tek başına ile cümle

tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Petra Mede yarışmanın sunuculuğunu tek başına yaptı.Петя учился играть на ней самостоятельно.
Ancak bunun için çocuğu tek başına büyütmesine izin verilmelidir.Как бы там ни было, она вырастила сына в одиночестве.
2003 yılında 80.000 turistten fazlasını tek başına Torres del Paine Milli Park'ı çekmiştir.В национальном парке «Торрес-дель-Пайне» в 2003 году было отмечено более 80 тысяч посетителей.
Fakat az olsa da, tek başına bir mısra şekilnde bulunan bir nazım şekli de bulunmaktadır.Но что ещё более странно — у неё была родинка такой же формы, что и у Май.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.С этой собакой охотятся в одиночку или сворой.
Margaret White (Julianne Moore) yalnız yaşadığı evde tek başına bir kız dünyaya getirir.Находясь одна в своем доме, Маргарет Уайт рожает девочку.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Он не боялся только маленьких детей.
Kimse tek başına iktidar olamadı.Никто не добился бы этого в одиночку.
Böylece Zetsu tek başına iş yapmaya başlamıştır.К севу подготовились как для себя.
Üstelik büyük kentteki apartman dairesinde doğadan çok uzakta tek başına yaşamaktadır.Живет в довольно дорогой квартире, в полном одиночестве.
O kadar berbattır ki varlığı tek başına balıkların nehirde canlı kaynamasına sebep olur.Он описывается таким ужасным, что от его присутствия гибнет рыба в реках.
Amerika Birleşik Devletleri 2007 yılında tek başına, üretilen petrolün %25'ini tüketmiştir.وقد استهلكت الولايات المتحدة 25% من النفط المنتج في عام 2007.
Birlikte iki şarkı yazmaya başladılar fakat Madonna kariyerine tek başına devam etmek istediğine karar verdi.وبدأا بكتابة أغنيتين معاً، ولكن مادونا أخذت قراراً بأنها تريد أن تواصل حياتها الفنية بمفردها.
Yemekle beraber veya tek başına alınabilir.يمكن أن يؤخذ مع الطعام أو بدونه.
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.ومن ثم الوعي وحده لا يكفي بتاتا.
Bir masaya tek başına oturup çay ve tarçınlı çörek ısmarlar.وجلس على الطاولة منفراً و عزمه على شاى و فطيرة بالقرفة .
Suudi Arabistan savaşın 60 milyar ABD Doları tutan maliyetinin 36 milyarlık kısmını tek başına karşıladı.دفعت المملكة العربية السعودية نحو 36 مليار دولار من التكلفة الإجمالية البالغة 60 مليار دولار.
Bu mücadelede tek başınadır.11 - وحدنا في المعركة .
Free For All: Herkes tek başına."كل يوم - انفراد..
Asıl borç ilişkisinin varlığı tek başına yeterli değildir.واجب الوجود لذاته لا لمعنى.
Unu tek başına ekmek yapımına uygun değildir.بذلك يتم خبز الخبز السريع بشكل فردى.
Kızını tek başına büyütmüştür.توفيت زوجته و قام بتربية ابنتيه وحده.
Neredeyse tek başına seriyi kazanmıştı.أنه أصبح يحمل كل بطولة الفرق وحده.
Tek başına bir işletim sistemi olarak kullanıldığında donanım gereksinimleri oldukça düşüktür.عند استخدامها كنظام تشغيل مستقل ، تكون متطلبات الأجهزة منخفضة نسبيًا.
2002 - Steve Fossett tek başına ve mola vermeden dünya çevresini balonla dolaşan ilk insan oldu.2002 - ستيف فوسيت يصبح أول من يقوم بالدوران حول الأرض دون توقف لوحده بمنطاد هوائي.
Fakat az olsa da, tek başına bir mısra şekilnde bulunan bir nazım şekli de bulunmaktadır.ولكنك نسيت أن الظل، على سبيل المثال، له وجه واحد فقط.
Doktor, tek başına gitmeye karar verip gemiye biner.ويخططان لمغادرة السفينة في الوقت المناسب، والتوجه إلى الأرض بمفرديهما.
Tek başına bir müzik türü değildir, belirli türlere ayrılmıştır.كان كاش موسيقيًا غير مرتبط بنوع واحد.
Zirvede Tek Başına.على قمة الدنيا وحيدا ً.
Kimse tek başına iktidar olamadı.لا أحد لديه الحق في أن يكون وحيدًا.
İnsülin enjeksiyonları, oral ilaçlara eklenebilir veya tek başına kullanılabilir.من المُمكن استخدام حُقن الإنسولين إما كإضافة إلى الدواء عن طريق الفم أو أن تُستخدم وحدها.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.وأخبرتهما الملكة بأنها لا تقوى على البقاء بمفردها وأنها سترافقهما أينما يذهبان.
1937 itibarıyla tüm ailenin ekonomik yükünü omuzlayarak stüdyoyu tek başına işletmeye karar verdi.وبحلول عام 1937 قررت إدارة استوديو والدها متحملة الأعباء المالية لأسرتها.
Çok sayıda firma, tek başına komple binalarda faaliyet göstermektedir.كثير من تعقد الكثير من عمليات التوظيف داخل المنشاة نفسها.
Ama tutukluluğun belirli bir süreyi geçmesi halinde artık tek başına yeterli değildir.إذا لم يكن لديه جمهورا حقيقيا سواها كان هذا يكفي لبعض الوقت.
Çünkü; grup, bir kişinin tek başına gösterdiği performanstan daha fazlasını gösterebilecektir.الإنجاز: يمكن للجماعة أن تحقق معا أكثر مما يمكن أن يحققه الفرد بمفرده.
Savaştan sonra eşinden ayrıldı ve 1930'a kadar fotoğrafhanesini tek başına idare etti.عند انتهاء الحرب، تركت سومان زوجها وأبقت على مصلحة التصوير حتى عام 1930.
Bu mekanizmalar birlikte veya tek başına seyredebilir.هذه الألقاب يمكن أن تستخدم وحدها أو مقترنة بالأسماء.
Hücrede tek başına tutulan hükümlüler ise, ancak ziyaretçisiyle ve cezaevi görevlileriyle görüşebiliyordu.مدير السجن أتى بنفسه ليقابل المدان.
Bunu tek başına mı yaptın?هل صنعت هذا بنفسك؟
Hiç tek başına seyahat ettin mi?هل سافرت لوحدك قط؟
Thomas, tek başına Bardanes teslim olana kadar ona sadık kaldı.Tomás continuou leal a Bardanes até este se render.
Üç erkek kardeşi tek başına babası tarafından büyütüldü.Seus três filhos sobreviventes foram criados por seu pai.
Hikâyesini anlatmayı bitiren Rose, tek başına Lovett'ın gemisinin kıçına gider.Com sua história completa, Rose vai para a popa do navio de Lovett.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.Entre 1931 e 1936 viajou sozinho, a pé e de bicicleta pela África numa distância total de 40.000 quilômetros.
Ancak 16 yaşındaki Beethoven tek başına yaşamaya hazır değildir.Beethoven, com 16 anos, no entanto, ainda não estava preparado para o ser.
Bazıları tek başınaydı.Os líderes estavam sozinhos.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.A lógica não pode fazer isso sozinha.
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.Por isso, a consciência sozinha, de longe, não é suficiente.
Ancak Knowles, "Brown Eyes" ve "Dangerously in Love" gibi eserlerde ana vokali tek başına eline alır.Knowles, entretanto, cantou sozinha as canções como "Brown Eyes" e "Dangerously in Love".
Bu mücadelede tek başınadır.Mas ele não estava sozinho nessa luta.
1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı.Se mudou sozinho para Paris no ano seguinte, onde morou até a eclosão da Segunda Guerra Mundial.
Tek başına protein zincirleri bazen gruplanarak protein kompleksleri oluşturabilir.Cadeias individuais de proteínas podem por vezes agrupar-se para formar um complexo proteico.
Fakat daha sonra erkek kardeşleri olmadan tek başına tekrar kaçmıştır.O Deus, em seguida, fugiu, deixando seus companheiros para trás.
1978 yılında tek başına Nanga Parbat zirvesine ulaşan ilk dağcıdır.Em 1978 ele foi também a primeira pessoa que atingiu um oito mil em solitário, o Nanga Parbat .
Neredeyse on yıla yakın bir süre tek başına kalan Batman'e, Tim Drake'in üçüncü Robin olarak katılır.Batman trabalha sozinho até Tim Drake se tornar o novo Robin.
Boone Jack'e Rose ile konuşmasını önerir, Rose kimseyle konuşmadan herkesten uzakta tek başına oturmaktadır.Boone sugere que Jack fale com Rose, quem havia estado longe dos outros desde sua chega à ilha.
Tek başına bu çocuğun cesareti herkesin umutsuzluğa kapılmasını önlemişti.A coragem deste menino impediu uma inundação de total desespero.
Kızını tek başına büyütmüştür.Sua mãe o criou sozinha.
Asıl oyun olan "Adventure Mode", tek başına veya ikinci oyuncuyla işbirliği halinde oynanabilir.O modo "Story Mode" pode ser jogado sozinho ou cooperativamente.

İlgili Sayfalar