Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.وقامت بهذا " التصرف " المهدد لعدة دقائق ومن ثم حدث شيء مميز حينها .. -- لقد استقرت
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.驚いたことに 急になごんだのです そしてどこからかペンギンを捕まえてきて
Bu tepkinin kökleri, tehditin "bir mamut tarafından kovalanmak" olduğu zamanlara dayanıyor.Elle remonte à une époque où la menace était d'être poursuivi par un mammouth.
Bu tepkinin kökleri, tehditin "bir mamut tarafından kovalanmak" olduğu zamanlara dayanıyor.Y esto es así desde la época en la que los humanos éramos perseguidos por mamuts.
Bu tepkinin kökleri, tehditin "bir mamut tarafından kovalanmak" olduğu zamanlara dayanıyor.И идва от времена, когато заплахата е била да те подгони космест мамут.
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.De, du ved, truede med at spærre ham inde. Hvorfor gør de de?
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.Ellos, ya sabes, amenazaron con quitarle su libertad física. ¿Por qué lo harían?
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.Ils ont menacé de supprimer sa liberté de mouvement. Pourquoi faire ça ?
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.Minacciarono di rubargli anche la libertà. Perché fanno così?
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.Vzali mu všechny peníze, které vydělal, vyhrožovali mu odebráním fyzické svobody. Proč by to dělali?
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.Ξέρετε, απείλησαν την φυσική ελευθερία του.
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.Они, знаете ли, угрожали лишить его физической свободы. Зачем они это делают, вы знаете?
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler..وهددوا بأن يسلبوا حريته الجسدية
Bütün parasýný aldýlar, fiziksel özgürlüđünü almakla tehdit ettiler.なぜそうしたのか分かりますか? つまり、なぜ内部告発者を追い詰めようとしたのか?
Bu ulus için bir tehdit böylece mit romney var sayimpu yakın grevler gitti ama vardıEh bien, je crois que nous devons utiliser tous les moyens nécessaires pour prendre que
Bu ulus için bir tehdit böylece mit romney var sayimpu yakın grevler gitti ama vardıNun, ich glaube, dass wir sollten alle und alle notwendigen Mittel zu ergreifen, dass
Bu ulus için bir tehdit böylece mit romney var sayimpu yakın grevler gitti ama vardısayimpuは近いストライキを旅していたが、 ボブ·シーファーは、ええと...私は尋ねたうれしい彼はsiの質問私が望むことは本当に嬉しい
Bu ulus için bir tehdit böylece mit romney var sayimpu yakın grevler gitti ama vardıتهديدا لهذه الأمة حتى لا يكون هناك معهد ماساتشوستس للتكنولوجيا رومني وقد سافر sayimpu ضربات قريبة ولكن
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.C'est la seule menace, la seule influence à laquelle le récif se trouvait confronté.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Đấy là mối đe dọa duy nhất, tác động duy nhất mà rặng san hô phải đối mặt.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.É a única ameaça, a única influência com a qual o recife teve de lidar.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.E' l'unica minaccia, l'unica influenza che la barriera ha dovuto affrontare.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Es ist die einzige Bedrohung, der einzige Einfluss, mit dem das Riff fertig werden muss.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Es la única amenaza, la única enfermedad que tenía que enfrentar el arrecife.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Este singura ameninţare, singura influenţă cu care reciful trebuie să se descurce.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Het is de enige bedreiging de enige invloed waar het rif mee te maken kreeg.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Itulah satu-satunya ancaman, satu-satunya hal yang harus dihadapi oleh terumbu karang ini.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Je to jediná hrozba, jediný vliv, se kterým se korál musí vypořádat.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Je to jediná hrozba, jediný vplyv, s ktorým sa koralový útes musí vyrovnať.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.산호초가 이겨내야 하는 단 하나의 위협, 단 하나의 영향입니다.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.To tylko groźba, jedyny wpływ, z którym rafa musiała sobie poradzić.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Είναι η μόνη απειλή, το μόνο πρόβλημα που πρέπει να αντιμετωπίσει ο ύφαλος.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Единствената заплаха, единствената опасност, с която рифът трябва да се справи.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.Это единственная угроза, единственное влияние, с которым рифу пришлось справиться.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.זהו האיום היחיד, ההשפעה היחידה שהשונית נאלצה להתמודד איתו.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.هي الخطر الوحيد، التأثير الوحيد الذي يهدد الشعب المرجانية.
Bu yalnızca bir tehdit... ...resifin uğraşmak zorunda olduğu tek etki.サンゴ礁が対処しなければならない 唯一のものでした 漁業もないし 水質汚染もない 沿岸開発もありませんでしたから
Bu yasa tasarýsý, internet kullanan her bireyin ifade ve medeni haklarýna ciddi tehdit oluţturmaktadýr.Cette loi menace la liberté d'expression et les libertés civiles de tous les internautes.
Bu yasa tasarýsý, internet kullanan her bireyin ifade ve medeni haklarýna ciddi tehdit oluţturmaktadýr.Ten zákon nese vážnou hrozbu občanské svobodě i slova, pro všechny, kdo užívají internet.
Bu yasa tasarýsý, internet kullanan her bireyin ifade ve medeni haklarýna ciddi tehdit oluţturmaktadýr.Αυτό θέτει σοβαρή απειλή για την ομιλία, τις πολιτικές ελευθερίες, για όσους χρησιμοποιούν το διαδίκτυο.
Bu yasa tasarýsý, internet kullanan her bireyin ifade ve medeni haklarýna ciddi tehdit oluţturmaktadýr.يشكل مشروع القانون هذا تهديدا خطيرا لحرية التعبير وللحريات المدنية .لكل من يستخدم الإنترنت
Bu yasa tasarýsý, internet kullanan her bireyin ifade ve medeni haklarýna ciddi tehdit oluţturmaktadýr.ごく一握りの人間のみが、「見てみろ、 海賊行為を支持するつもりはないが、
Bu yönüyle ask yikicidir cünkü modern hayatlarimizin kurulu düzenine tehdit olusturur.Dans ce sens l'amour est subversif, parce qu'il pose une menace à l'ordre établi de nos vies modernes.
Bu yönüyle ask yikicidir cünkü modern hayatlarimizin kurulu düzenine tehdit olusturur.De esta manera el amor es subversivo porque amenaza al orden establecido de nuestras vidas modernas.
Çek Cumhurbaşkanı Kopya Silah ile Gazetecileri "Şakayla" Tehdit EttiPresidente checo amenaza "en broma" a periodistas con réplica de rifle de asalto
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.A büntetést és vizsgákat veszélyként érzékeljük.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Bestrafung und Prüfungen werden als Bedrohung angesehen.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Hukuman dan ujian tampak seperti ancaman.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Kary, egzaminy są postrzegane jako zagrożenie.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.처벌과 시험은 위협으로 여겨집니다.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.La punition et les examens sont ressentis comme des menaces.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Los castigos y los exámenes son vistos como amenazas.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.O castigo e os exames são vistos como ameaças.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Pedeapsa și examinările sunt amenințări.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Punizione ed esami sono viste come minacce.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Rangaistukset ja kokeet nähdään uhkina.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Straf en examens worden gezien als bedreigingen.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Sự trừng phạt cũng như thi cử đều được xem là mối đe dọa.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Trest a skúšanie sa pokladajú za ohrozenie.
Ceza ve sınavlar tehdit olarak görülüyor.Tresty a zkoušky jsou vnímány jako hrozby.