Bu tür teklifler 19. yüzyılda defalarca gündeme geldi.K takové situaci došlo během 19. století několikrát.
Bir tribün aynı zamanda Senatoyu toplantıya çağırabilir ve teklifler sunabilirdi.Tribun mohl vyzvat ke schůzi také římský senát, jemuž směl předložit návrh senátního usnesení.
Ancak bu teklifler reddedilmiştir.Tyto návrhy byly ovšem zamítnuty.
Daha sonra bu teklif reddedildi.Návrh byl pak následně neprodleně zamítnut.
Bu yüzden ortak düşmana karşı birlikte hareket etmeyi teklif eder.Doufá, že to spojí oba národy proti společnému nepříteli.
Santorum bu teklifi kabul etmedi.Kroha tuto nabídku nepřijal.
Teklifi kabul eder ve Beklenmedik Yolculuk başlamış olur.Opak je pravdou a moment překvapení nečekaný.
309 dolarlık bir model 299 dolara, 60GB'lık model 399 dolara teklif edildi.30 GB model byl nabízen za 299 $ a 60 GB model za 399 $.
Fakat bu teklif sınırlandırılmış spectrum yüzünden birçok ülke tarafından reddedildi.Vysílání tohoto pořadu bylo ale po pár dílech z důvodu malé sledovanosti pozastaveno.
Bu teklif reddedildi.Tato nabídka byla odmítnuta.
Bu hiç beklenmedik bir teklifti.To bylo nečekané přiznání.
Glenn daha sonra Maggie'ye evlenme teklif eder ve Maggie kabul eder.Mezitím Maggie Jordan požádá o ruku.
Sanatçı teklifi hemen kabul etti.Strýc se nápadu ihned chopí.
Jake Gyllenhaal'a Hardy'nin yerine Rick Flag rolü için teklif götürüldü fakat kabul etmedi.Role tak byla nabídnuta Jakeu Gyllenhaalovi, ten ji odmítl.
Ekonomik alanda ise birkaç tekliften öteye gidilemedi.Na frontu se mu podařilo dostat až po několika žádostech.
Decebalus barış teklifinde bulunsa da reddedilecektir.Když Hannibal nabídl mír, odmítli jej také.
Bir süre sonra kendisine Las Vegas'ta kumarhane yöneticiliği teklif edilir.Později se stal ředitelem hotelu v Las Vegas.
Fakat Nat tekrar bu teklifi Tabii ki biliyorum ama yapmayacağım diyerek ikinci kez geri çevirdi.Gil požádal Annu podruhé o ruku a tentokrát už ho neodmítla.
Ekimde Leo'nun teklifi reddetmesiyle Bale, Matt Damon, Ben Affleck ve Bradley Cooper düşünülmeye başlanıldı.Poté co DiCaprio od role upustil, byly zvažování Bale, Matt Damon, Ben Affleck a Bradley Copper.
Peru hükümeti yardım göndermeyi teklif etti.Perskou komunitu nadále podporuje.
20 Eylül’de Çek hükümeti bu teklifi reddetmiştir.V reakci na to vyhlásila československá vláda 20.
Röhm'ün teklifi reddedildi.Holdošův návrh byl odmítnut.
30 Aralık'ta komisyon çalışmalarını tamamladı ve sonuç olarak 21 değişiklikten üçü tekliften çıkarıldı.Ústavní komise ukončila schvalovací proces dne 30. prosince 2016, přičemž 3 z 21 navržených změn zamítla.
Meksika Federal Hükümeti ise teklifi reddetti.Římský senát však veškeré nabídky odmítl.
İnsanlar paralarını ve mallarını, mülklerini, yaşam ve bedenlerini vermeyi teklif ettiler.Jejich pán je pánem jejich majetku, jejich těla, jejich života.
Bunun sonucunda Karen hamile kalır, ve Keith'e evlenme teklif eder.Elena řekne Tomovi, že je těhotná a společně plánují svatbu.
1948 yılında, 2 filmlik çok iyi bir teklif aldı.V roce 1962 ztvárnila hned čtyři zajímavé filmové role.
Şükrü Kaya'nın bu teklife cevaben teşekkür mektubu bulunmaktadır.Masaryka obdržela za svou práci děkovný dopis.
Bu tabanca ABD Ordusu içinde teklif edilmiştir.V dnešní době je kulomet v ozbrojených silách US.
Fakat Singapur Airlines Asya'ya uçuşlar teklif etti.Švýcarské orgány nám předaly jízdenky do Ženevy...
Bu filmden sonra sanatçıya filmlerde oynama teklifleri gelmeye başlamıştır.Po pořadu Le Grand Journal začala získávat nabídky na filmové role.
Usta oyuncu, bu teklif karşısında pek düşünmedi ve rolü kabul etti.Rozhodl se, že se herectví nebude věnovat a tak roli odmítnul.
Geraldine ona dans öğretmeyi teklif etti.Frances nabídne, že bude tančit za ni.
80'li yıllarda James Bond rolü için kendisine yapılan teklifi reddetmiştir.V roce 1972 mu byla nabídnuta role Jamese Bonda.
Bu sırada Türk takımlarından cazip teklifler gelmeye başladı.Konec jejich zábavě učiní turecké stráže.
Ancak I. Aleksandr bu teklifi reddeder.Eduard I. však smlouvu popřel.
24/7 sistemi 7 gün 24 saat bulunan ürünlere en yüksek teklifi vererek ürünü alabilme imkanını sunuyor.Můžete je najímat na 7, 14 nebo 21 dní, nejvýhodnější je najímat je na 21 dní.
Alvarez reaktörün üretti, xenon 133, radyoaktif gazları tespit edecek sistem taşıyan uçak teklifini sundu.Alvarez navrhl využití detekčního letounu, který by hledal stopy radioaktivních prvků, zejména xenonu 133.
Gunnar anîden para ödemelerinin yapılmasını rica eder, ama teklifi kabul edilmez.Ronna potřebuje peníze na nájem, tak jeho nabídku přijme.
Lou Salomé'ye yaptığı evlilik teklifine rağmen hiç evlenmedi.Ale na rozdíl od knižní Jo se Louisa nikdy nevdala.
Ancak CBS yöneticileri Harris'in performansını beğendiler ve rolü ona hemen teklif ettiler.Producenty z CBS to natolik pobavilo, že Harrisovi rychle nabídli účast na natáčení.
Kendisine evlenme teklif etti ancak net bir dille reddedildi.Tam jí nabídl sňatek, ale ona ho odmítla.
Bohemund’un teklifiyle halk hayatlarının bağışlanması karşılığında haraç ödemeyi kabul etti.Ti Embriacy vydali Bohemundovi pod podmínkou, že ušetří jejich životy.
Teklif kabul edildi.Nabídka byla přijata.
Aynı zamanda bazı küçük oyunculuk bölümleri için teklif aldı.Stal se i účastníkem několika herních konferencí.
Buna paralel olarak video klip çekimlerinin yanı sıra sinema filmi teklifleri aldı.Ten souhlasil a mezi videokazetami si vybral film Mrazík.
Logan bu yetenek değil lanet der ve teklifi geri çevirir.Poslední nabídka Vicky urazí a razantně odmítá.
Cristina'ya iş teklifinde bulunur.Do Cristóbalu chodí za obchodem.
Ç.↑ Turnuva adaylık teklifini geri çekti.Záhřebská vláda nabídku odmítla.
Bu teklifini bildirmiş ve o da olumlu yanıt vermiştir.Na inzerát zareagoval a obratem se mu dostalo kladné odpovědi.
Zeyd teklifi kabul ederek BCCI çoğunluk hisselerini aldı.Tvrdí se, že Borgia si většinu hlasů koupil.
Bir teklif yapabilir miyim?Mohu něco navrhnout?
Bismarck, Leopold'u teklifi kabul etmesi için cesaretlendirdi.Bismarck l-a încurajat pe Leopold să accepte oferta.
Mannerheim ve Savunma Bakanı Walden, benimle aynı fikri kabul etti ve Alman tekliflerini reddettiler.Mannerheim și ministrul apărării Walden au fost de acord cu mine și amândoi au refuzat ofertele germanilor.
Mozambik, Namibya, Zimbabve ve Senegal'in teklifleri reddedildi.Candidaturile Mozambicului, Namibiei, Zimbabwelui și Senegalului au fost respinse.
Napolyon harekâta başlamadan önce St. Petersburg'a son bir barış teklifi gönderdi.Napoleon și-a trimis la Sankt Peterburg oferta finală de pace cu scurtă vreme înaintea declanșării atacului.
Ancak Daniel babasının bu teklifini reddetti çünkü o matematik alanında eğitim almak istiyordu.Cu toate acestea, Daniel a refuzat, pentru că el a vrut să studieze matematica.
Curiate Meclisine teklif edine isim, Roma halkı tarafından kabul ya da reddedilebilirdi.Odată propus Adunării curiate, poporul Romei îl putea fie accepta, fie refuza.
Kısa bir zaman sonra Gladys’tan Lawrence’ın sunduğu iş teklifi telgrafı geldi.În scurt timp, a primit de la Gladys o telegramă cu o ofertă de serviciu din partea lui Lawrence.
Birçok ekonomist finansal krizlerin nasıl geliştiği ve onların nasıl önlenebileceğine dair teklifler sundu.Multi economiști au produs teorii despre cum se dezvoltă crizele economice și cum ar putea fi prevenite.