İlk eserleri dini temalar içermiştir.Die ersten Anfragen kamen von den Kirchengemeinden.
Böyle bir uygulamaya müsaade edildiğine daha önce de temas edilmişti.Außerdem wurde festgestellt, dass sie den Gebrauch dieses Mittels vorher angegeben hatte.
Cromwell birlikleriyle beraber ilerlerken, Sir David Leslie düşmanla temastan kaçınma taktiğine devam eder.Trotz verschärfter Bewachung gelingt es Sir Percy, die beiden mittels Bestechung zu befreien.
Aşk ve ölüm temalarını işledi.Trinken von Liebe und Tod.
Eyaklar ile Avrupalılar arasındaki ilk temas tarihi bilinmemektedir.Viel ist über die Geschichte der Gegend vor dem ersten Kontakt mit Europäern nicht bekannt.
Her şeyden çok kadın ile erkek arasındaki aşk temasını işler.Nicht immer geht es um die Liebe zwischen Mann und Frau.
Troposfer, atmosferin yere temas eden en alt katıdır.Die Troposphäre ist der unterste und dichteste Teil der Atmosphäre.
Bugün Temaniler'in çoğunluğu İsrail'de yaşarken küçük bir kısmı da ABD ve diğer ülkelerde yaşamaktadır.Infolge des Holocaust leben viele Nachfahren heute in den USA und in Israel.
Ana temanın bir versiyonu.Erste Hauptserienversion.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Beide können so Blicke in die Welt des jeweils anderen werfen.
Émile Bernard ile de temasını kesmedi.Freundschaft schloss er mit Émile Bernard.
Yakın temaslar, virusun bulaşmasında önemli rol oynar.Adhäsine spielen eine wichtige Rolle beim Infektionsprozess.
Suya temas ettiklerinde şoku sönümlemek için yüzlerinde ve göğüslerinde hava keseleri bulunur.Damit wandert sie bis zu einem Wasser, in dem ihr Zunge und Arm geschwommen kommen und anwachsen.
Daha sonra çocuk dış çevre ile temasa geçer.Der einsame Junge sucht Kontakt.
Özel temalı geceler organize etti.Außerdem gibt es einen speziellen Nachtbusbetrieb.
Koyu tema.Kudlich Hans.
Serideki önceki oyunlardan daha olgun bir tema takdim etmektedir.In Chicago spielt er eine deutlich defensivere Rolle als bei seinen vorherigen Teams.
Olabildiğince az ve bedenle teması az ve iki parçalı bir elbise giyilmelidir.Der Blütenstandsstiel ist kurz und trägt ein oder zwei beschuppte, kleine Blätter.
Elinizde açık yara varsa vücut sıvıları ile temas etmemeye çalışınız.Wenn sie ausfallen, unterbrechen sie die Luftzufuhr nicht.
Polonya'nın ulusal marşının sözleri ve temasından etkilenilmiştir.Er wurde mit dem Offiziers- und dem Ritterkreuz des Orden Polonia Restituta ausgezeichnet.
Oyunun temasında taarruz ve müdafaa işlenir.Das Spiel muss gleichzeitig defensiv und offensiv gespielt werden.
Oyunlarda genel tema olarak terörle savaş konusu işlenir.Inhaltlich befasse sich die Band thematisch mit dem Thema Krieg.
Serilerin ana teması Tim'in süregelen eğitimleri ve kendisi ile ilgili olan kötü'leri yakalamasıdır.Fortlaufendes Thema der Serie ist die Suche nach seiner Familie und seine Selbstfindung.
Ölümün gücünü işleyen bu tema, ortaçağda sıkça kullanılmıştır.Dieser Benennungstyp wurde im Mittelalter oft verwendet.
Dört yapraklı yoncanın teması sonucu ölür.Der aus vier Fruchtblättern verwachsene unterständige Fruchtknoten ist einfächerig.
Teaserın teması ilkbahar mevsimi ve masum güzel bir kız hakkındaydı.Er sah in der Gestalt des Mädchens eine Verkörperung der Unschuld und Jungfräulichkeit.
Herhangi bir temaya ait olmayan müzik yaptığımı gördünüz ve aynı kişilerle sürekli çalışmadığımı da.Die Band hatte zuvor kein einziges dieser Lieder geprobt und nie zusammen gespielt.
Martian Manhunter eğer ateşe temas ederse bir daha suda dahi sönmez.Lord Emsworth kann noch nicht einmal mehr friedlich in seinem See schwimmen.
Ebeveynlerimle temas kurdum.J'ai contacté mes parents.
Tom'a temas edildi.Tom est touché.
Burada komünist direnişçi Guy Ducoloné ile temas kurmuştur.Il s'y lie avec un résistant communiste, Guy Ducoloné.
Burada muhtemelen ünlü matematikçi Pedro Nunes ile teması olmuştur.Il y fait la connaissance du mathématicien Pedro Nunes.
Küçük sabotaj eylemlerini teşvik etti ve Çek direnişi ile temas kurdu.Il encouragea des actes mineurs de sabotage et établit des contacts avec la résistance tchèque.
Sonra fark edildi ki 9. Ordu batıya hareket edecek olursa 12. Ordu ile temas sağlayacaktır.On se rend alors compte que si la 9e armée va à l'ouest, elle pourra rejoindre la 12e.
Bu yürüyüşün teması ise kadına karşı uygulanan şiddetti.Cette application est conçue pour lutter contre les violences faites aux femmes.
Yazılarında ölüm teması görülmeye başlandı.On commence à trouver dans ses toiles le thème de la mort.
Diğer mahkûmlarla temas etmesi önlenmekte ve kendisi ayrı bir yerde tutulmaktaydı.Il est séparé des autres prisonniers et placé en isolement.
Poe'nun pek çok şiiri gibi bu şiirin de teması güzel bir kadının ölümüdür.Comme de nombreux poèmes de Poe, il évoque le thème de la mort d'une belle femme.
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Le livre est développé selon trois axes.
Bu tema sanatçının babası görüntüleri esinlenmiştir , kimi Polonya uzaklıktadır.Ce thème s'inspire d'images venant du père de l'artiste, qui était originaire de Pologne.
Şarkılarda genellikle Noel ve kış teması vardır.Les chansons de cet album ont pour thème Noël et l'hiver.
"Christmas Tree", Lady Gaga ve Space Cowboy vokallerinin bulunduğu Noel müziği temalı bir şarkıdır.Christmas Tree est une chanson de Noël, interprétée par Lady Gaga et en collaboration avec Space Cowboy,.
Kitabın üçüncü teması ölümdür.Le thème principal de la pièce est la mort.
Morpheus makinesinin tema şarkısı "Mr. Sandman", 1954 yılında The Chordettes'in ünlendiği şarkıdır.Le thème de la machine est la chanson Mr. Sandman popularisée par le groupe The Chordettes en 1954,.
Bizanslı'ların Ruslar'la ilk teması 839 yılında oldu.Le premier contact entre les Byzantins et les Russes remonte à 839.
Suyla temas halinde hasar alırlar.On y observe encore les dommages liés à l’eau.
Romanlarının ana temaları özellikle Afrika' da geçmektedir.Ses premiers romans ont pour cadre l'Afrique.
Bu şarkı aynı zamanda WWE'nin No Way Out 2008'inde tema oldu.Il devient le thème du No Way Out de 2008 à la WWE.
Ayrıca, 1890'larda kısıtlı sayıda çiçek temalı natürmortlar da çizmiştir.S'y ajoutera vers 1830 la production de quelques colorants naturels.
Koşudan farklı olarak, en az bir ayağın her zaman yer ile temas hâlinde olması gerekir.Dans les phases d'extension, un pied au moins est toujours au contact du sol.
Bakteri ile temastan 10-40 gün sonra küçük ağrısız yumrular belirir.De petits nodules, indolores apparaissent environ 10 à 40 jours après le contact avec la bactérie.
J kaynağında sıkça tekrarlanan temalardan biri de insan ile kutsal dünya arasındaki sınırlardır.L'un des thèmes récurrents de J dans la Genèse est la frontière entre les domaines divins et humains.
Fakat "Homer's Phobia", tamamen eşcinsellik teması etrafında dönen ilk bölümdür.L'épisode La Phobie d'Homer est le premier épisode à être centré sur l'homosexualité.
Filmin tema şarkısı "Streets of Berlin" dir.Le film qui en a résulté est Streets of Blood.
Ele teması mecburi ise eldiven kullanılmasında yarar vardır.Au besoin, on les enveloppe avec des gants.
Sonuç olarak iki bölge birbirleriyle temas kuramadı.Ces deux régions n'ont par définition pas eu la possibilité de communiquer entre elles.
Bu şarkı dizinin ana karakteri Na Mi-rae'nin ana tema şarkısıdır.La chanson "I'm OK" est la chanson thème du personnage principal Na Mi-rae.
1543'teki ilk temastan sonra, Protekiz gemileri Japonya'ya uğramaya başladı.Peu après les premiers contacts en 1543, les navires portugais commencent à arriver au Japon.
Albümün teması ve müzikal tarzında, Knowles'ın Dreamgirls şarkısındaki rolünden esinlenildi.La plupart des thèmes et musiques de l'album sont inspirés du rôle de Knowles dans le film Dreamgirls.
Her düzey de kendi grafik ve müzik temalarına sahiptir.Chaque album possède son propre thème et ses propres musiciens.