Bu bir çeşit tehdittir.He is a threat.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.The report concluded that climate change is a growing security threat.
Baxter, kadına arkasından yaklaşıp bıçakla tehdit etmiştir.Undeterred, he still threatens it with a knife.
Nesli büyük tehdit altındadır.It is highly endangered.
Bunun üzerine Kuzey Kore gemisi gemiye durmasını emreder yoksa ateş etmekle tehdit eder.The North Korean vessel then ordered Pueblo to stand down or be fired upon.
Gökdoğan, ABD’nin tehdit altındaki türler listesinden 25 Ağustos 1999’da çıkarılmıştır.Peregrine falcons were removed from the United States' endangered species list on August 25, 1999.
Onu ölümle tehdit eder.She was threatened with death.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.The species is considered one of "The World's 25 Most Endangered Primates".
Bu şekilde isyan çok ciddi bir tehdit aldı.Thus, rejection is a significant threat.
Zaman zaman evine tehdit telefonları gelmiştir.He had received threatening phone calls.
Bu tehditler Guatemala Hükümetinin Cruz’a polis koruması sağlamasına rağmen devam etti.Although the government of Guatemala has provided police protection, threats followed.
Stratovolkanlardan çıkan lavlar yüksek vizkoziteli olduğundan insanlar için tehdit değildir.Hoplostethus fedorovi serves as no threat to humans.
Bay John onu silah ile tehdit eder.The men threatens her with a knife.
Çünkü gerici bir tehdit söz konusuydu.There was a general sense of threat.
Gri resif köpekbalığının tehditkar görüntüsü saldırıdan önce başlar.Inquiry into fatal leopard seal attack begins.
Bu tür suçlar bir ulusun güvenlik ve ekonomik bütünlüğüne yönelik bir tehdit de oluşturabilir.Cybercrime may threaten a person or a nation's security and financial health.
Aspasia ve Sifares Mitridates'in tehditlerine karşı durup birlikte ölmeyi göze alırlar.Aspasia and Sifare wish to die together, in fear of Mitridate’s threats.
Yapımcılar onu artık ekonomik desteklerini kesmekle tehdit etmektedir.The MPs threaten him to take back their support.
Böylelikle maç, üçlü tehdit maçına dönüştü.Match was a triple threat match.
Basına verdiği bir demeçte Blocher'i "demokrasi için bir tehdit" olarak nitelendirmiştir.Reputedly, the deportation document identified him as a "threat to public order".
Jako türü 2007 yılında Tehdit Altındaki Türler Listesi'ne girmiştir.This fern was placed on the endangered species list in 1993.
"FIFA'dan Samsun'a tehdit"."Slane vs Na Fianna".
Dolayısı ile hayatı ciddi tehdit eden bir durumdur.His condition is now life-threatening.
Yazarın kendi iddiası üzerine ayrıca kendisine karşı tehditler yapılmıştır.The attackers also uttered threats against his girlfriend.
Bu nedenle de ölüm tehditleri alıyordu.There were also death threats.
İsrail'in ufak bir tehdit yaratabileceği düşünülüyordu.They may be a threat to the Israelis.
Kilisenin tehdit olarak gördüğü tarikatları ortadan kaldırmıştır.He headed the inquiry into the danger of the Church.
5. yüzyıldan başlayarak Romalılar Germen kabileleri tarafından tehdit edilmeye başlandı.In the early 5th century, the Romans had to flee the Germanic invasions.
Fakat ne olursa olsun, King ölüm tehditlerine karşın gösterilere başarıyla liderlik yaptı.He explains that despite Luke's death, his actions succeeded in defeating the system.
Fakat Sultan Ahmed inat etti ve hatta Lalasını idam etmekle tehdit etti.However, Oedipus presses him, finally threatening him with torture or execution.
TCK Madde 106'da tehdit suçu ve cezası belirtilmiştir.Dkt.710 Order affirming Conviction and Mandate.
Dört tapir türü de, soyu tehdit altında ya da korunmasız olarak sınıflandırılmıştır.An additional 4 species are candidates for listing as either threatened or endangered.
Polonyalılar sonunda bağımsızlıklarının tamamen tehdit altına gireceğinden korkuyorlardı.Eventually, revolutionaries began demanding total independence.
James'in üvey kız kardeşinin kocası, James'i tehdit eder ve salondan ayrılır.James' new owner is getting bullied by a boy down the street, so James teaches him a lesson.
Beni tehdit mi ediyorsun?You trying to threaten me?
IUCN listesinde, nesli tükenme tehditinde olarak sınıflanmıştır.According to the IUCN, it is vulnerable to the risk of extinction.
Rodolfo babasına karşı çıkar ve onu tehdit etmeye başlar.Roop decides to change that and opposes his dad.
Taliban, ABD'nin işgali sırasında binlerce Tacik vatandaşını öldürmekle tehdit etti.There was even a case of Thai monks killing each other in the United States.
Yönetim yukardan tehdit edip teslim olmasını ister.So I will threaten them and motivate them to surrender.
5 tanesi de "Neredeyse tehdit altındaki türler" listesindedir.The other five are on the list of endangered species.
Bu tarz maçlar ayrıca "Kovuldun" maçı veya "Kariyeri Tehdit" maçı olarak da adlandırılabilir.Such a home run can also be called a "sudden death" or "sudden victory" home run.
Yaşam alanlarının yok olması da başka önemli bir tehdit kaynağıdır. ^ Current Science, vol.Integrating proximate and ultimate causation: Just one more go!, Current Science, Vol.
2006 IUCN Tehdit Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi.It is on the 2006 IUCN Red List of Threatened Species.
Ordu tarafından tehdit edilen Roma Senatosu, onu İmparator ilan etti.Threatened by the military, the senate also declared him emperor.
Daha kuzeyde yeni bir kriz, General Fretter-Pico kuvvetlerini tehdit etmeye başladı.Further to the north, a new crisis threatened Fretter-Pico.
Çünkü yaptığım şeylerin bir gün belki seni bir şekilde tehdit edebileceğini bilemedim.For I never had an inkling that perhaps the things I do might someday, somehow threaten you.
Günümüzde korsanlık dünya çapında oldukça aktif bir tehdit.Piracy is a very active threat today around the world.
Koca öfkeli ve Amerikalı kadın'ı ölümle tehdit ediyor.The husband, furious, threatens to kill the American.
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.Bats are also threatened in the U.S. by their attraction to wind farms.
Onlar -- Onlar, sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük tehdit altındalar.They're going to -- They are very threatened in the United States of America alone.
Afrika'da karşı karşı olduğumuz durum ise, İnsan onur ve eşitliğine bir tehdittir.And what we're facing in Africa is an unprecedented threat to human dignity and equality.
Fakat bitkiler artık tehdit altında.Now plants are under threat.
Değişen iklim nedeniyle tehdit altındalar.They're under threat because of changing climate.
Ayrıca bizim gibi insanlarla aynı dünyayı paylaştıkları için tehdit altındalar.And they are also under threat because they are sharing a planet with people like us.
Ve bizler de istedik ki, Dünya'da en fazla tehdit altında olan türleri saklayalım.And we decided that what we want to store first of all, are the species that are most under threat.
Ne yaptığını öğrendi ve seni ihbar etmekle mi tehdit etti?Did he find out what you're doing and threatened to expose you?
Tehdit, çölleşme.The threat is desertification.
Özellikle Afrika'da ve Çin'de milyonlarca insanın geçimini ciddi bir şekilde tehdit etmekte.It seriously threatens the livelihoods of millions of people, and especially in Africa and China.
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.They, you know, threatened to take away his physical freedom. Why'd they do it, you know?
Hepimiz tehdit altýndayýz, tehlikedeyiz" diyorlar.We're all in danger. We're all under threat."