Ana içeriğe geç
Sözlük

tehdit ile cümle

tehdit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu sabotajcılar, işlerinin tehdit altında olduğunu hisseden kişi veya birimlerdir.ソフトウエアや新しいプロセスや統合が 導入されるのを妨げる人たちです
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.Ancaman H1N1 tahun ini sebenarnya adalah campuran dari flu manusia, burung, dan babi yang muncul di Mexico.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.Anul acesta, virusul H1N1 a fost un mix uman, aviar și porcin care a apărut în Mexic.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.Cette année, la menace H1N1 était aussi un mélange humain, aviaire et porcin, qui a surgi au Mexique.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.이번 해의 H1N1위협은 인간과 조류, 돼지의 혼합형이었습니다. 멕시코에서 발생한 것이죠.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.H1N1 ウイルスは人と鳥とブタからのウイルスが 混ざったものでした 簡単に伝染するものでしたが
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.La amenaza de este año del H1N1 era en realidad una mezcla humano-aviar-porcina que surgió en México.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.Quest'anno il pericolo dell'H1N1 è stato un misto fra umano, aviario e suino comparso in Messico.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.Tego roku cierpieliśmy na H1N1, która powstała w Meksyku i dotykała ludzi, ptaków, świń.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.Заплахата от H5N1 от тази година всъщност беше смес от човешки, птичи, свински, който възникна в Мексико.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.האיום מ-H1N1 של השנה הנוכחית היה למעשה תערובת של אדם, עופות וחזירים שמקורה במכסיקו.
Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı.هذا العام خطر الH1N1 كان في الواقع هجين من سلالات في البشر و الطيور و الخنازير و الذي ظهر في المكسيك.
Bu sofu kadın figürü Pierre Matisse'i tehdit eder gibi, onun başının tam üstünde yer alıyorTak trochu se až zlověstně vznáší nad hlavou Pierra Matisse, nezdá se ti?
Bu sofu kadın figürü Pierre Matisse'i tehdit eder gibi, onun başının tam üstünde yer alıyorВона нависає над головою П'єра Матісса, ніби погрожуючи,чи не так? Саме так.
Bu sofu kadın figürü Pierre Matisse'i tehdit eder gibi, onun başının tam üstünde yer alıyor(М) Она нависает над головой Пьера Матисса, (М) словно угрожая, не так ли? (Ж) Да, верно.
Bu sofu kadın figürü Pierre Matisse'i tehdit eder gibi, onun başının tam üstünde yer alıyorНадвиснала е над главата на Пиер Матис някак застрашително, нали?
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.이러한 논쟁에 따르면 멸종위기에 처한 종이 포획되었을 경우 그 모든 조류들은
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.Podľa tohto ich argumentu by všetky vtáky, ktoré nie sú na zozname ohrozených druhov, mali byť utratené.
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.Podle jejich argumentu by měli být všichni ptáci, kteří nejsou na seznamu ohrožených druhů, usmrceni.
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.W efekcie sugerują, że uratowane ptaki, które nie są z gatunku zagrożonego, należy usypiać.
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.Виходячи з того, вони вважають, що всіх птахів, що не належать до вимираючих видів, слід усипляти.
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.Исходя из этого, они считают, что всех птиц, не принадлежащих к вымирающим видам, следует усыплять.
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.לצורך שיקומם. לאור הטיעון הזה, הם מציעים שכל הציפורים
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.عقب هذه الفرضية، يقترحون أن كل الطيور المصادرة من الحيوانات غير المهددة
Bu tartışma bütün kuşların tehdit edilmeyen türlerden yakalananların ötenazi yapılmasını önerdiler.保護された鳥類の内、 絶滅危惧種でない種は 安楽死させるべきだと提案しています。
Bu tehdit bilgi sistemlerinin karmaşıklığından, kazalar-Bezpečné siete sa stávajú nenahraditeľnými, rovnako ako elektrická energia alebo voda.
Bu tehdit bilgi sistemlerinin karmaşıklığından, kazalar-To prihodnost je torej treba braniti.
Bu tehdit bilgi sistemlerinin karmaşıklığından, kazalar-Бъдещето трябва да бъде защитено.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Aceasta provocare este o parte din constructia intregii noastre civilizatii.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Ce défi fait partie de la construction de notre civilisation toute entière.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Deze uitdaging behoort tot het weefsel van onze beschaving.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Diese Herausforderung ist Teil der Struktur unserer ganzen Zivilisation.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Este desafío es parte de la estructura de la civilización en su conjunto.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Este desafio faz parte do tecido de toda a nossa civilização.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Ez a kihívás szerves része az egész civilizációnknak.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Izziv je del tkiva naše celotne civilizacije.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.이 도전은 우리의 문명 전체라는 옷감의 일부입니다.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Questa sfida fa parte del tessuto di tutta la nostra civiltà.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Tämä haaste on osa koko sivilisaatiomme kuviota.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Tantangan ini merupakan bagian dari fabrikasi seluruh peradaban kita.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Táto výzva je časťou štruktúry celej našej civilizácie.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Tato výzva je součástí přediva celé naší civilizace.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Thách thức này là một phần của cơ cấu nền văn minh của chúng ta.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.To wyzwanie jest częścią tkaniny naszej całej cywilizacji.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Utmaningen är en del av strukturen i hela vår civilisation.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Αυτή η πρόκληση είναι μέρος του υφαντού ολόκληρου του πολιτισμού μας.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Това предизвикателство е част от устройството на цялата наша цивилизация.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Ця проблема охопила всю нашу цивілізацію.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.Эта проблема охватила всю нашу цивилизацию.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.אתגר זה הוא חלק ממרקם תרבותנו כולה.
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.فهذا التحدي هو جزء من نسيج حضارتنا
Bu tehdit, bütün uygarlığımızın dokusunun bir parçası.構造の一部です 二酸化炭素は文字通り、文明が吐き出した息なのです
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.Cô nàng tỏ ra đe dọa vậy trong vài phút, rồi điều kinh ngạc nhất xảy ra -- cô nàng thư giãn hoàn toàn.
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.Ella continuó con esta amenaza durante unos minutos y luego ocurrió algo asombroso: se relajó por completo.
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.그래서 그녀는 위협적인 행동을 몇분정도 하더니, 굉장한 일이 벌어졌습니다 -- 그녀가 무방비상태가 되었습니다.
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.Przez kilka minut robiła pokaz zagrożenia, a później, co niesamowite, całkiem odpuściła.
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.Takže pár minut předváděla tohle strašidelné představení, ale pak se stalo něco úžasného - úplně se uklidnila.
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.Ze deed dit dreigritueel een paar minuten, en toen gebeurde er iets wonderlijks -- ze ontspande zich helemaal.
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.Кілька хвилин вона виглядала загрозливо, але потім сталася неймовірна річ: вона повністю розслабилася.
Bu tehdit gösterisini birkaç dakika sürdürdü ve sonra inanılmaz bir şey oldu - tamamen sakinleşti.והיא ביצעה את מפגן האיום הזה למשך מספר דקות, אבל אז קרה דבר מדהים -- היא פשוט נרגעה.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod