Hem Araplar hem de Yahudiler Beyaz Sayfa teklifini reddetti.Atât liderii evrei cât și arabi au respins politica „Cărții Albe”.
Araplar için benzer bir "Arap Ajansı" teklifi Arap liderler tarafından reddedildi.O ofertă pentru crearea unei Agentii Arabe similare a fost respinsă de liderii arabi.
Peru hükümeti yardım göndermeyi teklif etti.Guvernul provizoriu a făcut un apel de ajutor Prusiei.
Sonrasında Perey Fransa'ya atfen fransiyum ismini teklif etti.Ulterior, Perey a propus numele franciu, după Franța.
Aile bu teklifi kutlarken, Lady Catherine de Bourgh Longbourn’ü ziyaret eder.Într-o seară sosește la Longbourn lady Catherine de Bourgh.
Cameron rolü Jared Leto'ya vermeyi düşündü; ama görüşme teklifi reddedildi.Cameron l-a luat în considerare pe Jared Leto pentru rol, dar Leto a refuzat audiția.
Diğer yandan Bingley Jane’e kız kardeşinin hoşnutsuzluğu pahasına evlenme teklif eder.Bingley o cere în căsătorie pe Jane care fericită acceptă.
Emily, David'in bu teklifini kabul eder.Comportamentul lui Emily îl neliniștește pe David.
Röhm görünüşte bu teklifi masumca kabul etti.Röhm a fost de acord, aparent nebănuitor.
Doruk, ailesinin dediklerine aldırmamıştır ve teklifi kabul ederek evlenmiştir.Carol nu s-a opus deciziei fratelui său și a acceptat căsătoria.
Onun için Totila'nın bu teklifini reddetti.Acest lucru a fost ceea ce Togo dorea să evite.
Chandler Monica'ya evlenme teklifi eder.Chandler se culcă cu Monica.
Ama Carlos onun teklifini kabaca reddeder.Totuși Charles a refuzat să-i dea permisiunea.
Beklenildiği gibi Mısır bu teklifi reddetti ve 31 Ekim'de Mısır'ın hava güçleri etkisizleştirildi.Egiptul a refuzat iar aliații au început atacurile în 31 octombrie neutralizând forțele aeriene egiptene.
Maçtan sonra Cena, Nikki'ye evlenme teklifi etti ve o da evlenme teklifini kabul etti.După încheierea meciului cu victoria celor doi, Cena a cerut-o pe Nikki în căsătorie.
Darcy, Elizabeth’e onu hala sevdiğini söyler ve Elizabeth, Darcy’nin evlenme teklifini kabul eder.Darcy încă îndrăgostit de Elizabeth, vrea să-i arate că se poate schimba.
Bu teklif Lordlar Kamarası'ndan reddedildi.Bugetul a fost respins de Camera Lorzilor.
Fakat Robinho, Santos bütün teklifleri reddettiği için takımında kalmak zorunda kalmıştı.Totuși, el a rămas în America de Sud după ce Santos a refuzat toate ofertele.
2007 yılında film teklifi aldı.Filmul a apărut în 2007.
Ebû Müslim, bu teklifi reddetti.Fără să m-asculte, m-a refuzat!
İstemeyerek de olsa 7 Kasım'da teklif edilen ateşkez kabul edildi.Cererea pentru un armistițiu a fost cu greu acceptat în 7 noiembrie.
Kendisine bir teklif yapar.Doar o propune.
Selim ve Narciso dans ettikleri partnerlerine birlikte balodan ayrılmayı teklif ederler.Atât Narciso cât și Selim își conving partenerele lor să plece cu ei.
6 Ağustos SmackDown bölümünde Wyatt, Reigns'in SummerSlam'de takım maçı teklifini kabul etti.Pe 6 august la SmackDown Reigns l-a provocat pe Wyatt la un meci în perechi la Summerslam.
Fakat bu teklifleri geri çevrilmiştir.Propunerile sale au fost însă respinse.
Glenn daha sonra Maggie'ye evlenme teklif eder ve Maggie kabul eder.Totuși, tatăl ei îi spune lui Miley că l-ar accepta pe Jake, dacă așa ar fi ea fericită.
Solo CD'sini yapması için anlaşma teklif ettiler.Totusi, Nas a fost nevoit sa renunte la piese si sa faca un singur CD.
Kont Floreski bu teklifi kabul eder.Florin Cioabă a acceptat această decizie.
Akif, bu teklifi kabul etmiştir ve birçok boks maçında rakiplerini alt etmiştir.Roger a respins invitația, fiind angrenat în mai multe dispute.
Şarkı ilk önce Tom Jones'a teklif edildi.Așa începe cariera solo lui Tom Jones.
Rahibe ona geri kalan altı kitabı yine aynı fiyattan vermeyi teklif etti.Celălalt grăitor îi mai plătește o dată la fel.
Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der.Femeile din acest spectacol au putere specifică asupra lor, parcă ar spune: "Vino aici!
Ancak Lucas bu teklifi reddetti.Lucia, cu toate acestea, a ezitat să facă acest lucru.
Takip eden haftalarda, İspanyol teklifi Avrupa'da gündem haline geldi.În următoarele săptămâni, propunerea spaniolă a fost subiectul principal pe agenda Europei.
Abhazlar bu teklifi kabul ettiler.Atenienii au fost de acord cu de propunerea.
Ürün için para teklif edilir ve satıcılar da ürün için fiyat belirlerler.Dacă oamenii au încredere în produs, sunt dispuși să dea bani.
Warner Bros. mahkemeye onların paylarını ödemeyi teklif etti.În urma acestui rol, Warner Bros. i-a oferit un contract pe cinci ani.
Çekimlerden sonra Victoria's Secret markasından teklif almıştır.A urmat un nou contract cu Victoria's Secret.
İki gün süren tartışmanın ardından Kongre'ye rapor verdi ve birlik teklifi getirdi.Am avut dispute două jumătăți de zile cu colectivul care a elaborat planul.
Çünkü teklif, Allah'ın kendi kulları ve mülkleri üzerinde bir tasarruftan ibarettir.Sabatul este semnul perpetuu al lui Dumnezeu, al legământului veșnic dintre El și poporul Său.
Evli edebiyatçı Boris Pasternak'in tekliflerini geri çevirdi.A tradus versuri ale lui Boris Pasternak.
Kanun teklifi veya kanun önerisi, bir yasama organı tarafından üzerinde görüşülen yasa önerisidir.Un proiect de lege este o propunere legislativă aflată în evaluarea legislativului.
Çerkez Ethem bu teklifi reddeder.Andrei Rădulescu refuză această ofertă.
Kavad hemen Herakleios'a barış teklifleri gönderdi.Kavadh i-a cerut pace imediat lui Heraclie.
Bunlardan biri eskiden beri tanıdığı ve evlenme teklif ettiği Bahardır.El caută o fată pe care o întâlnise mai demult și de care se îndrăgostise.
Beşiktaş'ın teklifini kabul etmiştir.Este cerută părerea Bakufu.
Uygulamalı matematik gibi, teklifi geri çevirerek çünkü sevdiği bir alan değildi.Born a răspuns refuzând oferta, întrucât matematica aplicată nu era aria lui de studiu preferată.
Çoğunluk teklifi kabul etmedi.Majoritatea nu au acceptat oferta.
Fakat, birkaç gün sonra Power 106'da bu barış anlaşmasının bir gün için teklif edildiğini ifade etti.Azonban néhány nappal később, a Power 106-ban elmondta, a szerződés csak egy napra vonatkozott.
Cersei teklifi kendisine güvenemeyeceğini belirterek reddeder.Cersei visszautasítja az ajánlatot, kijelentve, hogy ő nem bízhat meg benne.
Mannerheim ve Savunma Bakanı Walden, benimle aynı fikri kabul etti ve Alman tekliflerini reddettiler.Mannerheim és Walden hadügyminiszter egyetértettek velem és visszautasították a németek ajánlatát.
20 Eylül’de Çek hükümeti bu teklifi reddetmiştir.(A követelést a csehszlovák kormány szeptember 20-án elutasítja.
Kutsal günde tanrılar için farklı teklifler vardı.A szent napokon felajánlásokat tettek különböző isteneik számára.
Teklif verildikten sonra sabahına kadar müddet verilir.Megígéri, reggelre kész lesz.
Ancak CBS yöneticileri Harris'in performansını beğendiler ve rolü ona hemen teklif ettiler.A CBS kollégái élvezték a teljesítményét, és hamar megkapta a szerepet.
Ardından konuyu tartıştılar ve Hood teklifi kabul etti.Lee egyetértett és Hood hadosztályát előreküldte.
Bana teklif verildiğinde, teklifi bile dinlemeden kabul ettim.Viszont ha döntésre jutott, nem tűrt apellátát.
Evine gelip araca bakmalarını teklif eder.Bemennek, hogy körülnézzenek.
Sonraki iki on yıl süresinde çeşitli teklifler yapıldı.A következő két hétben számos javaslatot kapott.
Kendisine bir teklif yapar.Erre felajánl neki egy üzletet.