Ana içeriğe geç
Sözlük

telaş ile cümle

telaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tetovo Üniversitesi'nin sınıf ve koridorlarında telaşlı bir çalışma sürüyor.The corridors and classrooms of Tetovo University are bustling.
Yatırımcıların bu telaşı, özellikle indirim mağazaları söz konusu olduğunda tesadüf değil.This investors' rush is no accident, especially when it comes to discounters.
Ancak bu vaat, maaş zamlarına karşı olan IMF'yi telaşlandırdı.That same string of promises rang alarm bells at the IMF, where officials are opposed to wage hikes.
Bu arada halkı da bir fatura ödeme telaşı almış durumda.Meanwhile, the new urgency of paying one's bills is sinking in among the public.
Bu gelişmelerden telaşlanan kral orta sınıf yanlısı Maliye Bakanı Jacques Necker'i görevden aldı.Die Talente die er zeigte brachten ihm eine ehrenvollen Erwähnung des Finanzministers Jacques Necker.
Bu sebeple şirketler,geleceğe yönelik stratejik planlarını oluşturma telaşı içinde olurlar.Szenarios helfen in diesem Fall bei der zukunftsrobusten Strategiefindung.
Ailesini telaşlandırmak istemez.Machen Sie sich um Ihre Familie keine Sorgen?
Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün.Jene würden nur durch Hoffnung erfreut, diese nur durch die Furcht gequält werden.
Günlerden bir gün bir balıkçı telaş içinde bağırmaya başlamış: "Gördüm gördüm!Plötzlich sahen mich ein paar Frauen und schrien: ›Ein Flieger kommt‹.
Bu yenilgi Kartaca'da büyük bir telaşa yol açmıştır.Cette défaite sema le trouble à Carthage.
Geceleri telaş içinde yiyecek ararlar.Ils s'activent plus la nuit en quête de nourriture.
İmparator telaşlandı, zira önünde iki seçenek vardı.L'empire doit alors faire face à deux révoltes au sein du thème de l'Opsikion.
Bu haber kocasını çok telaşlandırır.Cette nouvelle bouleverse sa famille.
Bu yenilgi Kartaca'da büyük bir telaşa yol açmıştır.Esta derrota causó una gran agitación en Cartago.
Telaşının sebebi sonra ortaya çıktı: Hocasıyla birlikte İstanbul'un fethinde bulunmuştu.Su juventud está marcada por la contienda: al estallar tuvo que proseguir sus estudios en Bélgica.
Annesi bu durum karşısında telaşa kapılıp bereket tanrıçası İsis'e yalvardı.En el acto se puso derecha y empezó a alabar a Dios.
Padişahın bu seferi, Macaristan'ı telaşlandırdı.Questa volta la nazione ospite fu l'Ungheria.
Bu sebeple şirketler,geleceğe yönelik stratejik planlarını oluşturma telaşı içinde olurlar.La società getta così le basi per progetti futuri.
Padişahın bu seferi, Macaristan'ı telaşlandırdı.На этот раз императорская чета отправилась в поездку по Венгрии.
Ailesini telaşlandırmak istemez.Он не хотел расстраивать брата.
Hepsi müthiş bir telaş içinde.Всё здесь в большом запустении.
Bu yenilgi Kartaca'da büyük bir telaşa yol açmıştır.Dit verlies veroorzaakte grote onrust in Carthago.
Kızevinde ayrı bir telaş vardır.Er is iets duisters aan haar.
Padişahın bu seferi, Macaristan'ı telaşlandırdı.Dit keer viel de eer te beurt aan Mongolië.
Bu yenilgi Kartaca'da büyük bir telaşa yol açmıştır.Bieda wywarła na Cartlandzie duże wrażenie.
İmparator telaşlandı, zira önünde iki seçenek vardı.Król Jagiełło do wyboru miał dwie trasy.
Mısır'da uğranılan ağır yenilgi Atina'da büyük bir telaş yaratmıştır.Atenarna lider i Egypten ett svårt nederlag mot perserna.
Ailesini telaşlandırmak istemez.Він не хотів засмучувати брата.
Theresa, Tony'nin nerede yaşadığını bildiğini fark edince telaşlanmaya başlar.Тереза почала панікувати, коли зрозуміла, що Тоні стало відомо її місце проживання.
Hepsi müthiş bir telaş içinde.Všichni se nachází v dobrém rozmaru.
Herkes telaş içinde nehire doğru bağırmakta, bir şey aramaktadır.În toiul încăierării cineva a strigat arătând spre un turn.
Bu uçağın geliştirilmesinin Sovyetler'de yarattığı büyük telaş üzerine MiG-25 Foxbat programı oluşturulmuştur.A repülőgép építésének hírére állították rendszerbe a Szovjetunióban a MiG–25-ös vadászrepülőgépeket.
Telaşlanır ve bu kez tüm bitki örtüsünün yanması sebep olacak kadar yakına gelir.Tämä aiheuttaa juurten kuihtumisen, jonka seurauksena koko kasvi ajan mittaan kuihtuu.
Geceleri telaş içinde yiyecek ararlar.Om natten begiver de sig ud efter føde.
Bu yenilgi Kartaca'da büyük bir telaşa yol açmıştır.Kekalahan ini memicu kekacauan di Kartago.
Anne baba durumu sezince telaşa kapılırlar.Orang tuaku khawatir, aku khawatir.
Anne baba durumu sezince telaşa kapılırlar.お父様の方は安心していらつしやい。
Bu onu çok korkutup telaşlandırmıştır, ama kocası hakkında düşünmeye başlayıp kendini yatıştırmayı başarır.彼女の心は波立つが、夫のことを考えて冷静を取り戻す。
Mukbil'in adamları telaş içinde oraya buraya kaçıştılar.関太夫たちは慌てて逃げ帰った。
Bu yenilgi Kartaca'da büyük bir telaşa yol açmıştır.長期的な観点から、カルタゴにとってこの敗北は大きかった。
Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün.張堅向同事講出此事,他們卻認為只是幻覺並逼張堅休假。
Bu yenilgi Kartaca'da büyük bir telaşa yol açmıştır.这次战斗给迦太基人带来了极惨重的损失。
Bu sebeple şirketler,geleceğe yönelik stratejik planlarını oluşturma telaşı içinde olurlar.市场担心经济增长前景。
Kefenin yerini de öğretmeli ki çünkü onlar telaştan başka bir kefen bulurlar...그러나 폐비는 남편 성종이 다른 후궁을 찾자 질투심을 드러내 다른 후궁들과 다투게 된다.
Bundan çok telaşlanan ve tedirgin olan Kontes baygınlık geçirir.Графинята от силно вълнение умира.
Cengiz telaşlıdır çünkü, iki karısı daha vardır.Флокс има три жени, като всяка от тях има по още двама съпрузи.
John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu.Джон беше толкова забързан, че нямаше време за разговори.
Ailesini telaşlandırmak istemez.Ne želi poremetiti dobre odnose s ocem.
Anne baba durumu sezince telaşa kapılırlar.Starši jo zaskrbljeni iščejo.
Geceleri telaş içinde yiyecek ararlar.Lėtai vaikščiodami ir trepsėdami naktį ieško maisto.
Padişahın bu seferi, Macaristan'ı telaşlandırdı.Seekord on liisuga langenud selleks kuningatütar.
Alice ise büyük bir telaş içerisindeydi.그리고 Alice는 연구할 수 있는 소아암 환아(兒)들이
Alice ise büyük bir telaş içerisindeydi.ואליס היתה בלחץ של לנסות ולבדוק
Alice ise büyük bir telaş içerisindeydi.وأليس كانت في عجلة شديدة
Alice ise büyük bir telaş içerisindeydi.子供の癌の全てのケースを 消えてしまう前に
Ama çatlak ve oyuklara dikkatle bakarsanız, her tarafta telaşla koşuşturan küçük şeyler görüyorsunuz.Aber wenn man vorsichtig in die Ritzen und Löcher schaut, sieht man diese kleinen Dinge umherflitzen.
Ama çatlak ve oyuklara dikkatle bakarsanız, her tarafta telaşla koşuşturan küçük şeyler görüyorsunuz.Ale, gdy zajrzymy dokładniej w szczeliny i szpary, zobaczymy małe rozpierzchające się stworzonka.
Ama çatlak ve oyuklara dikkatle bakarsanız, her tarafta telaşla koşuşturan küçük şeyler görüyorsunuz.그러나 크레바스나 틈새를 잘 살펴보면 자그마한 것들이 움직이고 있는 것들이 보입니다.
Ama çatlak ve oyuklara dikkatle bakarsanız, her tarafta telaşla koşuşturan küçük şeyler görüyorsunuz.Maar als je goed kijkt in de scheuren en spleten, zie je overal kleine dingen rondscharrelen.
Ama çatlak ve oyuklara dikkatle bakarsanız, her tarafta telaşla koşuşturan küçük şeyler görüyorsunuz.Nhưng, nếu bạn nhìn kĩ hơn vào các vết nứt và khe hở bạn sẽ thấy những thứ nhỏ chạy nhanh qua
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod