Ana içeriğe geç
Sözlük

tehdit ile cümle

tehdit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çokşekilli kodlar, tarayıcılara yönelik ciddi tehdit arz eden ilk teknikti.多態是第一個對防毒軟體造成嚴重威脅的技術。
Ancak, Rodgers Birleşik Krallık'ı temsil etmesi nedeniyle IRA'dan ölüm tehditleri aldı.但羅傑斯仍因代表英國而收到來自臨時派愛爾蘭共和軍的死亡威脅。
Yaşam alanının azalması nedeniyle türü tehdit altındadır.该物种因栖息地减少而受到威胁。
Dang, diyabet ve astım gibi kronik (uzun süreli) hastalığı olan kişilerde yaşamı tehdit edici olabilir.对于患有糖尿病和哮喘等慢性病的人群,登革熱具有生命威胁。
Ve bu tehdit köy halkını tedirgin etmektedir.而且指此舉會令百姓不安。
Ölüm tehditleri bile almıştır.修院也受到了死亡威胁。
Zaman zaman evine tehdit telefonları gelmiştir.在任务中有时会接到电话。
Bir diğer tehdit ise ticari avcılık.真正的身份是吸血鬼獵人。
Bunun dışında biz bunu bir tehditle, hiç söz kullanmadan yapabiliriz.此话无非暗示我可放手去做,改弦更张,不受你的牵制。
Her ikisi de yaşamı tehdit edici olabilir.上述兩种情況都會危及性命。
Albrect'e ise tehdit mektupları yollandı.심지어 알브레히트에게는 협박 편지까지 수차례 받았다고 한다.
Bunun üzerine şehir halkı onları taşlamakla ve işkence yaparak öldürmekle tehdit ettiler.이들은 마에다 도시이에가 죽은 후, 미쓰나리를 습격하였고, 세키가하라 전투에서 동군에 가담하였다.
Ama büyük türler avlanma dolayı da tehdit altındadır.또한 사냥으로 많은 야생동물이 위협에 처해져 있다.
Zaman zaman evine tehdit telefonları gelmiştir.또한 그의 집으로는 협박 전화가 걸려 왔다.
Jötunheimr'den, Midgard'daki insanları ve Asgard'daki tanrıları tehdit ettiklerine inanılır.요툰하임의 요트나르는 미드가르드의 인간들과 아스가르드의 신들에게 위협이 된다.
Dolayısı ile hayatı ciddi tehdit eden bir durumdur.그리고 어떤 경우는 사실상 생명까지도 위협할 수 있다.
Bazıları Dünyaya çok yaklaşabilir ve potansiyel tehdit oluştururlar.사람들을 좀 더 신뢰할 수 있고, 위협이 많지 않은 세계에서 온 것이다.
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.그는 답을 모래사장에 나무막대로 적는다.
Bir bıçak çekip karısını tehdit eder ama Beppe hemen bıçağı elinden alir.카니오는 칼로 네다를 위협하나, 베페가 그를 말린다.
Kampanyaya destek verenlerin elektronik posta aracılığı ile tehdit mesajları aldıkları iddia edildi.통화기록의 저장같은 것에 의해 통신비밀보장이 위협받고 있다고 주장한다.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.공포 기억에 대한 연구는 주로 공포 조건화를 이용한다.
Güçlü kralın ölümünün ardından dört kolu ayrılan Daçya aşiretleri tehdit olmaktan uzaklaşır.넷의 페인이 죽은 후 남은 천도는 지옥도를 지킨다.
Onu öldürmek ile tehdit eder.그러나 이제는 나에게 살해 협박을 한다.
Bilal Emin bir gün aniden Çıyan lakaplı birinden ölüm tehditleri almaya başlar.마이애미에서 활약하는 변호사 케이트는 어느 날 갑자기 생명의 위협을 느끼기 시작한다.
Her ikisi de yaşamı tehdit edici olabilir.일부는 생명을 위협할 수 있는 것들이다.
Sonraki günlerde Zola ölüm tehditleri dahi aldı.하지만 2개월 후 시우바는 죽음을 맞이했다.
Güvenliğimizi ve dünyayı tehdit eden teröristlere karşı Fransa ile birlikte ayakta ve omuz omuzayız.대성전은 공자를 비롯한 중국과 우리나라 성현의 위패를 모시고 제사지내는 건물이다.
Akabi, amcası tarafından tehdit edilir.유키나의 비밀으로 히에이한테 협박당한다.
Bu durum, Sovyet kuvvetleri için bir tehdit olmaya devam etmektedir.그리고 그녀는 또다시 유럽의 평화를 위협하는 일이 됩니다라고 말했다.
Yaşanan çete ilişkilerinden kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.데이트 상대가 그/그녀에게 폭력을 행사하겠다고 위협하거나 자신에게 폭력을 행사하겠다고 위협합니다.
Filler kafalarını kaldırarak ve kulaklarını yanlara açarak daha tehditkâr görünmeye çalışırlar.코끼리는 몸을 실룩거리고 귀를 바짝 세워 적을 위협한다.
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.קר ראה באמירות אלו איום על סמכותו.
AIDS'i Afrika için büyük bir tehdit olarak gören ilk devlet Burkina Faso oldu.הממשל של סנקרה היה הממשל האפריקאי הראשון שהכיר במגפת האיידס כאיום גדול על אפריקה.
Bazı türler potansiyel tehditleri kandırmak için gerçekte sırt üstü dönüp, dillerini dışarı çıkarırlar.שכן, מינים מסוימים יתהפכו על הגב וישרבבו את הלשון שלהם כדי להטעות איומים פוטנציאליים.
Bu kınamanın üzerinde, Rivlin, ölüm tehditleri aldı.בכך סיכן מוריאלי את חייו.
Lizzie belgeyi imzalamamakta direnince, onu hayat kadını olmak suçundan tutuklamakla tehdit ederler.כשסילביה מסרבת, הוא מאיים לאנוס אותה.
Ancak, Rodgers Birleşik Krallık'ı temsil etmesi nedeniyle IRA'dan ölüm tehditleri aldı.רוג'רס דיווחה שקיבלה איומים על חייה מהמחתרת האירית לאור היותה נציגת בריטניה.
Ölüm tehditleri bile almıştır.הוא גם קיבל שישה איומים במוות.
Bu ahlaksızlığa yanaşmayan Dimitri ise bir gün eve girip babasını tehdit eder.מאוחר יותר באותו ערב, מתפרץ דימיטרי לבית אביו, תוקף אותו ומאיים שעוד יחזור ויהרוג אותו.
Batı'nın en önemli kaygılarından biri Irak'ın Suudi Arabistan için de tehdit olabilecek hale gelmesiydi.אחת הדאגות העיקריות של המערב הייתה האיום המשמעותי שהיוותה עיראק לערב הסעודית.
Herhangi bir yılan ısırığının hayatı tehdit edici olup olmadığını belirlemek kolay değildir.אין זה פשוט לקבוע האם הכשה על ידי מין כלשהו של נחש מסכנת חיים או לא.
Fırsat mı, Tehdit mi?אלו צרכים היא עונה?
Yapımcılar onu artık ekonomik desteklerini kesmekle tehdit etmektedir.ובכדי לעודד את האחרונים לשנות את גישתם, הוא מוכן לצמצם את הסיוע הכספי שארצות הברית נותנת להם כיום.
Sonunda, kadın Reich'i basına gidip aralarındaki ilişkiyi anlatmakla tehdit etti.לאחר מכן הזר החל לסחוט אותה, בעודו מאיים שיפרסם את התמונה לחבריה.
Ta ki yeni bir tehdit belirene kadar.במקביל, איום חדש עולה.
Söz konusu tehditten herkes haberdar olur.ובוודאי כל אדם מוזהר על זה.
Çünkü gerici bir tehdit söz konusuydu.היה זה מצב מאיים מחד, ומבטיח מאידך.
Bu hareket açıkça Kral'ın hayatına yönelik bir tehdit anlamı taşıyordu ve bu nedenle tutuklandı.הכלא נודע לשמצה בשל היותו התגלמות הדיכוי של הממשל הסורי, והעינויים בו הפכו לשם דבר.
Tehdit ^ TDK Sözlüğü ^ Türk Ceza Kanunuבעקבות הרעש שנוצר, חוק העונשין ההודי תוקן.
Nesli büyük tehdit altındadır.הוא מצוי בסכנה חמורה.
Haceli, Ali'ye buralardan gitmesini ister ve tehditler savurur.ספרטן מנסה לנשק את האקסלי וזו נרתעת ממנו ודורשת שיעזוב את מגוריה.
Bir diğer tehdit ise ticari avcılık.שיטה נוספת היא ציד ממארב.
Bu tür suçlar bir ulusun güvenlik ve ekonomik bütünlüğüne yönelik bir tehdit de oluşturabilir.Такива престъпления могат да застрашават също така националната сигурност или финансов просперитет .
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.Той се нарежда в списъка от 25-те вида примати, които са критично застрашени.
Bu yüzden Moon maçtan çıkarıldı ve maç üçlü tehdit maçına dönüştü.Следователно Муун е извадена от мача, правейки го мач Тройна заплаха.
Filistinli Araplar, bu Yahudi göç akımını anavatanlarına ve kimliklerine tehdit olarak gördüler.Палестинците виждат масовото увеличение на евреите като заплаха за тяхна роднина и тяхната нация.
Çünkü, bu onun daha az tehditkâr hale getirirdi.Това не го прави по-малко опасен.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Reigns, Joe ve Strowman'ı üçlü tehdit maçında mağlup etti.По-късно Рейнс побеждава Джо и Строуман в мач Тройна заплаха.
Böylelikle maç, üçlü tehdit maçına dönüştü.Мачът става от вида тройна заплаха.
Onu öldürmek ile tehdit eder.Тя търси възможност да го убие.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod