tek başına ile cümle
tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tek başına bir müzik türü değildir, belirli türlere ayrılmıştır.Dennoch blieb die Musik weiterhin variabel und näherte sich nicht nur einem bestimmten Genre an.
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.Die Hauptfigur dieser Erzählung lebt auf einem Asteroiden mit der Bezeichnung B612.
Daha sonra bu işi tek başına sürdürdü.Sie führte den Betrieb allein weiter.
Ayrıca Kraliçe yuvayı tek başına yapar.Das Weibchen baut das Nest allein.
Kane de tek başına devam etti.Arthus ist alleine zurückgeblieben.
Ancak Nazizm tek başına Hristiyanlığın kaçınılmaz bir sonucu değildir."Dennoch war der Nationalsozialismus selbst kein zwangsläufiges Produkt des Christentums.
Tek başına bilinçlilik yeterli değildir.Talent alleine ist nicht genug.
Ölümünden sonra babası Zeno tek başına imparator olmuştur.Nach dem frühzeitigen Tod seines Vaters blieb Shlomo allein.
Ancak Dumas bu iddiasında tek başınadır.So steht Tsatsiki nun alleine dar.
Aynı gün, Gordian III 238-244 arası sürecek tek başına imparatorluğunu ilan etti.Gordian wurde daraufhin wohl Anfang Mai 238 zum alleinigen Kaiser proklamiert.
Giunia tek başına kalmıştır.Luise bleibt allein.
Tek başına onlara karşı cihad etmeye koyuldu.Es war ihnen lediglich erlaubt, sich selbst zu verteidigen.
Tek başına dağ ya da at anlamına gelir. ta > tağ > dağ dönüşümüne uğradığı açıktır.Wäre dies nicht der Fall, so würde der Berg – von seinem eigenen Gewicht erdrückt – „zusammensacken“.
Amerika Birleşik Devletleri 2007 yılında tek başına, üretilen petrolün %25'ini tüketmiştir.2015 wurden 91 % des Energiebedarfs durch die eigene Produktion gedeckt.
Bazen tek başına ya da grup halinde gezerler.Sie stehen regelmäßig oder in Gruppen.
Dağ çok yüksek olmasa da yaylada tek başına yükselir.Der Berg war eisbedeckt, dennoch gelang es ihm, den Gipfel allein zu besteigen.
Ancak bilgisayardan bağımsız olarak, tek başına kullanılabilen bir aygıt değildir.Das Steuergerät muss nicht zwangsläufig selbst ein digitales Gerät sein.
Fakat bu, tek başına başarabileceği bir şey değildir.Doch alleine kann sie es nicht schaffen.
Ancak bu uzun dönemin sonunda tek başına yaşamaya hazırdır.Aber auch von letzteren musst du dich im Endeffekt zu lösen bereit sein.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Dies kann ein Grund sein, um alleine zu tauchen.
7 Haziran seçimlerde, 2002'den bu yana ilk defa bir parti tek başına iktidar olamadı.2002 wurde zum ersten und bislang einzigen Mal eine Delegation zu Winterspielen geschickt.
Üç erkek kardeşi tek başına babası tarafından büyütüldü.Nur drei seiner Geschwister überlebten den Vater.
Rollins, Jordan'ın tek başına yaptığı bu işe memnun olmadı.Doch keine gefällt ihm so wie Jordan es tat.
Norman bu sırada başka bir açıdan, daha uzakta ve tek başına bir çekimle perdeye gelir.Mit dieser Utopie steht er allein auf weiter Flur und muss fallen.
Yaşlı adam tek başına yaşıyor.Le vieil homme vit seul.
O tek başına ağlıyordu.Elle pleurait toute seule.
O, tek başına dışarı çıkmamaya söz verdi.Elle promit de ne pas sortir seule.
Tek başına seyahat etmek için çok küçüksün.Tu es trop jeune pour voyager en solitaire.
Marie hepsini tek başına yapmalıydı.Marie a dû tout faire elle-même.
Tek başına mı konuşuyorsun?Tu parles tout seul ?
Her şeyi tek başına yapamaz.Il ne peut pas tout faire lui-même.
Thomas, tek başına Bardanes teslim olana kadar ona sadık kaldı.Thomas est le seul à rester loyal à Bardanès jusqu’à la reddition de ce dernier.
O zamandan bu yana, İspanyol hukuku kişilerin tek başına evlat edinmesine izin vermektedir.À l'époque, la loi espagnole permettait aux célibataires d'adopter des mineurs.
Odada tek başına yatmaktadır.Il est seul dans sa chambre.
Chef istemci-sunucu kipinde veya tek başına "chef-solo" adlı bir yapılandırmada çalışabilir.Chef peut être utilisé en mode client-serveur, ou dans une configuration consolidée nommée « chef-solo ».
Ama Mickey tek başına boşluğu dolduramıyordu.Mais Mickey ne peut relever le défi seul.
Kane de tek başına devam etti.Clark décide de continuer seul.
Eserlerinin anlatım gücü tek başına 20. yüzyıl başı sanatının ana hatlarını özetler.La force expressive de son œuvre résume à elle seule les principaux aspects de l’art au début du XXe siècle.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Cette locution peut s'employer seule.
2002 - Steve Fossett tek başına ve mola vermeden dünya çevresini balonla dolaşan ilk insan oldu.Steve Fossett devint la première personne à faire le tour du monde en ballon seul et sans escale.
Tek başına onlara karşı cihad etmeye koyuldu.Il est donc obligé de les combattre seul.
Daha sonra bu işi tek başına sürdürdü.Par la suite, il continue seul cette activité.
Bu nedenle tek başına gidecektir.Il ira donc seul.
Böylece Zetsu tek başına iş yapmaya başlamıştır.Zeb décide d'agir lui-même.
1918'de ayrıldılar ve von Werefkin tek başına Lago Maggiore'deki Ascona'ya taşındı.En 1918, ils se séparent, et Werefkin s'installe à Ascona.
Ancak Dumas bu iddiasında tek başınadır.Dumas est seul survivant.
9.Kolordu tek başına Sarıkamış'a ulaşabilmiştir.1900 doit désormais grandir seul.
Speer obur okuyucu idi ve Spandau'da tek başına ilk üç yılda 500'ün üzerinde kitabı okuyup tamamladı.Speer était un lecteur vorace et il lut 500 livres durant ses trois premières années de détention à Spandau.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) 2009 genel seçimlerde aldığı yüzde 44 oy oranıyla tek başına iktidara gelmişti.Le Parti de l'unité nationale (UBP) a remporté les élections avec 44 % des voix.
Anya da Sunnydale'i tek başına terk eder.Anya décide de quitter Sunnydale.
Rollins, Jordan'ın tek başına yaptığı bu işe memnun olmadı.Seth Rollins désapprouve cette action, n'aimant pas que Jordan agit seul.
Beyin fırtınası, tek başına veya bir grupla yapılabilir.Une chasse à l'orage peut se pratiquer en solo ou en groupe.
Tek başına kaldıktan sonra elini iyileştirmenin bir yolunu arar.Attends donc un peu, tu trouveras le remède.
Ernesto tek başına sahneye girer ve uzak bir seyahat için ayrılmadan önce amcasına veda etmek niyetindedir.Scène 5 : Entre justement Ernesto qui vient saluer son oncle avant de partir.
Bir masaya tek başına oturup çay ve tarçınlı çörek ısmarlar.Ils s'en servent dans le thé et dînent de riz safrané.
Bu mücadelede tek başınadır.Il est désormais seul dans sa lutte.
Burada tek başına avlanma hakkı verildi.Le domaine était exclusivement utilisé pour la chasse.
Bütün kararları tek başına kendisi vermiştir.Une décision qu'il prend tout seul,.
Asıl oyun olan "Adventure Mode", tek başına veya ikinci oyuncuyla işbirliği halinde oynanabilir.Le mode « Scénario » peut être parcouru en mode solo ou en mode coopératif à deux joueurs.
Şarkıcı, konserin ikinci kısmında şarkıyı sahneye tek başına çıkıp seslendirdi.On lui demande même d'y chanter en deuxième partie de spectacle.