Herkesin içinde var ve doğrusu, normal olma telaşı potansiyelimizi kurban edişimizdir.ובכל הכנות, הרדיפה אחר הנורמליות היא הויתור האולטימטיבי על פוטנציאל.
Herkesin içinde var ve doğrusu, normal olma telaşı potansiyelimizi kurban edişimizdir.وبكل صدق البحث عن "الطبيعية" هي عبارة عن اهدار كبير للامكانيات
Herkesin içinde var ve doğrusu, normal olma telaşı potansiyelimizi kurban edişimizdir.可能性を潰す 究極の犠牲となります 成長や変革や素晴らしさ をもたらす機会は
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Actuellement il est sorti, l'air encore plus ahuri qu'auparavant.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Attualmente ne uscì, guardando ancora più agitate di prima.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Atualmente ele saiu, parecendo ainda mais flurried do que antes.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Hetken kuluttua hän nousi, etsivät vielä hätäinen kuin ennen.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Hiện nay, ông xuất hiện, tìm kiếm nhiều hơn flurried hơn trước.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.În prezent, el a apărut, cautati chiar mai mult năuc decât înainte.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.그녀의 난 아무것도 볼 수 없었다. 현재 그는 더 찾고, 올라오네
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Momenteel is hij gekomen, op zoek naar nog meer ontroerd dan voorheen.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Trenutno se je pojavil, ki je videti še bolj flurried kot prej.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.V současné době se vynořil a díval se ještě více flurried než dříve.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.V súčasnej dobe sa vynoril a díval sa ešte viac flurried ako predtým.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Zur Zeit ist er entstanden, suchen noch aufgeregt als zuvor.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Σήμερα ο ίδιος αναδείχθηκε, αναζητούν ακόμα περισσότερο flurried ό, τι πριν.
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.בה יכולתי לראות כלום. נכון להיום הוא יצא, מחפש עוד יותר
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.لها يمكن أن أرى شيئا. برزت في الوقت الحاضر وهو يبحث أكثر
Hiçbir şey onu görebiliyordum. Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.以前よりも混乱した。
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.Hush "Rabbit trong một giai điệu vội vã, thấp.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.Hush! ", Sagte der Hase in eine niedrige, eilte Ton.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.Hush! ", Sanoi Kani matalalla, kiireisiä sävy.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.Hush! ", Είπε ο κουνέλι σε ένα χαμηλό, έσπευσε τόνο.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.Hush! ", Каза Заека в ниска, побърза тон.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.쉿! '낮은 목소리로 재촉하는 토끼는 말했다.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi."Řekl Králík tichým, spěchal tón.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.Silêncio! ", Disse o Coelho em um tom baixo e apressado.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.ששש! "אמר הארנב בקול נמוך מיהר.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.الصمت! "قال الأرنب في لهجة ، وانخفاض سارع.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.彼は、彼が話したように彼の肩越しに心配そうに見えたし、つま先によって彼自身を調達
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Acreditem-me, eu estava preocupado porque estava a infringir as normas.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Créanme que estaba preocupado porque estaba incumpliendo las reglas.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Credetemi, ero preoccupato. Stavo infrangendo le regole.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Credeți-mă, eram îngrijorat pentru că încălcam regulile.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Croyez-moi, j'étais inquiet parce que j'enfreignais les règles.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Geloof me dat ik ermee inzat, want ik overtrad de regels.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Glauben Sie mir, ich machte mir Sorgen, weil ich gegen die Regeln verstieß.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Higgyék el nekem, aggódtam, mert megszegtem a szabályokat.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.정말로 걱정스러웠습니다. 왜냐하면 저는 규칙을 어기고 있었기 때문이지요.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Tin tôi đi, tôi đã rất lo lắng bởi vì tôi đang làm trái quy định.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Uwierzcie, byłem zaniepokojonym ponieważ łamałem zasady.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Věřte mi, dělal jsem si starosti, protože jsem porušoval pravidla.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Verte mi, mal som obavy, lebo som porušoval predpisy.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Πιστέψτε με, ήμουν αγχωμένος επειδή έσπαγα τους κανόνες.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Поверьте, я беспокоился, ведь я нарушал правила.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Повярвайте ми, бях разтревожен защото нарушавах правилата.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.האמינו לי, דאגתי מאוד מפני שהפרתי את החוקים.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.صدقوني كنت قلقا لأنني كنت أخرق القواعد.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.私がルールを破ったのですから 私がしているのは
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.A on im povedal: Prečo ste predesení, a prečo vzchádzajú také myšlienky vo vašom srdci?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Dar El le -a zis: ,,Pentru ce sînteţi turburaţi? Şi dece vi se ridică astfel de gînduri în inimă?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Ele, porém, lhes disse: Por que estais perturbados? e por que surgem dúvidas em vossos corações?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.És monda nékik: Miért háborodtatok meg, és miért támadnak szívetekben okoskodások?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.I dí jim: Co se strašíte a myšlení vstupují na srdce vaše?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.In jim reče: Kaj se plašite? in zakaj dvomljive misli obhajajo vaša srca?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.I rzekł im: Czemuście się zatrwożyli, i czemu myśli wstępują do serc waszych?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.예수께서 가라사대 어찌하여 두려워하며 어찌하여 마음에 의심이 일어나느냐
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Ma egli disse: «Perché siete turbati, e perché sorgono dubbi nel vostro cuore
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Mais il leur dit: Pourquoi êtes-vous troublés, et pourquoi pareilles pensées s`élèvent-elles dans vos coeurs?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Men han sade till dem: »Varför ären I så förskräckta, och varför uppstiga tvivel i edra hjärtan?