tek başına ile cümle

tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Taylar anneleri ile birlikte kalırken erişkin erkekler tek başına yaşarlar.Las crías permanecen con su madre, mientras que los machos adultos viven solos.
Giunia tek başına kalmıştır.Valencia se quedó solo.
Bazı görevler ise bir oyuncunun tek başına tamamlayamayacağı türde olabilmektedir.Obstáculo: Una tarea que solo uno de los miembros del equipo puede completar.
Culkin, Evde Tek Başına, Evde Tek Başına 2 ve Richie Rich filmlerinde rol aldı.Es conocido por su papel de Kevin McCallister en Home Alone y su actuación en la película Richie Rich.
Tek başına elini keserek yeniden programladığı elbota "Rory" adını vermiştir.Ha estado sola excepto por un Manobot reprogramado que ha llamado "Rory".
Tek başına onlara karşı cihad etmeye koyuldu.Hay que dejarlos hacer frente por sí solos.
Karşılıklı dışlama şartını kaldırmak, hiçbir işlemin bir kaynağa tek başına erişemeyeceği anlamına gelir.Eliminando la exclusión mutua: ningún proceso puede tener acceso exclusivo a un recurso.
Huffman tekniği günümüzde tek başına kullanılmaz.Bien, ahora el Rohypnol no se usa solo.
Tek başına, küçük ya da büyük gruplar halinde bulunabilir.Se encuentra solo o en pequeños grupos.
Asıl oyun olan "Adventure Mode", tek başına veya ikinci oyuncuyla işbirliği halinde oynanabilir.El modo de "Aventura" se puede recorrer el modo en solitario o en modo cooperativo para dos jugadores.
Yemekle beraber veya tek başına alınabilir.También puede comerse solo o con fruta.
Violetta odasında tek başına Alfredo'nun babası tarafından gönderilmiş bir mektubu okumaktadır.Le lleva, de parte de Alberto, la carta de su padre.
Antonio, beraber yaşamış oldukları evde artık tek başına oturmaktadır.Vivía con Antonio en una casa cerca de donde falleció.
Tek başına karada, denizde binlerce mil yol katedip en sonunda Northrend’in buz tutmuş kıyılarına ulaştı.Viajando solo muchas leguas en mar y tierra, finalmente llegó a las heladas costas de Rasganorte.
Ayrılığın ardından Ann oğluna tek başına bakmak zorunda kaldı.Tras el divorcio de la pareja la custodia de su único hijo quedó compartida.
Fakat bu, tek başına başarabileceği bir şey değildir.Esto que hacemos, no lo hacemos solas.
Güçlü bir kişinin iktidarı tek başına ele geçirdiği de görülürdü ama kısa süreli olurdu.También se les ha visto capaces de colgar brevemente de un objeto, aunque por poco tiempo.
Tek başına İstanbul’a gidemeyeceğini anlar.Se la halla solo en Panamá.
Yavrular genel olarak bahar ve yaz aylarında doğar ve dişiler yavruları büyütmekten tek başına sorumludur.Las crías suelen nacer en los meses de invierno y primavera y las hembras son las responsables de criarlas.
Başkan, tek başına yabancı ülkelerle antlaşmalar imzalayabilir.El presidente negocia los tratados con naciones extranjeras.
Bazıları tek başınaydı.Todos estamos solos.
Bundan sonra Safevi devletinde iktidar gücü tek başına Hayrulnisa Begüm eline geçti.Desde el principio, el orden dórico, con sus formas poderosas, se asocia a la solemnidad.
Tuna tek başına her yıl 203 kilometre küp tatlı suyu Karadeniz’e taşır .Anualmente se unen al mar de Azov 230 millones de m² de agua dulce.
Sadece kendine has bir üslupla tek başına dans ederek başarısını kutlar.Él es un ejemplo mediante la celebración de sí mismo a un alto nivel.
Büyük şehir'de babasıyla tek başına yaşarlar.Vive sola con su hermano mayor.
Kraliçe eşine karşı gelemedi ve onu tek başına bırakmaya da gönlü razı olmadı.Con la Reina se ha metido Y todavía no ha salido.
Bunun sonucunda Cassady tek başına mücadele vermeye başladı.En respuesta, Kazar sigue luchando por él mismo.
6 Ekim'de 13 Ju 88 Bombardıman uçağına tek başına saldırdı ve ilk uçağını düşürdü.El 6 de octubre, Budánova atacó a trece Junkers Ju 88, derribando a su primer avión.
( Tek başına yürüyen kişi bir dostluk kurar. )(Chico, mejor que camines bien.)
Bu mekanizmalar birlikte veya tek başına seyredebilir.Estos sistemas se pueden presentar simultánea o individualmente.
Yansıma sözcükleri tek başına anlam taşımaz.Las imágenes hablan por sí solas.
Burada yatak boştur ve tek başına şarkıyı söyler.La letra es realmente única y ella lo canta todo.
Çiftlikte çalışan bir çoban tek başına develeriyle birlikte bir fil ailesine denk gelir.Uno de los pastores estaba solo con sus camellos cuando se encontró con una familia de elefantes.
Bu amplifikatörün kendisi çıkışı tek başına etkileyemez.Es recomendable no bajar solo por este sendero.
Bugün, tıbbi amaçlarla değil, tek başına içilen içkiler olarak ya da kokteyl yapımında kullanılırlar.Esta bebida solía ser consumida sola, con bebidas cola o combinada en cócteles.
"Diğerleri" etrafta olabilir ve "tek başına olursan seni/beni alabilirler" der.Siempre hay alguien por ahí que lo desea; 'Si pudiera hacer esto o hacer aquello'.
İlk klibi de "Tek Başına Dans" adlı parçaya çekildi.El primer single es llamado "Dançando".
Tek başına iblislerle, vampirlerle, karanlıkla yüzleşmek onun işidir.Sólo los demonios, las brujas o los vampiros pueden llegar a él.
Tom onun hepsini tek başına yapmış olamaz.Tom non può averlo fatto tutto da solo.
O, tek başına seyahat etmeyi sever.Gli piace viaggiare da solo.
O, odasında tek başına bir kitap okuyordu.Stava leggendo un libro tutto solo nella sua stanza.
Tom'un tek başına buraya gelmeyi planlayıp planlamadığını öğrenmeni istiyorum.Voglio che tu scopra se Tom sta progettando di venire qui da solo o meno.
Tom bütün bir şişe şarabın tümünü tek başına içti.Tom si è bevuto un'intera bottiglia di vino tutto da solo.
Ocak 2006'da Apple, Motion'u tek başına bir ürün olarak satmayı bıraktı.Nel gennaio del 2006, Apple ha smesso di vendere Motion come un prodotto singolo.
Bazı ülkelerde tek başına trimetoprimin TMP/SMX’e eşdeğer olduğu kabul edilmektedir.In alcuni paesi il trimetoprim da solo è considerato equivalente al TMP/SMX.
Kızını tek başına büyütmüştür.Cresce suo figlio da sola.
Herkes tek başınadır, yani takım yoktur.Tutti contro Tutti: nessuna squadra.
J tek başına dj yerine veya ny nj yerinede kullanılabilir.Il simbolo J può essere utilizzato invece di dj, mentre ny può sostituire nj.
Goyer ve Snyder hikâyeyi ortak yazarken, Goyer senaryoyu tek başına yazdı.Goyer e Snyder scrissero la storia, mentre la sceneggiatura fu affidata a Goyer.
Ama neden bu sefer tek başına olduğunu sorar.Lui le chiede perché si siede spesso sola.
İnsülin enjeksiyonları, oral ilaçlara eklenebilir veya tek başına kullanılabilir.Le iniezioni di insulina possono essere aggiunte ai farmaci per via orale o utilizzate unicamente..
Aynı gün, Gordian III 238-244 arası sürecek tek başına imparatorluğunu ilan etti.In quello stesso giorno, Gordiano III venne proclamato unico imperatore (238-244).
Ancak bunun için çocuğu tek başına büyütmesine izin verilmelidir.In tali condizioni dovrà comunque crescere da solo sua figlia.
Klip esnasında Blunt, karartılmış bir odada tek başına oturarak geçmiş ilişkisini düşünmektedir.Nel video Blunt è seduto da solo in una stanza piuttosto scura mentre riflette su una passata relazione.
Aynı zamanda internet üzerinden tek başına ve kız-kız çıplak modellik yaptı.Ha raggiunto anche una certa fama come modella di nudo e di scene con solo ragazze su Internet.
Harran bomboş bir ovada tek başına bırakılmış bir yerleşke hissini verir.Un rubinetto cavo a foro singolo tenuto in posizione dal vuoto.
Bu mücadelede tek başınadır.E non è sola nella battaglia.
Fakat bu, tek başına başarabileceği bir şey değildir.Ma non ci si può arrivare da soli.
Giunia tek başına kalmıştır.Gironi di sola andata.
Lefty ise sorunu tek başına çözmek istiyodur.È questo che Angel sta cercando di scoprire da solo?

İlgili Sayfalar