tek başına ile cümle
tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Hikâyesini anlatmayı bitiren Rose, tek başına Lovett'ın gemisinin kıçına gider.Története végére érve az idős Rose Lovett hajójának tatjához sétál.
Lois, Meg'i dansa tek başına gitmesi konusunda teşvik eder.Lois bátorítja Meget, hogy menjen el egyedül is.
Bu şekilde UBP tek başına hükümeti kuracak çoğunluğa erişmiş oldu.Ugyanakkor az MSZP-nek éppen ennyi kellett ahhoz, hogy többségi kormányt alakíthasson.
Tek başına bir düşman subayını esir almak.Egyedül behatol az ellenség főhadiszállására.
Giunia tek başına kalmıştır.Zrínyi nem volt egyedül.
Doktor, tek başına gitmeye karar verip gemiye biner.Antoine csónakázni megy egyedül és beleesik a vízbe.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.A királynő azonban nem hisz neki és asszonyt magánál tartja.
1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı.1912-ben Párizsba utazott és a háború kitöréséig itt tevékenykedett.
Ailenin müzikle ilgisinin çok olması nedeni ile Richard altı yaşında iken tek başına beste yapmaya başlamıştı.Sokan azt gondolhatják, hogy egyértelmű volt a zenei pályája, de szülei 5 éves korában elváltak.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.A király azonban nemcsak a nagyanyjának a gyámsága alatt állt.
Atlas Okyanusu'nu uçakla tek başına geçen ilk kadın pilot Amelia Earhart'tır.Ilyen gépet használt Amelia Earhart, aki az első női pilótaként egyedül repülte át az Atlanti-óceánt.
Kardeşinin sakatlanmasının ardından, tek başına güreşmeye başlamıştır.Testvére halála után egyedül uralkodott tovább.
Kadı yargılama esnasında tek başına görev yapmaktaydı.Ennek betartásáért az elöljáró személyesen felelt.
Başkan, tek başına yabancı ülkelerle antlaşmalar imzalayabilir.A várost a külföldiek csak külön engedéllyel látogathatják.
Artık tek başına olan Luke'un yaptığı atış Ölüm Yıldızı'nı yok etmek için gereken noktaya isabet eder.Ezután Luke találatának köszönhetően megsemmisül az első Halálcsillag.
17 yaşında tek başına New York'a gitti.Amikor tizenhét éves volt, egyedül átköltözött Argentínába.
1933 - Wiley Post, Dünya etrafında uçakla tek başına dolaşan ilk insan oldu.1933 – Ilmailu: Wiley Post lensi ensimmäisenä ihmisenä yksin maailman ympäri.
Charleston tek başına, çiftlerle ya da grup halinde yapılır.Charlestonia voidaan tanssia yksin, pareissa tai suuremmassa ryhmässä.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Kissa metsästää yksin.
Daha sonra bu işi tek başına sürdürdü.Myöhemmin hän otteli yksin.
Tanrım, tek başına ilham kaynağı oldun, Togo'dan refahımız için.Suuri Jumala, vain Sinä olet meidät korottanut, Togosta jälkipolville.
1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı.Hän pakeni vuonna 1921 Pariisiin, jossa asui toisen maailmansodan syttymiseen asti.
17 yaşında tek başına New York'a gitti.17-vuotiaana hän muutti New Yorkiin.
Hart, annesi Nancy Hart tarafından tek başına büyütüldü.Maggie joutui kasvattamaan poikansa Samin yksin.
Giunia tek başına kalmıştır.Oscar jäi hänen ainoakseen.
Zampanò (Anthony Quinn) tek başına gösteriler yapan gezginci bir panayırcıdır.Zampano (Anthony Quinn) on karski voimamies.
Kimse tek başına iktidar olamadı.Yksinpelin mahdollisuutta ei ole.
Uderzo, Goscinny'nin 1977'deki ölümünden beri seriyi tek başına sürdürmektedir.Goscinnyn kuoltua vuonna 1977 Uderzo jatkoi sarjan tekemistä yksin vuoteen 2009 asti.
Neredeyse tek başına seriyi kazanmıştı.Itse sarja kuitenkin voitti.
Tek başına ruhsal yolla tedavi şekline de terapi denilmektedir.Tästä syystä ratkaisukeskeistä terapiaa kutsutaan myös voimavarakeskeiseksi terapiaksi.
Nemesis aynı zamanda Nyks’in tek başına doğurduğu bir kızı olarak gösterilir.Nemesistä on kuvailtu myös pelkästään Nyksin tyttäreksi.
Sonraki 5 yılda Angello tek başına, Ingrosso ve Axwell ise beraber grup olarak devam etmiştir.Viiden vuoden ajan Angello keikkaili sooloartistina, kun Axwell ja Ingrosso duona.
Kısa yüzgeçli pilot balinalar çok sosyal olup ve nadiren tek başına görülürler.Vortigauntit ovat hyvin sosiaalisia olentoja ja niitä harvoin näkee yksinään.
Doktor, tek başına gitmeye karar verip gemiye biner.Sitten he jättävät veneen ajelehtimaan yksin merelle.
O zamandan bu yana, İspanyol hukuku kişilerin tek başına evlat edinmesine izin vermektedir.Espanjan laissa oli jo tunnustettu yksinäisten ihmisten oikeus adoptoida.
Bu raporda görgü tanığı ifadelerinin tek başına yeterli olmadığı belirtilmiştir.Oikeus näki, ettei syytöksiin ollut tarpeeksi todisteita.
Bazen tek başına ya da grup halinde gezerler.Ne liikkuvat yksinään tai ryhmissä.
Tek başına İstanbul’a gidemeyeceğini anlar.Hän päättää kuitenkin lähteä yksin Pariisiin.
Bütün kararları tek başına kendisi vermiştir.Kaiken tämän hän maksoi itse.
Daryl, Abraham ve Sasha'dan ayrılır ve tek başına Alexandria'ya dönmeye çalışır.Daryl löysi myöhemmin Abrahamin ja Sashan, ja he suuntasivat takaisin Alexandriaan.
Wesley, evinde tek başına yaşamaya başlar ve Lilah ile gizli bir seks hayatı başlatır.Nina lukittautuu huoneseensa ja harrastaa Lilyn kanssa seksiä.
Cumhuriyetin siyasal gücünü hemen ve tek başına eline geçirmek istemekteydi.Poliittista oppositiota ei ollut ja hän keskitti kaiken vallan itselleen.
Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olma hakkına sahiptir.Jokaisella on oikeus omistaa omaisuutta yksin tai yhdessä toisten kanssa.
O, bu ıssız yerde tek başına taşıyor.Hän asuu yksinään täällä Jumalan selän takana.
Tom tek başına gitmek istemiyor.Tom ei halua lähteä yksin.
Bazı ülkelerde tek başına trimetoprimin TMP/SMX’e eşdeğer olduğu kabul edilmektedir.Σε ορισμένες χώρες η τριμεθοπρίμη από μόνη της θεωρείται ότι είναι ισοδύναμη με την ένωση TMP/SMX.
Metodius Slav halkları arasındaki görevine tek başına devam edecektir.Ο Μεθόδιος συνέχισε το έργο μεταξύ των Σλάβων μόνος του.
Unu tek başına ekmek yapımına uygun değildir.Στο πρόγραμμα με το αλεύρι, φτιάχνουν μόνα τους το ψωμάκι.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Εκεί, προτάθηκε ένα κυνήγι.
Tanrım, tek başına ilham kaynağı oldun, Togo'dan refahımız için.Παντοδύναμε Θεέ, μόνο Εσύ χάρισες ευημερία στο Τόγκο.
Giunia tek başına kalmıştır.Η Αλτσίνα βρίσκεται μόνη της.
Bazıları tek başınaydı.Ο τελικός ήταν μονός.
Hiçbir desteğe ihtiyacı olmadan, tek başına var olmak demektir.Ήταν όμως μόνος, χωρίς κανένα στήριγμα.
Birkaç kraliçe tek başına hükümran olmuştur.Οι πρώτοι Αυτοκράτορες βασίλευσαν μόνοι τους.
Bu raporda görgü tanığı ifadelerinin tek başına yeterli olmadığı belirtilmiştir.Χαρακτηριστικό της δίκης αυτής ήταν η έλλειψη μαρτύρων κατηγορίας.
Marcianus, 469 ve 472 yıllarında iki kere tek başına konsül seçilmiştir.Ο Μαρκιανός εξελέγη ύπατος (χωρίς δεύτερο ύπατο) τα έτη 469 και 472.
Tek başına ve hiçbir yardım almadan matematik alanında çalışmaya başladı.Μόνος και αβοήθητος ο ίδιος απορροφήθηκε σε μαθηματικές μελέτες.
Hiçbir elit, tek başına güç olamaz.Καμιά νοημοσύνη δεν μπορεί να υπάρξει μόνη της.
İngiltere'de eşini desteklemek için zamanının olmayacağını düşünerek tek başına gitti.Ταξίδευσε στην Αγγλία μόνος του επειδή δεν είχε χρήματα για να ζήσει τη σύζυγό του εκεί.
Bazı kara balıkçıllar tek başına beslenirken bazıları elli bireye kadar oluşan gruplar hâlinde avlanır.Μερικοί μαυροτσικνιάδες τρέφονται μοναχικά, ενώ άλλοι σε ομάδες μέχρι και 50 ατόμων.