli bir beceri kazandım.After playing tennis all summer, I've acquired considerable skill.
Tom'un seviyesine tenezzül etmeyin.Don't stoop to Tom's level.
Tenis nasıl oynanır bilmiyorum.I don't know how to play tennis.
Tenis oynadığını gördüm.I've seen you play tennis.
Tom'un mükemmel bir tenis oyuncusu olduğunu duyuyorum.I hear Tom is an excellent tennis player.
Roger Federer'i severim. Sen hangi tenis oyuncusunu seviyorsun?I like Roger Federer. What tennis player do you like?
Ben tenis oynamaktan hoşlanırım. Sen hangi sporu yapmaktan hoşlanırsın?I like to play tennis. What sport do you like to play?
Ben sadece bir tencere taze kahve yaptım.I just made a fresh pot of coffee.
Tenis raketimi kulüpte bıraktım.I left my tennis racket at the club.
Tom tenha tren istasyonunda büyük bir saatin altında tek başına durdu.Tom stood alone under a big clock in the deserted train station.