tek başına ile cümle

tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Tropik ormanlarda tek başına yaşayan bir gece hayvanıdır.Het is een solitair dier dat op de bosbodem leeft.
Ama neden bu sefer tek başına olduğunu sorar.Dit keer bedankt hij niettemin zelf.
Çelik daha sonra gruptan ayrıldı ve yoluna tek başına devam etmeye karar verdi.Na Reinventing the Steel werd de groep gesplitst en gingen de leden hun eigen weg.
Bir gün tek başına kullandığı arabasıyla kaza yaparak ölür.Totdat hij op een dag betrokken raakt bij een auto-ongeluk.
Arkasına bakmadan tek başına atını Mordor ordularına sürer.Sheridan liet ook de mannen zonder paard bij het leger achter.
Alvin Lee, bir yandan grup olarak çalışırken tek başınada 14 solo albüm çıkarmıştır.Later begon Bill Medley aan een solocarrière: hij maakte in totaal 14 soloalbums.
Kraliçe yaklaşık on dakika boyunca, üzerine silahlar doğrulmuş bir hâlde balkonda tek başına bekledi.De gijzelnemers legden hun wapens, op twee revolvers na, op het platform.
Tek başına seyahat etmek istiyor.Hij reist graag alleen.
Onu tek başına yapsın.Laat hem het alleen doen.
Onu tek başına mı yaptın?Heb je dat in je eentje gedaan?
Kedi tek başına evimin çatısına tırmandı.De kat klom zelf op het dak van mijn huis.
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.Mały Książę żyje na Astroidzie B612.
Hart, annesi Nancy Hart tarafından tek başına büyütüldü.Był wychowywany przez samotną matkę, Nancy Hart.
Bütün kararları tek başına kendisi vermiştir.Mimo to to on podejmuje wszystkie decyzje.
Daha çok tek başına ya da anne-yavru çifti halinde yaşar.Żyją samotnie albo w parach matka z potomstwem.
Giunia tek başına kalmıştır.Rozyna zostaje sama.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Myśliwy sam został upolowany.
Beyin fırtınası, tek başına veya bir grupla yapılabilir.Żonglerka ogniem może być wykonywana solo lub zespołowo.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Ze względu na niebezpieczeństwo nie należy robić tego samotnie.
Kedilerin çoğunluğu gibi, anne-yavru gruplarının dışında jaguar tek başına dolaşır.Jak większość kotowatych, jaguar żyje samotnie.
Kızını tek başına büyütmüştür.Samotnie wychowywał syna.
Bu mücadelede tek başınadır.Musimy walczyć w samotności.
1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı.W 1930 wyjechał do Paryża, gdzie przebywał do wybuchu II wojny światowej.
2002 - Steve Fossett tek başına ve mola vermeden dünya çevresini balonla dolaşan ilk insan oldu.2 lipca – Steve Fossett jako pierwszy człowiek na świecie okrążył balonem kulę ziemską bez międzylądowania.
Hiçbir elit, tek başına güç olamaz.Elita władzy nie rządzi sama.
17 yaşında tek başına New York'a gitti.W wieku 17 lat wyjechała do Nowego Jorku.
David Fury, geri dönmüş ve tek başına iki bölüm yazmıştır.David Shore napisał 20 odcinków, oraz 2 wyreżyserował.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Ale nie sam - na małego synka.
Evde Tek Başına 5, Evde Tek Başına serisinin son filmidir.Film jest piątą częścią popularnej serii Home Alone.
Tek başınada atıştırma amaçlı yenilebilir.Wyhodowanie narybku samodzielnie jest możliwe.
Ancak her spor, başka bir hücre ile birleşmeden, tek başına yeni bir organizma oluşturabilir.Każda, nawet pojedyncza komórka, może dać początek nowemu organizmowi.
Bu nedenle tek başına gidecektir.Jedzie tam sama.
Tek başına da kılınabilir.Potrafi się sama wydoić.
Foley, ilk başlarda seriyi tek başına yayına hazırladı.Layton pisał seriale komediowe już zupełnie samodzielnie.
Bu savaş modlarının özellikleri şunlardır: Free For All: Herkes tek başına.Mottem kibiców z frakcji Armada jest: Sami protiv svih, co oznacza: Sami przeciw wszystkim.
Victor ise tek başına jetiyle oradan uzaklaşır.Victor prawie z niego nie wychodzi.
Bugün, tıbbi amaçlarla değil, tek başına içilen içkiler olarak ya da kokteyl yapımında kullanılırlar.Nie należy leków popijać napojami ani sokiem grejpfrutowym.
Gruptan ayrıldıktan sonra kariyerine tek başına devam etti.Po odejściu z grupy występuje samodzielnie.
Ancak bu tek başına yeterli olmayabilirdi.Być może jednak nie była ona jedyną.
Bu sistem lordları, tüm güce tek başına sahip olabilmek adına kendi aralarında da sürekli çatışma halindedir.Ale cała operacja stoi pod znakiem zapytania, gdyż panowie ciągle kłócą się ze sobą...
İnsülin enjeksiyonları, oral ilaçlara eklenebilir veya tek başına kullanılabilir.Zastrzyki z insuliną mogą być dodatkiem do leków podawanych doustnie lub mogą być wykonywane niezależnie.
Tek başına bu savaşa girmek istemiyorlardı, zira savaşa girmeye de yatkın değillerdi.Nie chcieli brać udziału w wojnie i nie zaciągali się ochotniczo do wojska.
Ayrılığın ardından Ann oğluna tek başına bakmak zorunda kaldı.Ali po kilku latach rozłąki musi zaopiekować się synem Samem.
Herkes tek başınadır, yani takım yoktur.Jestem zupełnie sam, to nie są żarty.
Tahtın arkasındaki asıl güç Pothinus olduğu halde Ptolemaios tek başına kral olmaya niyetlenmiştir.To ona, jako prawowita następczymi tronu, posiada moc, której pożąda Phobos.
Bazı ülkelerde tek başına trimetoprimin TMP/SMX’e eşdeğer olduğu kabul edilmektedir.Trimetoprim i sig bedöms vara likvärdigt med TMP/SMX i en del länder.
J tek başına dj yerine veya ny nj yerinede kullanılabilir.Ibland används bara j istället för dj, och ny istället för nj.
18 ay içinde tek başına 4.000'den çok bizon öldürdüğü söylenir.Han lär ha skjutit 4000 bufflar på 18 månader.
Neredeyse tek başına seriyi kazanmıştı.De vann också serien enkelt.
Tek başına iblislerle, vampirlerle, karanlıkla yüzleşmek onun işidir.Hon ska ensam bekämpa vampyrer, demoner och mörkrets krafter.
Goyer ve Snyder hikâyeyi ortak yazarken, Goyer senaryoyu tek başına yazdı.Goyer och Snyder skulle skriva synopsin tillsammans, medan Goyer skulle skriva manus.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.Jag lever i hans befallnings skugga.
Üç erkek kardeşi tek başına babası tarafından büyütüldü.Alla tre syskonen tränades av fadern.
1464 ile 1469 yılları arasında Floransa’yı tek başına yönetmiştir.Tillsammans regerade de över Kroatien från 946 till 969.
Armi tek başına kalmaktan korkmaktadır.Elling deppar ihop av att bo ensam.
Kızını tek başına büyütmüştür.Dottern fick därigenom en uppväxt i ensamhet.
Tek başına protein zincirleri bazen gruplanarak protein kompleksleri oluşturabilir.Proteinkedjor kan ibland gå ihop och ge upphov till proteinkomplex.
Los Lagos bölgesinde (Region de los Lagos) olup tek başına bir eyalettir.Den ligger i regionen Región de Los Lagos, i den södra delen av landet.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Jakt är tillåten inom området.
Giunia tek başına kalmıştır.Kreon är ensam kvar.

İlgili Sayfalar