Bay John onu silah ile tehdit eder.Той го бие и заплашва да го застреля.
Okyanusya'ya gelişleri yerli memeliler için büyük bir tehdit oluşturur.Повишаването на равнището на океана представлява пряка заплаха за тази страна.
Arap topraklarında cinler tehdit ediliyormuş.На много места има опасност от въоръжени нападения на араби.
Yapımcılar onu artık ekonomik desteklerini kesmekle tehdit etmektedir.Съединените щати заплашват да спрат помощите си за страната, ако корупцията не бъде намалена.
Artık Gheorghiu-Dej'in liderliğini tehdit edebilecek kimse kalmamıştı.Така вече няма кой да спре подлия канцлер.
Bu lezyonlar çok sayıda olabilir ve hastanın yaşamını tehdit edebilir.Тя може да се прояви в слаба форма, но може да се превърне и в опасност за живота на пациента.
Her ikisi de yaşamı tehdit edici olabilir.И двамата са без опасност за живота.
Yaşanan çete ilişkilerinden kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.Той отново се опитва да изнуди чичо си със заплахи.
Bu nedenle de ölüm tehditleri alıyordu.По това време той започва да получава и смъртни заплахи.
Bu tehditleri bazı uygun sonuçlar doğurmaya başladı.Първоначално военните действия се водят с променлив успех.
Bu istek Hristiyanlar (özellikle Maruniler) tarafından ülkedeki hegemonyalarına bir tehdit olarak algılandı.Французите се идентифицират като защитници на християнството (особено маронитите) в региона.
Çin’deki bambu ormanlarının giderek yok olması, pandaların hayatını da tehdit etmektedir.С изсичането на бамбуковите гори, пандите стават все по-застрашени от изчезване.
2. Tehdit edilen kıymetlerin bir kısmının, tehditten kaçınmak amacıyla istemli olarak atılması gereklidir.Второ, действието при крайна необходимост е насочено към спасяване на застрашените интереси.
Kötüye kullanılan bilim insanlığın geleceğini tehdit ediyor.Засягат се моралните проблеми на информационното общество, заплашващо да унищожи човешкото у хората.
Heyman, Triple H'i kendisine saldırmasından ve darp etmesinden dolayı başka bir dava daha açmakla tehdit etti.След като си размениха няколко думи, Хеймън заплаши Трите Х с още едно дело за нападение и побой.
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir.Алпийският тритон е вид застрашен от изчезване в цял свят.
Albrect'e ise tehdit mektupları yollandı.Albrecht je primao prijeteća pisma.
Humboldt penguenleri tehdit altındaki kuş türlerinden sayılırlar.Galapagoški pingvini su ugrožena vrsta.
Bazen barbarlık harici bir tehdit olarak bulunur, savaşta yok edilen medeni bir ırk gibi (“Kutupyıldızı”).Ponekad se on pojavljuje kao vanjska prijetnja, pri čemu je civilizirana rasa uništena ratom (Polaris).
Normalde Askeri güç veya tehditle yapılır.Uzrok je izravna prijetnjom i/ili naredba.
Ölüm tehditleri bile almıştır.Pred smrt je dobivao prijeteća pisma.
En önemli tehditler yaşam alanı yokolması ve kentleşmedir.Trenutačna najveća prijetnja jesu smanjenje i gubitak staništa.
Habitat kaybından dolayı tehdit altındadırlar. ^ www.turkherptil.orgUgrožena je zbog gubitka staništa. www.arkive.org
Bazıları Dünyaya çok yaklaşabilir ve potansiyel tehdit oluştururlar.Neki od Apolona prilaze vrlo blizu Zemlje, i prestavljaju moguću opasnost za nas.
Fakat türün tamamı tehdit altında olarak kabul edilmez.To znači, da vrsta u ukupnosti ipak nije ugrožena.
Ta ki yeni bir tehdit belirene kadar.Uslijedile su nove prijetnje.
Bunun nedeni, doğuda zafer üstüne zafer kazanan Cermenlerin batıdaki tehditlere pek aldırış etmemesiydi.Time je zapadna Europa izbjegla vrlo vjerojatnu devastaciju.
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Zbog toga je Tristan zaprijetio odlaskom iz kluba.
İki taraftan da devletine karşı tehditler oldu.Nebezpečenstvo jej hrozilo z dvoch strán.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Pre šľachtu sa stával čoraz väčšou hrozbou.
Hiçbir tehdit hemen unutulmaz ve tahammül edilmez, Rüşti-tarzı, yıllarca."Ak láska nevznikne odrazu a nečakane, nevznikne ani po rokoch, ba ani po stáročiach."
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.Ten otáča kotúčom v jeho ochrannom puzdre.
Bu şekilde isyan çok ciddi bir tehdit aldı.Iba jedno povstanie vážne ohrozilo jeho postavenie.
Doğanın Korunması için Uluslararası Birlik (IUCN) Yakın tehdit olarak değerlendirmiştir.Medzinárodný zväz na ochranu prírody (IUCN) ho hodnotí ako takmer ohrozený.
5 tanesi de "Neredeyse tehdit altındaki türler" listesindedir.Päť z nich je zaradených do červeného zoznamu ohrozených druhov.
Son tehdit olan Macar ayrılıkçıları, Rus ordularının yardımıyla alt edildi.Keď už bolo zrejmé, že druhá armáda je v ohrození, bola jej vyslaná pomoc z radov ruskej prvej armády.
Fakat türün tamamı tehdit altında olarak kabul edilmez.Celkove je tento druh považovaný za ohrozený.
Doğal ortamnın kaybolması bu türü tehdit etmektedir.Ohrozuje ju strata prirodzeného prostredia.
Tehdit almaya devam ediyordu.Ale stále hľadal zmenu.
Tehdit amacıyla suç işlenmesi halinde, işlenen suç veya suçlar için ayrıca ceza verilir.Zároveň má byť podľa zmluvy potrestaný aj pokus spáchať taký trestný čin alebo spoluúčasť na ňom.
İsrail Krallığı için asıl tehdit ise Asurluların yükselişi oldu.Najväčším nebezpečenstvom pre ríšu boli Arabi.
Kalıcı ve sürekli olası anarşi tehditini savurmayı sadece güçlü bir otorite yapabilir.Hrozí jej dočasné alebo trvalé odňatie právnickej licencie.
Bazen barbarlık harici bir tehdit olarak bulunur, savaşta yok edilen medeni bir ırk gibi (“Kutupyıldızı”).Výnimočne násilne vytvorená závislosť je tá, ktorá vzniká pri obchodovaní s ľuďmi (moderné otroctvo).
Onu öldürmek ile tehdit eder.Grozi ji, da bo ob službo.
IUCN bu türü neredeyse tehdit altındaki türler arasında sınıflandırmıştır.Glede na IUCN spada med potencialno ogrožene vrst.
Hims ciddi şekilde tehdit edilmedi, ancak Aralık ayında bir ay süren Trablusşam kuşatması başarısız oldu.Homsa ni resno ogrozil, mesec dni trajajoče obleganje Tripolisa decembra 998 pa je spodletelo.
Sürekli sözel istismar ve tehdit çalışanlarda endişe ve stres yaratır.Prisotne so stalne grožnje in nadlegovanje.
Çünkü gerici bir tehdit söz konusuydu.Spreobrnjenje je bilo obvezno, pod pretnjo s smrtjo.
Bu tehditleri bazı uygun sonuçlar doğurmaya başladı.Zato so pričeli z iskanjem morebitnih drugih pozitivnih učinkov.
Aylar sonra alt sınıftan Atlas adlı yeni bir tehdit ortaya çıkar.Že čez nekaj mesecev se je pojavil nov, skrivnosten voditelj nezadovoljnih množic z imenom Atlas.
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.Tudi krčenje gozdov je predstavljalo grožnjo za moe.
Türün karşısındaki en önemli tehditler yaşam alanı yokolması ve yaşam alanı parçalanmasıdır.Najresnejša grožnja tem vrstam so izgube in uničevanje njihovih naravnih življenjskih okolij.
Bu açıdan bakınca ne eyalete ne de Roma'nın kendine karşı bir tehdit kalmamıştır.Če pa pomoči ne bo, grozi nevarnost ostali Evropi in tudi samemu Rimu.
Ticaret yollarının güvenliği büyük tehdit teşkil etmekteydi.Glavna težava na trgovskih poteh je bila varnost.
Dolayısı ile hayatı ciddi tehdit eden bir durumdur.Zato so prepoznani kot resna grožnja.
Ama büyük türler avlanma dolayı da tehdit altındadır.Daliai rūšių grėsmę kelia ir trofėjinė medžioklė.
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.Sekstas Pompėjus kėlė grėsmę Oktavianui stabdydamas javų siuntas į Italiją.
Böylece Antakya'nın tehdit altında olduğu iyice anlaşıldı.Anksti įžvelgė nacizmo grėsmę.
Onu öldürmek ile tehdit eder.Karavadžas esą grasino jį nužudyti.
Kötüye kullanılan bilim insanlığın geleceğini tehdit ediyor.Jis buvo susirūpinęs, kad mokslinis mąstymas sunaikino žmogiškąją patirtį.