Ana içeriğe geç
Sözlük

telaş ile cümle

telaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom telaşlı bir insan, değil mi?Tom is a fussy person, isn't he?
Tom telaşlı bir sabah geçirdi.Tom had a hectic morning.
Tom, evrakları doldururken telaşlandı.Tom got flustered when filling out the paperwork.
Bu yenilgi Kartaca'da büyük bir telaşa yol açmıştır.This defeat caused great turmoil in Carthage.
Theresa, Tony'nin nerede yaşadığını bildiğini fark edince telaşlanmaya başlar.Theresa starts to worry as she realizes that Tony knows where she lives.
Ayrıca B. atrox'tan daha telaşlı ve öngürülemezdir ve saldırganlığı ile ilgili bir şöhreti vardır.It is also regarded as being more excitable and unpredictable than B. atrox.
Gaius'un MS 4 yılındaki ölümüyle Augustus'un sarayında telaşlı bir hareketlilik başladı.The death of Gaius in AD 4 initiated a flurry of activity in the household of Augustus.
Dişiler telaşlandıklarında dudaklarını ileri doğru uzatıp kulaklarını dikleştirirler.Females bring their lips forward and raise their ears when agitated.
Bir bakış elde etmek telaşına kapılırız.We tried very hard to keep perspective.
Bu haber kocasını çok telaşlandırır.This caused great grief to her husband.
Çevrelendiklerini de anlayabiliyorlar, biraz telaşlanabilirler.If they get surrounded, they notice that too, they might get a little flustered.
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.When they're flustered, they'll suddenly have feelings for you!
Halen daha da bakarak, ortaya çıktı zamankinden daha telaşlı.Presently he emerged, looking even more flurried than before.
Çılgınlıklar telaşlandırıcı olabilir.Manias can be alarming.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Presently he emerged, looking even more flurried than before.
Herkes bir telaş içinde.Everybody is in a tizzy.
Bu yüzden de hayatım hep bir telaş içindeydi.So my life was constantly in a state of rushing.
Ve New York'ta büyümüş biri olarak diyebilirim ki, telaş gayet normaldi.And since I grew up in New York City, as far as I could tell, rushing was pretty normal.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.The woman on the other end of the line, we'll call her Carol, was panicked.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Don't worry if you don't know what exponents are, because this has no exponents in them.
Tamam, biraz daha zamanımız var. Yani telaşlanma. Hey.Okay, now, we got plenty of time, buddy, so don't you worry.
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.You okay, buddy?
- Telaşlanma, Bear.- Slow it down, baby.
Ve işte telaşlandıran bir düşünce.So, here's an alarming thought.
Zaten telaşlanmış köleler iyice ürperir.A hush comes over the anxious slaves.
İnanın telaşlıydım çünkü kuralları çiğniyordum.Believe me, I was worried because I was breaking the rules.
Hush! 'Tavşan düşük, telaşlı bir ses tonuyla söyledi.Hush!' said the Rabbit in a low, hurried tone.
Şimdi ebeveynler telaş içindeler, biliyorum.Now the parents are really alarmed.
Öyle telaş yapıyorsun ki.You're making such a fuss.
♫Carnegie Salonu'nun♫ ♫sahne kapısında telaş♫ ♫Ünlü caz sanatçısı kaçak♫♫ Panic at the stage door ♫ ♫ of Carnegie Hall ♫ ♫ "Famous Jazz Singer Gone AWOL" ♫
Bu biraz karışık gibi ama fazla telaşlanmayın.If this is confusing to you -- don't worry too much.
Ve adam tamamen öfkelidir; acele ederek, telaşla karısını görmeye gider.And he is completely furious, and he rushes, going to rush to see her.
[Juliet uyanır ve telaşlandırıyor.][Juliet wakes and stirs.]
Size söyleyeceğim bir şey var. Sakın telaşlanmayın.I have something to tell you.
Derdiniz nedir ? öleceksin ! Sen misin ? Neden bu kadar telaşlısın ?What's your problem ? you'll die ! you ? why are you so hurry ?
O telaşın girdabına çekilme... o fırtınanın içine...Don't get pulled into that rush ...into that storm.
Ben yan odaya koştum, telaş içinde bir dürbün bularak camdan dışarı bakmaya başladım.I ran into the next room frantically found a pair of binoculars and started peering out the window.
Tamam, şimdi bizim sıcaklığımız için, telaşlandığımız şey.All right, so now for our temperature, that's what we were worried about.
Kravat bağlama telaşı bittiği zaman burada olacağını söyledi.He said he'd be here when he was done fussing with his bow tie.
Fakat şimdilik, Telaş yapmalıyız.But for now, we must make haste.
Rab ona şu karşılığı verdi: ‹‹Marta, Marta, sen çok şey için kaygılanıp telaşlanıyorsun.Jesus answered her, "Martha, Martha, you are anxious and troubled about many things,
İsa onlara, ‹‹Neden telaşlanıyorsunuz? Neden kuşkular doğuyor içinizde?›› dedi.He said to them, "Why are you troubled? Why do doubts arise in your hearts?
Bu sözleri işiten kalabalık ve kentin yetkilileri telaşa kapıldı.The multitude and the rulers of the city were troubled when they heard these things.
Askerler sabahleyin büyük bir telaşa kapıldılar. Birbirlerine, ‹‹Petrusa ne oldu?›› diye sordular.Now as soon as it was day, there was no small stir among the soldiers, what was become of Peter.
Onlar için tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden de telaşlanma!Do not grieve for them, and do not be distressed by their plots.
Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!Do not grieve for them, and do not be distressed by their plots.
Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü.When they came before David, he was frightened of them.
Bunu haber alan halk telaşla ve sür'atle onun yanına gittiler.So the people descended upon him.
Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız.When they entered upon David, so he feared them – they said, “Do not fear!
İnanmayanlar seni telaşa düşürmesin.And let not make thee impatient those who have no conviction.
Bir görsen onları korku ve telaşa düştüklerinde!And couldst thou see the time when they shall be terrified!
(Resulüm!) Telaşa düştükleri zaman, bir görsen!And couldst thou see the time when they shall be terrified!
Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur.And couldst thou see the time when they shall be terrified!
Telaşa kapılmasınlar, Allah vâdinden asla dönmez.And Allah fails not His Promise.
Telaşa düştükleri zaman (onları) bir görsen: Hiçbiri kurtulamaz, yakın yerden yakalanmışlardır.Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
Bir görsen onları korku ve telaşa düştüklerinde! Artık kaçış-kurtuluş yok!Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur. Yakın yerden yakalanmışlardır.Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
TelaşFilter Effect: In OutFlutter
Çok telaş yaparsın.You are in a rush.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod