ten ile cümle

ten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben her gün tenis oynarım.I play tennis every day.
Annem şimdi tenis için deli oluyor.My mother is now crazy about tennis.
Tenis oynamak eğlencelidir.Playing tennis is fun.
Tenis ve Golfü severim.I like tennis and golf.
Tüm gün tenis oynadım.I played tennis all day.
Bira saat 4'ten önce yasaktır.Beer is prohibited before 4:00.
Futbol tenisten daha popülerdir.Football is more popular than tennis.
Tenis oynamaya son verelim.Let's stop playing tennis.
Teğmenliğe tenzil edildi.He was demoted to the rank of lieutenant.
Mary tenis oynarken sırtını yaraladı.Mary injured her back playing tennis.
Yemek pişirirken tencerenin kapağını kapatın.Cover the pot while you cook.
Teneke kutuyu atmadan önce ezin.Crush the can before you throw it away.
Dün tenis oynamadılar.They didn't play tennis yesterday.
O yarın tenis oynayacak.Tomorrow he'll play tennis.
Bir tente onun düşüşünü kırdı ve onun hayatını kurtardı.An awning broke his fall and saved his life.
Tenis öğrenciler arasında çok sevilir.Tennis is very popular amongst students.
Az önce İsveç'ten geri geldim.I've just come back from Sweden.
Neden mini etekler içinde tenis oynadığımızı merak ediyorum.I wonder why we play tennis in miniskirts.
Onlar Tennessee'de kaldılar.They remained in Tennessee.
O, Nashville, Tennessee'ye batıya taşındı.He moved west to Nashville, Tennessee.
Tennessee'deki evine döndü.He returned to his home in Tennessee.
Tilden Hayes'ten daha popüler oy kazandı.Tilden won more popular votes than Hayes.
Tennessee Nehri Vadisi bölgesi çok fakirdi.The Tennessee River Valley area was very poor.
Mormon'lar 1846'ın ilkbaharında Illinois'ten ayrıldı.The Mormons left Illinois in the spring of 1846.
Ten ışık yaymaz... ya da yayar mı?Flesh does not emit light... or does it?
Ben tenor saksafon çalarım.I play the tenor saxophone.
O, babasıyla bu öğleden sonra tenis oynamaya niyetlidir.She intends to play tennis this afternoon with her father.
O yarın öğleden sonra tenis oynamaya niyet ediyor.She intends to play tennis tomorrow afternoon.
O, tenis oynamaya niyetlidir.She intends to play tennis.
O, onunla tenis oynardı.She used to play tennis with him.
O, onunla tenis oynamaya can atıyor.She was looking forward to playing table tennis with him.
Akira teniste iyidir.Akira is good at tennis.
Paris'ten ayrılmak istiyorum.I want to leave Paris.
Tenis tercih ettiğim spordur.Tennis is my preferred sport.
Tenis tercih ettiğim spor.Tennis is my preferred sport.
Dün çöp tenekesinden yemek yiyen bir adam gördüm.I saw a man yesterday eating from a garbage can.
Tenis oynamayı mı yoksa golfü mü tercih edersiniz?Would you rather play tennis or golf?
Tom teneke çatıdaki yağmurun sesini duyuyordu.Tom heard the sound of rain on the tin roof.
Tom'un ünlü bir tenis oyuncusu olma hayalleri vardı.Tom had dreams of becoming a famous tennis player.
Tom tenisten hoşlanmıyor ve asla hoşlanmadı.Tom doesn't enjoy tennis and never has.
Tom birlikte tenis oynayacak birini bulamadı.Tom couldn't find anyone to play tennis with.
Tom, teneke düdüğü çok iyi çalamaz.Tom can't play the tin whistle very well.
Tom çok iyi tenis oynayamaz.Tom can't play tennis very well.
Tom burada tenis oynayamaz.Tom can't play tennis here.
Tom çok iyi tenis oynayabilir.Tom can play tennis very well.
Tom oldukça iyi tenis oynayabilir.Tom can play tennis quite well.
Tom, hem tenisi hem de masa tenisini iyi oynayabilir.Tom can play both tennis and table tennis well.
Tom güveci tencereden yedi.Tom ate the stew right out of the pot.
Kazadan önce, Tom profesyonel bir tenis oyuncusu olmayı umuyordu.Before the crash, Tom had been hoping to become a professional tennis player.
Tom Mary ile tenis oynardı.Tom used to play tennis with Mary.
Tom bazen Mary ile tenis oynar.Tom sometimes plays tennis with Mary.
Tom Mary'ye 5:00 ten önce bankaya gitmesini hatırlattı.Tom reminded Mary to go to the bank before 5:00.
Tom okuldan sonra çoğunlukla Mary ile tenis oynar.Tom often plays tennis with Mary after school.
Tom ve Mary Cumartesi sabahı her zaman tenis oynarlar.Tom and Mary always play tennis on Saturday morning.
Tom ve Mary hemen hemen her zaman okuldan sonra tenis oynarlar.Tom and Mary almost always play tennis after school.
Tom Mary'nin bir tenis maçına davetini kabul etti.Tom accepted Mary's challenge to a tennis match.
Okuldan sonra tenis oynardım.I used to play tennis after school.
Tom Jack'ten on paund daha ağırdır.Tom is ten pounds heavier than Jack.
Tom Mary kadar iyi tenis oynayabilmeyi diledi.Tom wished that he could play tennis as well as Mary.
Tom, bütün öğleden sonrayı tenis oynayarak geçirdi.Tom spent the whole afternoon playing tennis.

İlgili Sayfalar