İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Mutta hän sanoi heille: "Miksi olette hämmästyneet, ja miksi nousee sellaisia ajatuksia teidän sydämeenne?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Ngài phán rằng : Sao các ngươi bối_rối , và sao trong lòng các ngươi nghi làm_vậy ?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Ngài phán rằng: Sao các ngươi bối rối, và sao trong lòng các ngươi nghi làm vậy?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Og han sagde til dem: "Hvorfor ere I forfærdede? og hvorfor opstiger der Tvivl i eders Hjerter?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Og han sa til dem: Hvorfor er I forferdet, og hvorfor opstiger tvilende tanker i eders hjerte?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Pero él les dijo: --¿Por qué estáis turbados, y por qué suben tales pensamientos a vuestros corazones
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Tetapi Yesus berkata, "Mengapa kalian takut? Mengapa timbul keragu-raguan dalam hatimu
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Und er sprach zu ihnen: Was seid ihr so erschrocken, und warum kommen solche Gedanken in euer Herz?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi."Waarom zijn jullie zo van streek?" vroeg Hij. "Waarom twijfelen jullie eraan of Ik het werkelijk ben?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Και ειπε προς αυτους Δια τι εισθε τεταραγμενοι; και δια τι αναβαινουσιν εις τας καρδιας σας διαλογισμοι;
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.И Той им рече: Защо се смущавате? И защо се пораждат такива мисли в сърцата ви?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.І рече їм: Чого стрівожились? і чого думки встають у серцях ваших?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.Но Он сказал им: что смущаетесь, и для чего такие мысли входят в сердца ваши?
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.ויאמר אליהם מה זה אתם נבהלים ועל מה זה מחשבות עלות בלבבכם׃
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.فقال لهم ما بالكم مضطربين ولماذا تخطر افكار في قلوبكم.
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.耶 穌 說 、 你 們 為 甚 麼 愁 煩 . 為 甚 麼 心 裡 起 疑 念 呢
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.耶穌說 、 你 們為 甚 麼愁煩.為甚麼 心 裡起 疑念 呢
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.Alles klar, Kumpel?
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.Är du okej?
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.Estás bem, amiguinho?
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.Ne lógasd az orrod!
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.Ootko sä kunnossa?
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma. Sıkı tutun.Blijf hangen.
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma. Sıkı tutun.Dostanu tě ven.
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma. Sıkı tutun.Добре ли си, приятелю?
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma. Sıkı tutun.هل أنت بخير يا رفيقى؟ لا تقلق تماسك
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.T'inquiète pas !
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.Είσαι καλά, φιλαράκο;
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.Добре ли си, приятелю?
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.Acesta trebuie să fie primul său zbor.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.Det må være hans første flyvning.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.Deve ser o seu primeiro vôo.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.Es muss seinen ersten Flug.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.Kell lennie az első repülést.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.Se on hänen ensimmäinen lento.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.To musi być jego pierwszy lot.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.To musí být jeho první let.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.To musí byť jeho prvý let.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.Θα πρέπει να είναι η πρώτη πτήση του.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.Це повинно бути його перший політ.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.זה חייב להיות הטיסה הראשונה שלו.
Jeju Adası sadece 1 saatlik mesafede. Uzun sürmeyecek. Öyle telaş yapıyorsun ki.لا بدّ أنّه طيرانه الأوّل
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Giulietta si sveglia e si muove.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Júlia felébred és moccan.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Julie prebudí a podnecuje.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Julie probudí a podněcuje.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Julieta acorda e se mexe.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Julieta despierta y se mueve.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Julieta se trezeşte şi trezeşte.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet bangun dan mengaduk.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet budzi i pobudza.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet erwacht und regt sich.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet herää ja herättää.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliette se réveille et remue.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet tỉnh dậy và khuấy động.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet vaknar och rör om.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet wakker en roert.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet zbudi in razburka.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Julie vågner og rører.]
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][줄리엣은 깨어 및 흔들고.]