tek başına ile cümle

tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Yemekle beraber veya tek başına alınabilir.Pode ser tomado com ou sem comida.
Kol egzersizleri yapmak yaşam kalitesini arttırmak için tek başına yeterli değildir.Realizar exercícios no braço isoladamente não aparenta melhorar a qualidade de vida.
Bleda 445 yılında ölünce, Attila tek başına Hun hükümdarı olmuştur.Seu reinado terminou no ano 445, Bleda morreu e Átila ficou como único rei.
Kane de tek başına devam etti.Alex continuou o projecto a solo.
Yarışmacı ise sahnede tek başınadır.Mas o concorrente não está sozinho nesta sala de aula!
MS 7 yılında Postumus, Augustus tarafından reddedildi ve Planasia adasında tek başına yaşamaya mahkûm edildi.Em 7, Agripa Póstumo foi repudiado por Augusto e exilou-se na ilha Pianosa, onde viveu confinado em solitário.
Lois, Meg'i dansa tek başına gitmesi konusunda teşvik eder.Lois convence a filha a dançar sozinha.
17 yaşında tek başına New York'a gitti.Aos 17 anos foi morar em Nova Iorque.
Genç Loustalot çok aktif olmuş ve başlarda neredeyse tek başına çalışmışmtır.Jansson começou o trabalho quase que imediatamente.
Armi tek başına kalmaktan korkmaktadır.Seu maior medo é ficar sozinha.
İnsülin enjeksiyonları, oral ilaçlara eklenebilir veya tek başına kullanılabilir.As injecções de insulina podem ser usadas isoladamente ou como complemento à medicação oral.
Bu baskı karşısında İrini teslim oldu ve Konstantin aralık 790'da tek başına imparator oldu.Cedendo à pressão, Irene se rendeu e Constantino foi elevado ao trono como único imperador em 790.
Bazen tek başına ya da grup halinde gezerler.Podem se alimentar sozinhos ou em grupo.
Petra Mede yarışmanın sunuculuğunu tek başına yaptı."Claudia tocou a campainha sozinha.
1996 yılında bu kez tek başına sahne alan şarkıcı, İrlandalı Eimear Quinn'in ardından ikinci olmuştur.No ano seguinte, em 1996 a Irlanda fez-se representar com o tema The Voice, cantado por Eimear Quinn.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Cresce em solos argillosos.
Giunia tek başına kalmıştır.Élida fica sozinha.
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.O Pequeno Príncipe vive tranquilo no distante asteróide B-612.
Rey ışın kılıcını yakalar ve Ren ile tek başına savaşır, sonunda onu zararsız hale getirir.Rey então pega o sabre de luz e consegue vencer o Ren, que já estava ferido.
Bu nedenle tek başına gidecektir.Por isso sempre está sozinha.
Oyların %57'sini alarak iktidarını tek başına devam ettirdi.57% dos fumantes já tentaram parar no ano passado.
Gruptan ayrıldıktan sonra kariyerine tek başına devam etti.Depois de deixar o grupo, começou sua carreira solo.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.A Raposa caça sozinha.
Bu faziletlerin tek başına yaşayan bir insanda değil de toplumda oluşabileceğini öne sürdü.Ele deixa claro que isso é possível apenas na união e na abordagem dos seres humanos.
Tek başına onlara karşı cihad etmeye koyuldu.'Batalhamos tudo sozinhos.
Tek başına, bu optik amplifikatör yapar.Esse aparelho é, apenas, um amplificador.
Nikoliç MİOGRAD gibi hepsi tek başına yıldız isimlerden oluşuyordu.Na idade média, todos astros eram genericamente designados como sendo estrelas.
Tek başınada atıştırma amaçlı yenilebilir.O acesso à deficientes pode ser feito somente por essa.
Onun tarafından oraya tek başına gitmemesi tavsiye edildi.Ele foi alertada por ele para não ir lá sozinha.
Gitar çalmayı dokuz yaşında tek başına öğrendi.Autodidata, aprendeu a tocar violão sozinha aos nove anos de idade.
Ocak 2006'da Apple, Motion'u tek başına bir ürün olarak satmayı bıraktı.In januari van 2006 stopte Apple de verkoop van Motion als een alleenstaand product.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.Van 1931 tot 1936 reisde hij in zijn eentje te voet en per fiets door Afrika.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Het jagen in dit gebied was alleen aan hen voorbehouden.
Giunia tek başına kalmıştır.Gizmo staat er alleen voor.
Bütün kararları tek başına kendisi vermiştir.Daarom adopteerde zij ze alle vier zelf.
Ancak bütün bu hallerde, şizofren aslında tek başına olduğundan, şizofrenik karşı çıkışlar naiftir .Want iemand met deze totem zou ongetwijfeld schizofreen moeten zijn.
Sazlıklarda tek başına yuvalanır.Zelf draait hij alleen maar aan de knoppen.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Ze kunnen zéér slecht tegen alleen zijn.
1918'de ayrıldılar ve von Werefkin tek başına Lago Maggiore'deki Ascona'ya taşındı.In 1918 verhuisden zij naar Ascona aan het Lago Maggiore.
Bağımsız ve tek başına kullanımı bu nedenle çok fazla söz konusu olmamaktadır.En ach, dat er geduwd wordt is op zichzelf niet zo erg.
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.De kleine prins leefde op planetoïde B612.
Bu yıl Elnur Hüseynov ülkesini tek başına "Hour Of The Wolf" isimli şarkıyla temsil etmiştir.Dit werd Elnur Hüseynov met het liedje Hour of the wolf.
Kane de tek başına devam etti.John toerde in zijn eentje.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Dit mag dan alleen met andere minderjarigen.
Lasil'e ek olarak, Henkel'in tek başına sentetik esaslı ilk deterjanı idi.Min of meer gelijktijdig kwam ook Hensley's eerste soloplaat uit.
Tek başına Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir türdür.De soort leeft in Europa en Noord-Afrika.
Bu baskı karşısında İrini teslim oldu ve Konstantin aralık 790'da tek başına imparator oldu.Irene boog voor deze druk en Constantijn werd in december 790 als alleenheerser geïnstalleerd.
Tony Montana, cephaneliğinden M-16A1 çıkartır ve Sosa'nın adamlarıyla tek başına çatışır.Tony neemt een M16A1 met M203 granaatwerper uit zijn wapenrek, blaast de deur op en maakt de vier soldaten af.
Albümdeki her şarkının yazımına yardım ederken, üç şarkıyı tek başına yazdı.Ze schreef mee aan elk nummer van het album en schreef ook drie songs volledig zelf.
Bazıları tek başınaydı.Enkelen van hen gingen solo verder.
San, 17 sene bu çalışmalarını tek başına yürüttü.Conte nam het pas zeventien jaar later zelf op.
Los Lagos bölgesinde (Region de los Lagos) olup tek başına bir eyalettir.Het meer is gelegen in het zuiden van het land, in de regio Los Lagos.
Üç erkek kardeşi tek başına babası tarafından büyütüldü.Alle drie de broers werden door hun vader opgeleid.
Sid bebeği tek başına götürmek ister, Manfred de Sid ile dalga geçer.De moeder ontsnapt echter met de baby en vertrouwt de baby toe aan Manny en Sid.
Dolayısı ile 1 bulgu tek başına tanı koymak için yeterli değildir.Het is niet voldoende om een SLA eenmalig op te stellen.
Kennedy sonunda bir açıklama yaparak olayın bütün sorumluluğunu tek başına üstlenmek zorunda kaldı.Kennedy hield een speech op televisie waarin hij de volledige verantwoordelijkheid van de blunder op zich nam.
Doktor, tek başına gitmeye karar verip gemiye biner.Hij besluit om voortaan alleen nog per boot te reizen.
Kocasının ölümünden sonra Ester bu görevi tek başına yürüttü.Na zijn dood, probeerde Mary het zelf te doen.
Böylece Voldemort tek başına kalır.Dahmer blijft alleen achter.
Ancak ırkçılık kavramı, faşizmi açıklamada tek başına yeterli değildir.De fascistische ideologie is niet uitsluitend rationeel van karakter.

İlgili Sayfalar