Bu dengenin değişmesine ihtiyacımız var. tehditten keyfe dönüşmeli.עלנו להטות חזרה את המאזן הזה מאיום - לתענוג.
Bu dengenin değişmesine ihtiyacımız var. tehditten keyfe dönüşmeli.علينا اعادة التوازن من الخطر الى المتعة.
Bu dengenin değişmesine ihtiyacımız var. tehditten keyfe dönüşmeli.力関係を変えていく 必要があります 私はイギリスへ戻り お婆ちゃん役を募集しました
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .그들은 무슨 일이 일어나고 있는지 확신할 수 없었습니다. 그들은 위협 받고 있다고 생각하기 시작했지요.
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .Neorientovali se dost dobře v tom, co se dělo, a začínali se cítit ohrožení.
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .Nie byli pewni, do czego to zmierza i zaczęli czuć się zagrożeni.
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .Non erano sicuri di cosa stesse succedendo e cominciarono a sentirsi minacciati.
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .Ze wisten niet wat er aan de hand was en voelden zich bedreigd.
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .А сега е тя е паметник в памет на всички войници, загинали за Франция.
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .Вони не знали, що відбувається і тому, вони відчували загрозу.
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .何が起こっていたのか、何がヨーロッパを脅かそうとしていたのか、 知る由はありませんでした。 実際には、
Bu konuda ne yapabileceğimizi düşünebiliriz, değil mi? Bu, potansiyel bir tehdit.(צחוק)
Bulutlar birbirine geçmiş. Sonra daha da koyulaşıyor, bulutlar kararıyor ve tehditkar hale geliyorlar.Zbierają się chmury i robi się coraz ciemniej, narasta chwila grozy.
Bulutlar birbirine geçmiş. Sonra daha da koyulaşıyor, bulutlar kararıyor ve tehditkar hale geliyorlar.Воно відганяє хмари, але потім стає набагато темнішим і загрозливішим.
Bulutlar birbirine geçmiş. Sonra daha da koyulaşıyor, bulutlar kararıyor ve tehditkar hale geliyorlar.Эти клочья облаков... но потом оно становится намного темнее и более угрожающим.
Buna alışın, dünya - Saçmalığa dayanmayacağız. Eğer menfaatlerimiz tehdit edilirse, Bunu yapacağız.Abituati, mondo non tollereremo fesserie, se i nostri interessi sono minacciati, interveniamo.
Buna alışın, dünya - Saçmalığa dayanmayacağız. Eğer menfaatlerimiz tehdit edilirse, Bunu yapacağız.Acostume-se, não toleraremos mais, se nossos interesses são ameaçados.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.E lá continuam como ícones duma resposta cívica perante uma ameaça partilhada, coletiva, incerta.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.És ezek még mindig a polgári reakció ikonjai egy közös, bizonytalan, mindenkit érintő fenyegetéssel szemben.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.E sono ancora qui come icona della risposta civica di fronte a una minaccia collettiva, condivisa, insicura.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.Et ils sont toujours là comme des icônes de réponse civile face à une menace partagée, incertaine et commune.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.I schrony nadal pozostają ikoną tamtej społecznej reakcji na wspólne, nieokreślone, zbiorowe zagrożenie.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.그리고 그것은, 공동의, 불확실한, 집단적 위협에도 불구하고 시민들이 보이는 반응의 상징으로 남아 있습니다.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.Si inca raman ca exemple de raspuns civic in fata amenintarii colective nesigure.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.Y todavía están allí como íconos de la respuesta civil de cara a una amenzaza colectiva incierta y compartida.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.Ze blijven bestaan als iconen van civiele respons op een gedeelde, onzekere en collectieve dreiging.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.Ακόμα παραμένουν σαν εικόνες μίας πολιτικής κίνησης που κρύβει μία κοινή, αβέβαιη και συλλογική απειλή.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.И те все още остават символ на отговора на обществото изправено пред обща, несигурна, колективна заплаха.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.הם עדיין נותרו כסמל לתגובה אזרחית אל מול איום משותף, לא וודאי, קיבוצי.
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.وكلها ما تزال قائمة كرموز للإستجابة المدنية في مواجهة مشتركة ، ، لتهديد جماعي غير محدد .
Bunlar hala ortak, belirsiz, toplu tehdite cevap veren toplumsal tepkinin bir simgeleri olarak durmaktalar.漠然とした しかし全体に共通する 脅威への市民全体の反応を 象徴するものとして今も残っています 気候危機に対する核シェルターは
Bu, potansiyel bir tehdit.Acesta e o ameninţare posibilă.
Bu, potansiyel bir tehdit.C'est une menace potentielle.
Bu, potansiyel bir tehdit.Das ist eine potentielle Bedrohung.
Bu, potansiyel bir tehdit.Đây là một mối đe dọa có thể xảy ra.
Bu, potansiyel bir tehdit.Det här är ett potentiellt hot.
Bu, potansiyel bir tehdit.Dit is een potentiële bedreiging.
Bu, potansiyel bir tehdit.Esta es una amenaza potencial.
Bu, potansiyel bir tehdit.Ez egy létező fenyegetés.
Bu, potansiyel bir tehdit.Ini adalah ancaman potensial.
Bu, potansiyel bir tehdit.Isto é uma ameaça potencial.
Bu, potansiyel bir tehdit.Je to potenciální hrozba.
Bu, potansiyel bir tehdit.이건 잠재적인 위협이 분명하죠.
Bu, potansiyel bir tehdit.Si tratta di una minaccia potenziale.
Bu, potansiyel bir tehdit.To jest potencjalne zagrożenie.
Bu, potansiyel bir tehdit.Toto je potenciálna hrozba.
Bu, potansiyel bir tehdit.V redu? To je potencialna grožnja.
Bu, potansiyel bir tehdit.Αυτή είναι μια πιθανή απειλή.
Bu, potansiyel bir tehdit.Это потенциальная угроза.
Bu, potansiyel bir tehdit.هذا خطر محتمل.
Bu, potansiyel bir tehdit.この6500万年の間 恐竜が絶滅したような
Bu önermenin kendisini sorgularsak, bir kadının başarısı neden erkeğe tehdit olarak görülüyor?Dar dacă am contesta însăși premisa, de ce să fie succesul femeii o amenințare pentru bărbat?
Bu önermenin kendisini sorgularsak, bir kadının başarısı neden erkeğe tehdit olarak görülüyor?전제를 문제 삼는다면 어떨까요? 왜 여성의 성공이 남성을 위협하는거죠?
Bu önermenin kendisini sorgularsak, bir kadının başarısı neden erkeğe tehdit olarak görülüyor?Pero ¿y si cuestionamos la premisa misma? ¿por qué el éxito de la mujer sería una amenaza para el hombre?
Bu önermenin kendisini sorgularsak, bir kadının başarısı neden erkeğe tehdit olarak görülüyor?Но вернёмся к исходному допущению: почему успех женщины должен угрожать мужчине?
Bu önermenin kendisini sorgularsak, bir kadının başarısı neden erkeğe tehdit olarak görülüyor?ولكن ماذا لو شككنا في النظرية نفسها؟ لماذا نجاح الأنثى يعتبر تهديداً للرجل؟
Bu önermenin kendisini sorgularsak, bir kadının başarısı neden erkeğe tehdit olarak görülüyor?なぜ女性の成功が男性の脅威となるのか もしこの言葉自体無くしてしまったら
Bu, potansiyel bir tehdit.呢個係一個潛在威脅
Bu sabotajcılar, işlerinin tehdit altında olduğunu hisseden kişi veya birimlerdir.즉 새로운 소프트웨어나 프로세스, 조직을 들이면
Bu sabotajcılar, işlerinin tehdit altında olduğunu hisseden kişi veya birimlerdir.وهؤلاء أفراد أو منظمات يشعرون بالخطر