Ana içeriğe geç
Sözlük

temel ile cümle

temel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Lakin iyi bir yazar, en temel fikirlerden bile çok zekice romanlar çıkarabilirHowever, a great writer can take the most basic ideas and make a brilliant novel out of it.
Bir çırak olarak yaptığım iş çok temeldi.The work as an apprentice was very primitive.
Ama temel olarak yeniliğin olduğu zamandır.But basically it's when there is novelty.
Fakat temel etkeni hayal gücü denilen parça.But the central agent is really that piece called the imagination.
Size göstereceğim gibi, ekmek aslında... ...modern yaşamın temel besin kaynağıdır.As I will show to you, it is actually the mainstay of modern life.
Bu basittir, en temel gıda... ...son on bin yılda ekmek olmuştur.It is the basic, most fundamental food that we've had in the last ten thousand years.
Bunlar temel insani değerler.Those are basic human values.
Kuvvet kuralının temeli f'(x)'in neye eşit olacağı.Based on the power rule, what is f'(x) going to be equal to?
Mısır, yiyecek sektöründe çok çok çesitli sekillerde kullanılan bir temel gıda.Corn is a staple food used in many, many ways throughout the food industry.
Bunu temel geometriden biliyorsunuz.You know that from the basic geometry module.
En kısa formülü kaçırılan bir zeytin Oyl tahlisiye ilgili temel Reis olur.The formula for most shorts would involved Popeye rescuing a kidnapped Olive Oyl.
Temelde hepsi aynı gibi.They all basically seem the same.
Bu türlerin populasyon büyüklüklerini, genetik çeşitliliği temel alarak hesaplayabilirsiniz.So you can actually estimate the population size based on the diversity of the genetics.
Yanıltma, hayatın temel bir kısmıdır.Deception, it's a fundamental part of life.
Ve bu temel olarak inşa etmeye çalıştığımız şey.And that's essentially what we're trying to build. Thank you.
Reaksiyona bakınca temelde şunu diyebiliriz fosforun her bir molü için bundan 6 mol olmalı.Which is just essentially saying, look, for every mole of that, I need 6 moles of that.
Temel düzeyde okur yazar olmak için sadece 1000 karakter bilmeniz gerekir.You only need 1,000 to understand the basic literacy.
Bunlar daha fazla karakter yaratabilmeniz için temel taşları.They are the building blocks for you to create lots more characters.
Ağacın altına bir destek koyarsanız temelimiz olur.Put a plank underneath the tree, we have the foundation.
Bu temelle yerleştirilmiş bir güneş çünkü Japonya, Çin'in doğusunda kalıyor.This is a sun placed with the origin, because Japan lies to the east of China.
Dolayısıyla, güneş ve temel Japonyayı oluşturuyor.So a sun, origin together, we build Japan.
Bana göre hepsinin ortak bir temel sorunu var: çok yavaşlar.For me, they share a fundamental problem: they're too slow.
Bütün hikâyelerin temel özelliği, paylaşılmak için olmalarıdır.One of the key qualities of all stories is that they're made to be shared.
Aslında, onu yaratan temele indiğinizde cazibe için daha çok takdir görüyorsunuz.And, actually, you get more appreciation for glamour when you realize what went into creating it.
Temel olarak, 1980'de empoze edilen yapı değiştirilmedi.Basically, the constitution imposed in 1980 has not been changed.
Aradaki temel fark budurThat's basically the difference.
Mevcut hazırlıkların çoğu temel kusurlar içeriyor.And right now most of the preparedness is deeply flawed.
Bu temeldir.This is the basis.
Kompleks becerilerin taklit edilmesi kültür dediğimiz şeyin ve medeniyetin temelini oluşturur.The imitation of complex skills is what we call culture and is the basis of civilization.
Bunlar bizim temel sinirbilim anlayışımızdan ortaya çıkar.It emerges from our understanding of basic neuroscience.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.It's just a basic fact about being human that sometimes the self seems to just melt away.
Bu temel olan.That's the basic.
Açıkçası buradaki temel konu, çeşitli senaryolar altında bu fiyatın nasıl değişeceği.Obviously the whole discussion is: what happens to this price over a bunch of different scenarios?
Roots (kökler) sıkı bir temel oluşturur.Roots make a firm foundation.
Her neyse- temel olarak, Roots and Shoots genç insanların hayatlarını değiştirmeye başlıyor.Anyway -- so basically, Roots and Shoots is beginning to change young people's lives.
Belki de temel bir değişim oldu karakter, karakter bizim ulusal güvenlik yanıt verir.I guess I would like to ask you how you envision China fitting in to the New World Order.
Bu temelde sadece bir forum nerede dış politika hakkında konuşmak bir sürü insan var.George Bush was once a member but resigned last year before his unsuccessful presidential campaign.
Buna ek olarak bu üç düzine kaynakları temel düzenini onaylayın.It was at this time that Nixon appointed Bush as an Ambassador to the United Nations.
Kongre altında üç temel ayağı üzerinde temel alır:Stories about what happens in these redwoods are hard to come by.
Bu onun temel oldu diye düşündü oldu kontrast,-cekti var olmak büyük onun devrim.That was his basic contrast, that was what he thought would be his big revolution.
Monetarism, bilmediğiniz, ama iyi olur, ayrıca Euro inşaat temeli budur.Monetarism, you may not know, but you ought to, is also the basis of the construction of the Euro.
İşe en başından başlamam lazım, zira çoğu insan aslında temel muhasebe ilkelerini bilmiyor.Because I think the newspapers do that, but a lot of people don't understand the basic accounting.
Yani en temelinden başlayalım. Bilançonun en temel muhasebe ilkelerinden birisiyle başlıyoruz.So I'm going to start with just a very basic accounting concept of the balance sheet.
Sanırım temel fikri anladınız.I don't know if someone dancing for you is an actual economic benefit, but you get the idea.
Şimdi bilançoya ilişkin en temel ilkelerden başlayalım,So I'm going to give you a little equation, actually, just to take a little bit of a tangent.
Umarım bilançonun temel ilkeleri aklınızda biraz netleşmeye başlamıştır. .And I think hopefully the concept of equity is starting to make a little more sense.
Bu yüzden yüz yüze geldiğimiz temel problemler aşırı tüketim ve nüfus fazlalığı.So the fundamental problems that we face are overconsumption and too many people.
Temelde onlar are seyir için yeni ürün ve bazı yeni setleri yapma.Well, basically they are looking for new products and making some new sets.
Temel olarak,o yaratıkları tam burada yeryüzünde bulabileceğimi fark ettim.Temel olarak,o yaratıkları tam burada yeryüzünde bulabileceğimi fark ettim.
İlk uçakta kontrol işlevini gören temel olarak kokpitte oturan Orville ve Wilbur'un beyinleriydi.İlk uçakta kontrol işlevini gören temel olarak kokpitte oturan Orville ve Wilbur'un beyinleriydi.
Böylece bir sinek rüzgar siperine çarptığında, gördüğünüz temel olarak güç kasının hareketidir.Böylece bir sinek rüzgar siperine çarptığında, gördüğünüz temel olarak güç kasının hareketidir.
Bu temel olarak zaman içinde katmanlaştırmadır.Bu temel olarak zaman içinde katmanlaştırmadır.
Bu temel çoklu işlem ve çoklu katman görüşleri kanımca bizim beyinlerimiz içinde geçerli şeyler.Bu temel çoklu işlem ve çoklu katman görüşleri kanımca bizim beyinlerimiz içinde geçerli şeyler.
Temel olarak karmaşaya inanırsınız fakat belirsizliklere değil.Basically you believe in complexity, but not in ambiguity.
Gerçekten mühim olan, temelde insanların duygularıyla ulaşmak.What really matters is basically to manipulate the emotions of the people.
Bazı şeylerin temelde yanlış gittiğini biliyoruz.We know that something has gone fundamentally wrong.
Gördüğünüz gibi, Batıda, temel ekonomik ve sosyal birim, ... ...bireydir.You see, in the West, the basic economic and social unit is the individual.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Solomon sat on the throne of David his father; and his kingdom was firmly established.
RABbin Tapınağının temeli dördüncü yılın Ziv ayında atıldı.In the fourth year was the foundation of the house of Yahweh laid, in the month Ziv.
Onlar ki, vakitleri gelmeden çekilip alındılar, Temellerini sel bastı.who were snatched away before their time, whose foundation was poured out as a stream,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod