tek başına ile cümle
tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Autekoloji, türleri tek başına araştıran ekoloji dalı.Autekologie – studuje ekologii jedinců jednoho biologického druhu.
1992 yılından beri Urla’da tek başına çalışmaktadır.Od roku 1992 působí sólově.
Böylece Voldemort tek başına kalır.Pak zůstává Mozart sám.
Yönetici, bütün siyasî yetkileri tek başına elinde bulundurur.Prezident soustřeďuje ve svých rukou veškerou exekutivní moc.
Gerekirse tek başına gideceğini de ekledi.Oznamuje, že odejde pryč, že potřebuje být sám.
Orta büyüklükte bir yıldız olan Güneş, tek başına Güneş Sistemi kütlesinin % 99,8'ini oluşturur.Metalicita této hvězdy činí pouze 39,8 % metalicity Slunce.
Tek başına, bu optik amplifikatör yapar.Tento střih opticky prodlužuje postavu.
Tek başına bir düşman subayını esir almak.Za to poskytnou jednoho důstojníka jako rukojmí.
Topluluğun çalışmalarını da şu anda tek başına Hermione Granger yürütmektedir.Z postav série jej studuje pouze Hermiona.
Amanda, vampiri tek başına toz eder.Samotný Bloom pak jde předat peníze.
Ori tek başına planı tamamlamak için yola devam etmeye karar verir.Toho využije pan Brouček k provedení svého vlastního plánu.
Sonraki üç sene boyunca çocuklarının ve arkadaşlarının portrelerini çekerek atölyesinde tek başına çalıştı.Spisovatel se v následujících třech letech při svém pobytu věnoval úpravám domu a zahrady.
1933 - Wiley Post, Dünya etrafında uçakla tek başına dolaşan ilk insan oldu.1933 – Wiley Post začal první sólový let kolem světa (skončil 22. července).
Tek başına difteri denince boğaz difterisi anlaşılır.Zánět je pojmenovaný podle záškrtu (difterie).
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Zakotvit je tu možné jen na vlastní nebezpečí.
1933 - Wiley Post, Dünya etrafında uçakla tek başına dolaşan ilk insan oldu.În 1933, Wiley Post a fost primul pilot de avion care a făcut singur înconjurul lumii.
Bazı ülkelerde tek başına trimetoprimin TMP/SMX’e eşdeğer olduğu kabul edilmektedir.În unele țări, trimetoprim în monoterapie este considerat a fi echivalent cu TMP/SMX.
Hikâyeci (落語家 rakugoka) tek başına Kōza (高座) denilen sahnede oturur.Un singur povestitor (落語家, rakugoka) stă așezat pe scenă, numită kōza (高座).
Neredeyse on yıla yakın bir süre tek başına kalan Batman'e, Tim Drake'in üçüncü Robin olarak katılır.Batman lucrează singur până la sfârșitul deceniului când Tim Drake devine noul Robin.
Giunia tek başına kalmıştır.Norina însă este singură.
Evde Tek Başına (Özgün adı: Home Alone), 1990 yapımı bir komedi filmi.Singur Acasă (titlu original Home Alone) este un film de comedie de Crăciun din 1990.
Speer obur okuyucu idi ve Spandau'da tek başına ilk üç yılda 500'ün üzerinde kitabı okuyup tamamladı.Speer era un cititor înfocat și a citit cu mult peste 500 de cărți doar în primul an de detenție la Spandau.
İngiltere'de eşini desteklemek için zamanının olmayacağını düşünerek tek başına gitti.El a călătorit în Anglia singur, pentru că nu-și putea permite să-și susțină acolo și soția.
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.Micul Prinț, locuitor al asteroidului B-612.
Klip esnasında Blunt, karartılmış bir odada tek başına oturarak geçmiş ilişkisini düşünmektedir.În videoclip Blunt stă singur într-o cameră destul de întunecată în timp ce reflectă pe o relație din trecut.
Bleda 445 yılında ölünce, Attila tek başına Hun hükümdarı olmuştur.În 445, Bleda moare, Attila rămâne singurul rege al hunilor.
İnsülin enjeksiyonları, oral ilaçlara eklenebilir veya tek başına kullanılabilir.Injecțiile cu insulină pot fi asociate cu medicația orală sau pot fi administrate în mod independent.
Evinden ayrılarak tek başına yaşamaya başlar.(Ai putea supraviețui singur acasă?).
BeyinDostu KSG askerinin koloni teknolojilerini tek başına öğrenmesini sağlar.BrainPal permite soldaților FCA să folosească tehnologia colonială prin puterea gândului.
Sonra her biri onu tek başına ele geçirmek için diğerleri ile kavgaya tutuşurlar.Reușește să îi facă sa lupte unii cu ceilalți după care îi învinge.
1916'da ise tek başına basılmıştır.În 1916 este mobilizat.
Ama Mickey tek başına boşluğu dolduramıyordu.Dar acesta nu putea umple spațiul de unul singur.
Bu yıl Elnur Hüseynov ülkesini tek başına "Hour Of The Wolf" isimli şarkıyla temsil etmiştir.Elnur Huseynov a reprezentat tara cu piesa "Hour Of The Wolf".
Yunan lehçelerinin varoluşu ne tek başına Merkez Noktası Kuramı ne de Dalga Kuramı ile açıklanabilir.Existența dialectelor grecești nu poate fi explicată prin Teoria nodului sau a valului.
2013 tarihinde My Chemical Romance grubu dağlınca tek başına müzik yapmaya başlamıştır.În anul 2013, My Chemical Romance s-au despǎrțit.
Doktor, tek başına gitmeye karar verip gemiye biner.La venirea corabiei, Fram se suie singur în barcă, dorind să fie luat și el.
Lois, Meg'i dansa tek başına gitmesi konusunda teşvik eder.Gloria îl solicită pe Robert să danseze cu ea.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.După ce a devenit rege unic, a condus regatul sub regența mamei sale.
2003 yılında 80.000 turistten fazlasını tek başına Torres del Paine Milli Park'ı çekmiştir.În primele șase luni din 2010, 80.000 de turiști au vizitat castelul Peleș.
Bazı ülkelerde tek başına trimetoprimin TMP/SMX’e eşdeğer olduğu kabul edilmektedir.Maga a trimethoprim egyes országokban a TMP/SMX megfelelőjének számít.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.1931-től 1936-ig egyedül utazott Afrikában, gyalog és kerékpáron megtéve 40 000 kilométert .
Tek başına bu koşullar faillerin soykırım yapması için yeterli değildir.Önmagukban ezek a feltételek nem elegendőek az elkövetők számára a népirtás elkövetésére.
20 Temmuz 1969'da Tate tek başına Los Angeles'a döndü.1969. július 20-án Sharon visszatért Los Angelesbe.
Tek başına onlara karşı cihad etmeye koyuldu.Úgy döntött, hogy egyedül támadást intéz ellenük.
Semptomlar tek başına ya da diğer klasik dang semptomlarıyla birlikte görülebilir.A tünetek jelentkezhetnek önmagukban, vagy a klasszikus dengue-tünetekkel együtt.
Zekâ, yaşamın tersine, tek başına yıldızlar arası uzaklıklardan fark edilebilecek bir unsur değildir.Maga az intelligencia, az élettel ellentétben, nem feltétlenül látható csillagközi távolságokból.
Tek başına da kılınabilir.Egyedül is hajtogathatsz!
Hikâyeci (落語家 rakugoka) tek başına Kōza (高座) denilen sahnede oturur.A rakugoka (落語家, mesélő) egyedül ül a színpad közepén (高座, Kóza).
Amanda, vampiri tek başına toz eder.Butters úgy dönt, hogy egyedül lesi meg a vámpírokat.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Felelőtlenség volt egyedül nekivágnia ennek az útnak.
İkinci ayrılık: Çocuk odada tek başınadır.Második szeparációs esemény: a csecsemő egyedül van.
Kızını tek başına büyütmüştür.Ettől kezdve egyedül nevelte lányát.
Tek başına, küçük ya da büyük gruplar halinde bulunabilir.Egyedül vagy kisebb csoportokba lehet látni.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Ebben az időszakban az anya egyedül vadászik.
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.A főhős a kis herceg, aki az Asteroid B612-őn él és békés az élete.
Tek başına serum kreatinin, glomerül filtrasyon hızını da yüksek gösterebilir.A szérum kreatinin önmagában túlbecsülheti a glomeruláris filtrációs rátát.
Sonra her biri onu tek başına ele geçirmek için diğerleri ile kavgaya tutuşurlar.A többiek egyenként szállingózva utánuk.
Ama Mickey tek başına boşluğu dolduramıyordu.Warley nem bírja egyedül összehúzni a sudárvitorlát.
Üç erkek kardeşi tek başına babası tarafından büyütüldü.Édesanyjuk egyedül nevelte a három fiúgyermeket.
Fakat Siebel onu unutmamıştır ve onu tek başına bırakmak istememetedir.Gloria rajta tartotta a szemét, nem merte egyedül hagyni őt, nehogy kárt tegyen magában.