ten ile cümle

ten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Darren ve Simon tenis oynayacaklar.Darren and Simon are going to play tennis.
Tom ve Mary yarın öğleden sonra tenis oynayacaklar.Tom and Mary will play tennis tomorrow afternoon.
Tom bana teniste oldukça iyi olduğunu söyledi.Tom told me you were pretty good at tennis.
Nadal zorlu bir tenis maçını kazandı. Maç beş set sürdü.Nadal won a grueling tennis match. It lasted five sets.
Park Street'ten kaçınırsak bu zaman kazandırır.It'll save time if we avoid Park Street.
Park Street'ten geçersek zaman kazanırız.We'd save time if we drove down Park Street.
Park Street'ten aşağıya doğru giderek çok zaman tasarruf ettik.We saved a lot of time by going down Park Street.
Tenis maçı yağmur nedeniyle ertelendi.The tennis match was postponed due to rain.
Bu Daumier baskısı, Paris'ten bir hatıra olarak satın aldığım en güzel şeydir.This Daumier print is the most beautiful thing that I have bought as a souvenir of Paris.
Kim tenis oynayacak?Who is going to play tennis?
Tom yeni bir tenis raketi aldı.Tom bought a new tennis racket.
Tom ve Mary şu anda tenis oynuyorlar.Tom and Mary are playing tennis now.
Tom ve Mary sık sık birlikte tenis oynarlar.Tom and Mary often play tennis together.
Tom, Paris'ten İstanbul'a efsanevi Orient Express'le yolculuk etti.Tom traveled on the legendary Orient Express from Paris to Istanbul.
Tenis oynayacağız.We're going to play tennis.
Tom Mary'nin kendisiyle tenis oynamasını istedi.Tom asked Mary to play tennis with him.
Tom oldukça iyi bir tenis oyuncusudur.Tom is a pretty good tennis player.
Tom en az haftada bir kez Mary ile tenis oynar.Tom plays tennis with Mary at least once a week.
Tom, Mary'yle hiç tenis oynamadı.Tom has never played tennis with Mary.
Paris'ten az önce geldim.I've just arrived from Paris.
Tom yaz tatili boyunca her gün tenis oynamaya niyet ediyor.Tom intends to play tennis every day during his summer vacation.
Tom arkadaşları ile masa tenisi oynuyor.Tom is playing ping-pong with his friends.
Tom teniste iyidir.Tom is good at tennis.
Tom teniste çok iyi değil.Tom isn't very good at tennis.
Tenis oynamayı asla öğrenmedim.I never learned how to play tennis.
Ben tenis oynamayı asla öğrenmedim.I never learned to play tennis.
Tom çok iyi bir tenis oyuncusu değil.Tom isn't much of a tennis player.
Sen benden daha iyi bir tenis oyuncususun.You're a better tennis player than me.
Tom teniste iyidir, değil mi?Tom is good at tennis, isn't he?
Tom benden daha iyi bir tenis oyuncusu.Tom is a better tennis player than I am.
Akira güzel tenis oynar.Akira plays tennis well.
Tom tanıdığım en iyi tenis oyuncusu.Tom is the best tennis player I know.
Tom tenisi çok sever.Tom likes tennis a lot.
Tom çok iyi bir tenis oyuncusu.Tom isn't a very good tennis player.
Tom tenis oynamada iyidir.Tom is good at playing tennis.
Tom gerçekten tenisle ilgileniyor.Tom is really into tennis.
Tom teniste oldukça kötü.Tom is pretty bad at tennis.
Tom asla beni teniste yenemedi.Tom has never been able to beat me at tennis.
Tom dün Mary ile tenis oynadı.Tom played tennis with Mary yesterday.
Tom çok iyi tenis oynar.Tom plays tennis very well.
Tom haftada üç gün okuldan sonra tenis oynar.Tom plays tennis after school three days a week.
Tom haftada üç gün tenis oynar.Tom plays tennis three times a week.
Tom tenis oynamayı sever.Tom likes to play tennis.
Tom ve Mary bütün gün boyunca tenis oynadılar.Tom and Mary played tennis all day long.
Tom benden daha iyi tenis oynar.Tom plays tennis better than I do.
Tom neredeyse her gün okuldan sonra tenis oynar.Tom plays tennis after school almost every day.
Tom haftada üç kez tenis oynardı.Tom used to play tennis three days a week.
Tom ve Mary bütün gün tenis oynuyorlardı.Tom and Mary have been playing tennis all day.
Soluk tenli uzun boylu bir adam odaya girdi ve Tom'un yanına oturdu.A tall man with a sallow complexion walked into the room and sat down next to Tom.
Bu öğleden sonra tenis oynayabileceğimizi umuyordum.I was hoping we could play tennis this afternoon.
Dün gerçekten tenis oynamak istedim fakat bir iş çıktı.I really wanted to play tennis yesterday, but something came up.
Bu öğleden sonra tenis oynamak istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to play tennis this afternoon?
O, tenise bayılıyor.She's crazy about tennis.
Tom 2013'ten beri süresi dolmuş bir vizeyle burada yaşıyor.Tom has been living here on an expired visa since 2013.
Tom dün öğleden sonra tenis oynamak istedi.Tom wanted to play tennis yesterday afternoon.
Tom ve ben birlikte tenis oynardık.Tom and I used to play tennis together.
Teniste hiç çok iyi olmadım.I've never been very good at tennis.
Tenis hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlarla tenis izlemeyi sevmiyorum.I don't like watching tennis with people who don't know anything about tennis.
Bütün gün tenis oynadım.I played tennis the whole day.
Tom'un canı gerçekten tenis oynamak istemiyor.Tom didn't really feel like playing tennis.

İlgili Sayfalar