Çalışmalarının önemli bir teması da zaman sorunsalıydı.La datation de son œuvre est, elle aussi, problématique.
Geçmişte birçok televizyon programında Aston Villa teması kullanılmıştır.Quelques programmes télévisés britanniques ont fait référence à Aston Villa au cours des dernières décennies.
Film, temasını Doom adlı video oyunundan almaktadır.Le surnom de « Doom » vient du jeu vidéo du même nom.
Çin, batısındaki ülkelerle temas kurmaya Zhang Qian zamanında MÖ 126 yılında ilk olarak başlar.La Chine commença à explorer les territoires vers l'ouest à partir de l'ambassade de Zhang Qian en 126.
Kitabın ana temasında eşcinsellik konusu ele alınmıştır.Le thème principal de cet ouvrage est l'homosexualité.
Various Positions albümünde Yahudi-Hıristiyan temalar daha geniş yer bulmuştur.Un groupe de dialogue judéo-chrétien s'est réuni au Bec à plusieurs reprises.
Üçüncü sezon American Horror Story: Coven adıyla yayınlanırken teması cadılar ve büyücülük üzerineydi.La saison 3 d'American Horror Story: Coven se déroule autour de l'histoire des sorcières de Salem.
CONTACT: ... ile temasa geç.Dermite de contact Dermite de contact.
Temayı sevmeyen eleştirmenler "Fisher-Price" (oyuncak üreticisi) arayüzü olarak nitelendirdiler.Certains de ces critiques vont jusqu'à l'appeler « l'interface Fisher-Price ».
"Singspiel" eserleri genellikle ya komik ya da romantik konu ve temaları işlemekteydiler.L'amphibologie vise en majorité des effets comiques et ironiques.
Bu şiir kitabının ağırlıktaki teması ölüm ve sevgidir.Le poème aborde les thèmes de l'amour et de la mort.
Ancak elektrikle temasın olduğu durumlarda çarpılma riskine karşı su kullanımından kaçınılmalıdır.Cependant, il faut éviter un maximum la corrosion des combustibles irradiés au contact de l'eau.
Günümüzün Üç Güzeli çiziminde çizilen üç model Utamaro'nun portresinin ana temasıydı.Les trois modèles des Trois beautés de notre temps sont des sujets fréquents de l'art du portrait d'Utamaro.
Temas insektisitleri böceklere doğrudan temas ettirilerek kullanılır.Elle déteste tout ce qui se rapporte aux insectes.
Ultimate, hakemsiz oynanan vücut temasının olmadığı bir spordur.Sport sans contact L'ultimate est un sport sans contact.
Şarkı sözleri olarak, şarkının ana teması ölümdür.Dans ses musiques, son sujet principal est sa vie.
Kısa sürede finans dünyasında temayüz etti.Elle s'illustra dans le monde de la finance.
Bu yüzden temas ettiği organik maddeler çabucak yanar.Le bol alimentaire qu’il contient fermente alors rapidement.
1985 çıkışlı Hounds of Love albümünde olduğu gibi albüm iki tematik kısma ayrılmıştır.Cette organisation rappelle son album Hounds of Love de 1985, lui aussi en deux parties.
Filmin tema müziği "In the Arms of Love"dır.Paroles de la chanson « Dans les bras de Lea ».
Otto Mueller'in aynı dönemde 'Der Blaue Reiter' grubu ile de teması vardı.Dans le même temps, Mueller entretient également des contacts avec les artistes du « Blaue Reiter ».
Daha sonraki çalışmalarında tema olacak olan sirke hayran oldu.Entrons avec lui dans le cercle enchanté de sa peinture.
O seviyede bir temasımız yok.Il n'y a pas de fenêtre à ce niveau.
"Her Temas İz Bırakır" romanı Almanca'ya tercüme edildi.Les articles en romanche sont traduits en allemand.
Yenilenen bir tema ise de "Aamund" ve "Kettil" adlarındaki iki rahip hakkında olan hikâyedir.Un thème récurrent est l'histoire de deux prêtres nommés Aamund et Kettil.
1980'ler: İsrail ile kurulan ilk temas.1963 : première visite en Israël.
1993'te tematik televizyon yayıncılığına geçildi.Elle a été diffusée en 1993 à la télévision.
Tunahan ve Necip Fazıl teması sonraki yıllarda da devam etti.Le projet de promenade et de voie de communication émerge au cours des années suivantes.
Sonda ile en son temas 8 Aralık 2000'de oldu.Le dernier contact avec la sonde a lieu le 12 octobre 1994.
Atlas Vazgeçti'nin ana teması "insan aklının toplumdaki rolü" dür.D'après l'auteur elle-même, Atlas Shrugged a pour thème « le rôle de l'esprit humain dans la société ».
Gojiranın bazı temaları Duplantier'in doğayı korumak konusundaki kişisel düşüncelerine dayanır.La plupart des objectifs de Camber tournent autour de la protection du peuple de Gwynedd.
Paket, The Sims 2: Apartment Life ile benzer temadadır.Play-offs : système identique à la 2e division.
Sonrasında solo piyano koral temayı başlatır.Il en existe un arrangement pour piano seul.
Şarkı sözü temaları depresyon ve intihar ile ilgilidir.Le thème de cette chanson renvoie aux questions de la tentation et aux plaisirs mortels.
Temari bu yelpazeyi dövüş sırasında çok güçlü bir silah olarak kullanmaktadır.Cette arme va montrer sa très grande efficacité durant la bataille.
Masalda işlenen tema, yasaklanmış bir şeyi yapmanın cezasıdır.On a l'obligation morale de faire ce qui est interdit.
İzleyen iki hafta boyuca Pers Donanması ile bir temas gerçekleşmemiştir.Deux semaines passent sans que la flotte perse ne soit en vue.
Nehrin kaynağına doğru ilerler ve Bakongo Krallığı ile temas kurar.Les deux frères remontent le fleuve et fondent le royaume du Gondor.
Akademik ve dini temaslarla Galileo Galilei ile tanışmıştır.Il a été présenté à Galilée au travers de contacts universitaires et ecclésiastiques.
Kimyasal yanıklarda ilk yardım Yanan bölgedeki giysiler çıkarılarak kimyasal maddenin deriyle teması kesilir.Sur Terre, la ségrégation des éléments chimiques dans le manteau mène au dégazage de ce dernier.
Eserde halk müziği temaları kullanılmıştır.Le terme de musique populaire est l'objet de débats.
Diplomatik temaslar sonucu geri alındılar.Les relations diplomatiques sont rétablies au même moment.
Parçada Del Rey'in "bir adam uğruna aşkından ölmesi" tema edinildi.Les hommes se déclarent « prêts à mourir pour leur roi ».
Tüm yaptıklarında bu ana temayı temel aldı.C'est là qu'il fit l'essentiel de ses découvertes.
Sözsel olarak cinsel ilişki, sadomazoşizm, bondage ve cinsel fetişizm temaları işlenmiştir.À savoir la sodomie, le sadomasochisme et les rapports sexuels en public.
Müzikal açıdan şarkı New York diskolarından bir tema taşır.D'un point de vue musical, la chanson s'inspire des disques de la Motown.
Bunu biliyoruz ancak PKK ile temasımız yok.Cette initiative n’aurait pas de lien avec le PCF.
Sütten kesildikten sonra yavrular uzun süre daha, temassız olarak ebeveynleri ile kalırlar.Si la nourriture est abondante, les autruchons seront abandonnés beaucoup plus tôt par leurs parents.
Sözsel olarak "cinsiyetlerin savaşını" tema alır.C'est la « guerre des sexes ».
HIV cinsel temas yoluyla ve enfekte kanla temas yoluyla bulaşan ciddi bir etkendir.Le VIH est un virus qui se transmet sexuellement ou par contact sanguin.
Tema Vakfı.Son équipe.
CERND Fermilab ile ortak bir iş birliği yapma konusunda temasa geçti.Le CERN demanda au Fermilab de mettre en place une collaboration commune.
Şarkı genel bir aşk temasını işler.La chanson parle d'une relation amoureuse.
Bu yazınlarda bir mit bütününden bahsetmek pek olası değilken, büyük mitik temalar da göze çarpmamaktadır.Si Mille grues de papier parle de la mort, cet ouvrage délivre aussi un immense message d'espoir,.
Bilahare Yeni Demokrasi Hareketi ile temas kurdu.BusinessWeek a parlé du nouveau paradigme économique.
Onunla temas halindeyim.Estoy en contacto con él.
Jim'le temasa geçeceğim ve uğramasını rica edeceğim.Contactaré a Jim y le pediré que venga.
Boston'a vardığında lütfen benimle temas et.Cuando llegues a Boston, por favor ponte en contacto conmigo.
Ana teması Almanya'daki Türk göçmenlerinin ikinci ve üçüncü kuşağının sorunlarıdır.Su tema central son los problemas de la segunda y tercera generación de inmigrantes turcos a Alemania.
7 Şubat 2003'teki bir temas denemesi başarılı olmadı.El intento por contactarla el 7 de febrero de 2003 no tuvo éxito.