Asırlık çınar ağacı büyük bir yangın tehlikesi geçirmiş, ancak çok büyük bir zarar görmeden kurtarılmıştır.Gruba kora chroni drzewo przed ogniem, chyba że jest bardzo silny.
Fakat tehlikeli bir hayvan olarak bilinir.Wtedy staje się niebezpieczną bestią.
İnsanlar için tehlike teşkil ederler.Przed ludźmi pojawiają się jednak nowe zagrożenia.
Bu da tehlikeli ve oyalayıcı bir işti.Było to zadanie wyczerpujące i niebezpieczne.
Oldukça tehlikelidir.Jest dość niebezpieczna.
Ayrıca gardiyanların yaşayacağı tereddütlerin ciddi bir tehlike doğuracağı vurgulandı.Müller podkreślił przy tym, że jakiekolwiek wahanie ze strony strażników stanowić będzie niebezpieczeństwo.
Şekilsiz Askerlerin büyükleridir.Çok tehlikelidirler.Więzieni bohaterowie – Żołnierze Niezłomni.
Risk kıymetlendirmesi, tehlike ve riskleri ilişkilendiren bir işlemdir.Druga grupa definicji to te, które łączą zagrożenia i możliwości.
Ve oldukça tehlikeli bir yoldur.Był to sposób ryzykowny.
Bu olaydan sonra grup "Dünya'nın En Tehlikeli Grubu" unvanını almıştır.Po wydaniu tej płyty N.W.A. zyskało od FBI przydomek "Najniebezpieczniejszej Grupy Świata" (ang.
Mevcudiyetleri Orta Avrupa'da tehlikededir.Prawdopodobnie krzyżują się ze sobą na obszarze Europy Środkowej.
Uzun ve tehlikeli bir yolcuktan sonra efsanenin yaşandığı yere gitmeyi başarır.Po długiej i uciążliwej podróży przybywają do swego majątku.
Bununla beraber, yapıldığı yer neresi olursa olsun, kaynak çeşitli tehlikeler barındırır.Ze względu na różnorodność miejsc, w których rozgrywane są rajdy, spotyka się różnego typu nawierzchnie.
Avrupa'da soyu tükenme tehlikesindedir.W Rumunii za zagrożenie uznawane jest wylesianie.
Ahtapot ısırığı tehlikelidir.Ukąszenie moringi cętkowanej jest bardzo niebezpieczne.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.W owym czasie w Rosji było to zachowanie niezwykle odważne i ryzykowne.
Kullanım esnasında tehlikeli dumanlar ortaya çıkar.Podczas termicznego rozkładu tworzy się gryzący dym.
Yıldırım tehlikesi varken "kesinlikle" yere yatılmamalıdır.W związku z ryzykiem wystąpienia objawów lękowych "z odbicia" nie należy odstawiać alprazolamu nagle.
Ozon tabakası olmasa, tehlikede oluruz.Gdyby nie warstwa ozonowa, bylibyśmy w bezpośrednim niebezpieczeństwie.
Bu nehir içinde yüzmek için tehlikelidir.Niebezpiecznie jest pływać w tej rzece.
Atom enerjisi pahalı ve tehlikeli.Energia jądrowa jest droga i niebezpieczna.
O şu anda tehlikede.Jest teraz w niebezpieczeństwie.
Ark Royal birkaç batma tehlikesi geçirdi ve 'şanslı gemi' olarak ün kazandı.Ark Royal överlevde flera olyckstillbud och fick ett rykte som en "turfartyg".
Kızıl TehlikeDet röda hotet.
Bu tehlikelerden kaçınılması için uygulama öğretmen/öğrenci ilişkisi dışında "gizli" tutulması gerekir.För att undvika dessa faror, hålls utövandet 'hemligt' utanför lärare/student-relationen.
Radikal anti-siyonistler İsrail'in varlığı için tehlikedirler.Radikala antisionister som ifrågasätter Israels rätt att existera är farliga.
Ancak ameliyat kaynaklı olarak kısa vadede %1’den düşük bir ölüm tehlikesi mevcuttur.På kort sikt föreligger det emellertid viss mortalitetsrisk på mindre än 1 procent efter kirurgin.
Bu çok tehlikeli bir ilimdir.Det är farligt, tycker jag.
Döteryum radyoaktif değildir, ve önemli bir zehirleme tehlikesi bulunmaz.Deuterium är inte radioaktivt och utgör inte någon betydande risk med avseende på toxicitet.
Test sırasında bir kaza olur ve Banner, tehlikeli Gama ışınlarına maruz kalır.Vid en olycka på laboratoriet bestrålas Bruce med farlig gammastrålning.
Tehlikeli Oyun ya da Almanca adıyla Die Welle, Dennis Gansel tarafından yönetilen 2008 yapımı Alman filmi.Die Welle är en tysk thrillerfilm från 2008 i regi av Dennis Gansel.
Fakat içlerinden biri çok tehlikeli bir sırrı da taşımaktadır.Men även ett paradis döljer farliga hemligheter.
Enfeksiyon tehlikesi bulunan kadınlara, gammaglobulin uygulanmalıdır.Drabbade personer behandlas med gammaglobulin.
"Çok tehlikeli bir gelişme".Att det är extremt farligt."
Gaston tehlikeli ve onlar Beast kale fırtına ve öldürmek için bir araya iddia ederek onları kenarları.Gaston eggar upp dem genom att hävda att han är farlig och de samlas för att storma slottet och döda Odjuret.
İnsanlar için tehlike teşkil etmezler.De utgör inget hot mot människor.
Isırığı tehlikeli değildir.Ett stick är inte farligt.
Yer çatlakları baraj, köprü, nükleer tesis gibi büyük ve geniş yapılar için büyük tehlike oluşturmaktadır.Bristningar i marken är en stor risk för konstruktioner som dammar, broar och kärnkraftverk.
Hastalığın ilerlemesinin ӧnlenmesi iҫin tehlike altındaki nüfusuta T.b.g iҫin kan taraması uygulaması gerekir.För att förebygga allvarlig sjukdom screenar man riskpopulationer med blodtester för T.b.g.
Hindistan ve Pakistan'da spor avcılığı yüzünden nesli tehlikeye girmiştir.I Indien och Pakistan hotas arten huvudsakligen av jakt för nöjes skull.
Tüm özgür dünya için tehlike.Terrorister hotar den Fria världen.
UV-B: Oldukça tehlikelidir.Person B: Vilken löjlig idé!
Kolayca sudan yükselebilmesine rağmen tehlikeden kurtulmak için uçmakta ziyade dalmayı tercih ederler.Den föredrar att fly från faror genom att dyka framför att flyga, även om den lätt kan lyfta från vattnet.
Avrupa'da Nazilerle savaşmış ve ABD'yi Nazi tehlikesine karşı korumuştur.Barna återvände till Europa för att slåss mot nazisterna.
Alman vatandaşlığı nedeniyle ilk başlarda iş bulamadı ve savaş döneminde gözaltına alınma tehlikesi atlattı.På grund av sin tyska bakgrund hade han svårt att få arbete och blev nästan internerad under krigsåren.
Ve oldukça tehlikeli bir yoldur.En riskfylld ansats!
Bu Filistinlilerin daha tehlikeli taktikler edinmelerine sebep oldu.Det gjorde det lätt för pilgrimer att nå den.
Potomani tehlikeli sonuçlara yol açabilir.ECMO kan medföra riskabla komplikationer.
Çok tehlikeli ve hızlıdırlar.De är mycket starka och snabba.
Tehlikeli İlişkiler (Les Liaisons Dangereuses), Choderlos de Laclos'un romanıdır.Filmen är baserad på romanen Farliga förbindelser av den franske författaren Choderlos de Laclos.
İnsanlar için tehlikeli değildir.Den är inte aggressiv mot människor.
Günümüzde Süryanice yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.Nästa skörd hotas nu av en katastrof.
Çanakkale havaalanı çevresinde bulunan ağaçlar, inişleri tehlikeye düşürüyor.!I omgivningarna runt Caigua Airport växer i huvudsak lövfällande lövskog.
Tehlikeli işler hariç tüm işçiler için sağlanan gıda miktarı eşit olmalıdır.Jämlika ransoner för alla arbetare med undantag för dem som arbetar inom de hälsovådliga industrierna.
Pampa kedisi, türü tehlikede görülür ve CITES sözleşmesinde Ek.II listesine dahil edilmiştir.Lar är skyddad enligt lag i alla stater där den förekommer och arten listas i appendix I av CITES.
Bu yüzden ekip tekrar tehlikeye girecektir.Så anfaller armén än en gång.
Bu hareketin bariz bir karşıtı ise onu “dünyanın en tehlikeli fikri” olarak tanımlamıştır.Vägen var ökänd för att vara mycket riskabel och kallades "världens farligaste väg".
Zira bir anda yakalanmak tehlikesi vardır.Personen underst riskerar att bli svårt klämd.
Tehlike alanından ustaca kaçar.Farligt nära skandal.
Bu yüzden desibel ile ifade edilen sayılarla, aritmetik işlemler yapmak tehlikelidir.Med hjälp av aritmetiska operatorer kan man beskriva tal med önskvärd precision.