tek başına ile cümle

tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
1976 yılında Cici Kızlar dağılınca Bilgen Bengü müziğe tek başına devam etti.Efter parets skilsmässa 1973 fortsatte båda två på egen hand i musikbranschen.
O kadar berbattır ki varlığı tek başına balıkların nehirde canlı kaynamasına sebep olur.Han beskrivs som så gräslig att hans närvaro fick fisken att koka levande i floderna.
Zirvesi vardır ve tek başına ya da birkaç küçük yükselti ile bir arada bulunabilir.De sitter ensamma, eller upp till 10 ihop på en kort sporre.
İç çamaşırın içinde veya tek başına giyilebilirler ve küçük elastik kayışlarla tutulurlardı.De bars ensamma, eller med en kjortel under.
Tek başına serum kreatinin, glomerül filtrasyon hızını da yüksek gösterebilir.Fristående mätning av serumkreatinin kan göra att den glomerulära filtrationshastigheten överskattas.
Bu mekanizmalar birlikte veya tek başına seyredebilir.Signalerna kan användas tillsammans eller var för sig.
Kane de tek başına devam etti.Hon fortsatte dock att regera ensam.
Başkan, tek başına yabancı ülkelerle antlaşmalar imzalayabilir.Han tycks kunnat ingå avtal med främmande härskare.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Maloosak var då ensam i världen om det.
Grup içerisinde tek başına bir alt grupta yer alır.En ledamot kan endast tillhöra en grupp i taget.
Danny tuhaf metal bir oyun bulur ve tek başına oynamaya başlar.Fonzie har en väldigt speciell teknik för att starta jukeboxen - han smäller till den, och den börjar spela.
Doktor, tek başına gitmeye karar verip gemiye biner.Han simmar ut till havs och går ombord på skeppet.
6 Ekim'de 13 Ju 88 Bombardıman uçağına tek başına saldırdı ve ilk uçağını düşürdü.Den 6 oktober samma år anföll hon ensam 13 Junkers Ju 88, och vann sin första seger.
Bazı ülkelerde tek başına trimetoprimin TMP/SMX’e eşdeğer olduğu kabul edilmektedir.У деяких країнах сам по собі триметопрім вважається аналогом TMP/SMX.
Tek başına bir bütün olabilir.Він може бути тільки один.
Üstelik büyük kentteki apartman dairesinde doğadan çok uzakta tek başına yaşamaktadır.Попри велику родину живе один у власній квартирі.
Gana'da dilimlenmiş ekmek üstünde tek başına sandviç gibi yenir.У Гані, його часто їдять просто порізаним на бутерброд із хлібом.
Kızını tek başına büyütmüştür.Виховувала сина сама.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Однак за ним самим оголошено полювання.
İnsülin enjeksiyonları, oral ilaçlara eklenebilir veya tek başına kullanılabilir.Ін'єкції інсуліну можна додати до пероральних медикаментів або застосовувати окремо.
Big Show tek başına devam etmen zorunda kaldı ama yenildi.Він воював із Біг Шоу, але програв.
Amanda, vampiri tek başına toz eder.Однак Роуз може пронести Демона в собі.
Tek başına da kılınabilir.Він може існувати самостійно!
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.Маленький принц начебто прилетів на Землю саме з астероїда B612.
2003 yılında 80.000 turistten fazlasını tek başına Torres del Paine Milli Park'ı çekmiştir.У 2003 році національний парк Торрес-дель-Пайне відвідали понад 80 тисяч осіб.
Ancak bu uzun dönemin sonunda tek başına yaşamaya hazırdır.Вони довго чекали цього моменту, щоб нарешті бути наодинці.
Hücre hapsinde 2 yıl tek başına dayanır.Він потрапляє в одиночну камеру на два роки.
17 yaşında tek başına New York'a gitti.Вона прибула в Нью-Йорк у віці 17 років.
Margaret White (Julianne Moore) yalnız yaşadığı evde tek başına bir kız dünyaya getirir.Перебуваючи одна в своєму будинку, Маргарет Вайт народжує дівчинку.
Bu mekanizmalar birlikte veya tek başına seyredebilir.Ці елементи може бути виконано самостійно, або об'єднано між собою.
Tek başına serum kreatinin, glomerül filtrasyon hızını da yüksek gösterebilir.Креатинін сироватки сам по собі може переоцінити швидкість клубочкової фільтрації.
Çoklu işlemcilerin tek başına bir işlemciden daha hızlı olması beklenir.Очевидно, що вони будуть виконувати це швидше, ніж один процесор.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.Жінка не могла лишитися сама з нелюбом, тому вирішила теж утекти.
Taylar anneleri ile birlikte kalırken erişkin erkekler tek başına yaşarlar.Самці воліють триматися поодинці, тільки дитинчата залишаються поруч зі своїми матерями.
Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.В деяких випадках розлади сну можуть бути факторами ризику незалежно від депресії.
Bu oyun tarzı tek başına veya grup halinde uygulanabilir.Метод може використовуватися як індивідуально, так і в групі.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.Водночас уся влада зберегалася в його матері.
Gerekirse tek başına gideceğini de ekledi.Він згодний піти лише в тому випадку, якщо вона піде з ним.
Örneğin "koşuyor" kelimesi tek başına bir cümledir.Наприклад, для одиниці аналізу «слово» контекстуальна одиниця — «речення».
Evde Tek Başına (Özgün adı: Home Alone), 1990 yapımı bir komedi filmi.«Сам удома» (англ. Home Alone) — сімейний фільм 1990 року і різдвяна комедія.
Bugün tek başına mı geldin?Ви сьогодні прийшли самі?
Tom öğle yemeğini genellikle tek başına yer.Том зазвичай обідає сам.
Tom'un tek başına oraya gitmeye niyeti yoktu.Том не мав наміру йти туди один.
Tom Mary'yi John'la tek başına bırakarak gitti.Том пішов, залишивши Мері наодинці з Джоном.
Boston'a gerçekten tek başına gitmek mi istiyorsun?Ти дійсно хочеш їхати в Бостон один?
Bazı ülkelerde tek başına trimetoprimin TMP/SMX’e eşdeğer olduğu kabul edilmektedir.V některých zemích je trimethoprim považován za ekvivalent TMP/SMX.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.V letech 1931 až 1936 sám přejel Afriku pěšky a na kole.
Free For All: Herkes tek başına.Free for all - všichni proti všem.
İkinci baskıda çıkarılan bu şiir daha sonra A Catholic Hymn (Katolik İlahi) adıyla tek başına yayımlandı.Báseň pak byla vydána samostatně pod názvem „A Catholic Hymn“.
Horowitz 1922-1923 sezonunda, tek başına Petrograd'da 11 farklı programda 23 tane konser vermiştir.V letech 1922–1923 v Leningradu sám provedl 23 koncertů s 11 různými programy.
20 Temmuz 1969'da Tate tek başına Los Angeles'a döndü.V červenci 1969 se Sharon vrátila do Los Angeles.
Kedilerin çoğunluğu gibi, anne-yavru gruplarının dışında jaguar tek başına dolaşır.Jako většina kočkovitých šelem je jaguár mimo svou mateřskou skupinu samotářský.
Ancak Nazizm tek başına Hristiyanlığın kaçınılmaz bir sonucu değildir."Jak víš, vládnout Egyptu není snadný úkol."
Giunia tek başına kalmıştır.Evženie zůstala sama.
Daha sonra bu işi tek başına sürdürdü.On sám si s tím poradil po svém.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Je povoleno lovit pouze medvědí samce.
Odada tek başına yatmaktadır.Sama odejde do ložnice.
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.Samotné spoření nestačí.
İp atlama, tek başına ya da grupça oynanabilecek bir oyundur.Měl bych se pokusit utéct sám nebo s malou skupinou?
Tek başına ruhsal yolla tedavi şekline de terapi denilmektedir.Samotná léčby psychologickými prostředky se nazývá psychoterapie.

İlgili Sayfalar