Ana içeriğe geç
Sözlük

tehdit ile cümle

tehdit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Abidar, filmdeki canlandırması yüzünden ölüm tehditleri aldı.A rendező még halálos fenyegetést is kapott a film miatt.
Sonuç olarak, Doğayı Koruma Uluslararası Birliği (IUCN) bu türü yakın tehdit olarak değerlendirmiştir.Emiatt Veszélyeztetett fajnak minősíti a Természetvédelmi Világszövetség (IUCN).
İzinsiz balıkçılık doğal yaşamı tehdit etmektedir.A túlhalászás veszélyezteti.
O'Leary burada "Lavender Menace" (Lavanta Tehdit)'ten bahsediyordu.O'Leary viittasi Lavender Menaceen.
Çoğu makimsiler tehdit altındadır.Monet magnolialajit ovat uhanalaisia.
Türün geniş anlamda tehdit altında olmadığı kabul edilmektedir.Lajia ei ole laajemmassa mittakaavassa arvioitu uhanalaiseksi.
Çünkü, bu onun daha az tehditkâr hale getirirdi.Rapuruton oli muuntauduttava vähemmän vaaralliseksi.
Darwin Wallace'ı bir tehdit olarak görmediyse de bir makale yazmaya başladı.Darwin ei nähnyt Wallacessa todellista uhkaa, mutta alkoi kirjoittaa aiheesta lyhyehköä artikkelia.
O dönemde birincil tehdit bölgeye gelen Komodor Matthew C. Perry'nin donanma filosu oldu.Ensisijaisena uhkana tuolloin oli kommodori Matthew Perryn laivasto, joka oli saapunut alueelle.
Kilisenin tehdit olarak gördüğü tarikatları ortadan kaldırmıştır.Valistus uhkasi kirkon valtaa.
Nargile tüketimi genel olarak halk sağlığına tehdit olarak kabul edilir.Homeiden tuottamia toksiineja pidetään yleisesti terveydelle vaarallisina.
Bir diğer tehdit ise ticari avcılık.Toinen merkittävä uhka on metsästys.
Tahıl üretimini tehdit ediyor.Teoksessa Uhanalaiset kasvimme.
Burada tehdit edilen, gözaltına alınan, sınır dışı edilen veya sürgün edilen yazarların savunmasında çalıştı.Vainottujen, vangittujen, kidutettujen, teloitettujen kirjailijain kansainvälinen ääni.
IUCN bulgularına göre, soyu ciddi tehdit altında bulunmaktadır.IUCN:n uhanalaisuusluokituksen mukaan laji on elinvoimainen.
Okyanusya'ya gelişleri yerli memeliler için büyük bir tehdit oluşturur.Mutavyöryt muodostavat vakavan uhan paikallisille asukkaille.
Fırsat mı, Tehdit mi?Globalisaatio: uhka vai mahdollisuus.
Carterin erkek arkadaşı bu olayı araştırdığı için tehditte edilir.Carterin joukko alkaa tutkia tapausta.
Bu yolda çok çeşitli tehditlerle karşılaşıyorlar.Matkalla häntä kuitenkin uhkaavat monet vaarat.
Fakat türün tamamı tehdit altında olarak kabul edilmez.Lajia ei ole luokiteltu uhanalaiseksi.
IUCN listesinde, nesli tükenme tehditinde olarak sınıflanmıştır.IUCN:n luettelossa se on erittäin uhanalainen.
Dolayısıyla bu yazı dilinin değişmesi, bu bölgede konuşma dili için bir tehdit olarak görülmedi.On siis ymmärrettävää, että tällaisia sanoituksia ei voida käyttää koko valtion kansallislaulussa.
Buna çok sinirlenen Doktor, eğer bunu çözmezse sokağı yıkmakla Ben'i tehdit eder.Benin yritettyä saada rehtori eroamaan, tämä uhkaa tuhota Alexin elämän jos Ben puhuisi asiasta.
Ama büyük türler avlanma dolayı da tehdit altındadır.Suuren koon ja harvinaisuuden takia sitä uhkaa myös metsästys.
Buna göre rejime tehdit olarak görülen kişiler 10 yıllığına sürgüne gönderiliyordu.Siksi valtiolle vaarallisiksi epäillyt henkilöt päätettiin karkottaa määräajaksi.
Yaşam alanının azalması nedeniyle türü tehdit altındadır.Lajia uhkaa elinalueen vähentyminen.
Bilinen ve bilinmeyen uygulama kaynaklı tehditlere karşı korur.Puutteellisesti tunnettujen ja uhanalaisten metsälajien tutkimusohjelma.
Eğer tekrar birleşmezlerse bu sırrı açıklamakla da tehdit ediyordu.Kun hänen sanomansa ei mennyt perille, hän uhkasi erota virastaan.
Dış gebelikler çözülmüş olmak zorundadır çünkü onların hayatı anneleriyle tehdit altında olabilir.Οι έκτοπες κυήσεις πρέπει οπωσδήποτε ν' αντιμετωπίζονται επειδή μπορούν ν' απειλήσουν τη ζωή της μητέρας.
Onu ölümle tehdit eder.Την απειλεί με θάνατο.
(Akyuvarların, enfeksiyonlar gibi tehditlere karşı savaşarak vücudun korunmasına yardımcı olmaları gerekir.)(Τα λευκά αιμοσφαίρια βοηθούν τον οργανισμό ν' αμυνθεί πολεμώντας απειλές, όπως οι λοιμώξεις.)
Bu bir çeşit tehdittir.Είναι απειλούμενο είδος.
Symantec fidye virüsü saldırılarını en tehlikeli siber tehdit olarak sınıflandırmıştır.Η Symantec κατατάσσει το ransomware ως την πιο επικίνδυνη απειλή στον κυβερνοχώρο.
ABD çıkarları Latin Amerika’da bile tehdit altındadır.Η ισχύς των ΗΠΑ τελούσε υπό επίθεση, ακόμη και στη Λατινική Αμερική.
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.Τα συναπαντήματα με τα σκυλιά είναι μια ακόμα απειλή.
1936'da son Tasmanya kurdunun ölümünden sonra canavarlar için olan tehdit anlaşıldı.Μετά τον θάνατο της τελευταίας θυλακίνης το 1936, αναγνωρίστηκε και η απειλή για την επιβίωση των διαβόλων.
Bu reformlar zengin toprak sahiplerini tehdit ettiği için öldürülmüştür.Οι μεταρρυθμίσεις αυτές απειλούσαν τους πλούσιους γαιοκτήμονες στην Ιταλία.
Timsah ve hipopotam gibi saldırgan olabilen yaban hayvanlarının varlığı da genel bir tehdit oluşturuyordu.Επικίνδυνα ζώα όπως οι κροκόδειλοι και οι ιπποπόταμοι ήταν επίσης συνηθισμένη απειλή.
IUCN bu türü neredeyse tehdit altındaki türler arasında sınıflandırmıştır.H IUCN κατατάσσει το είδος στα σχεδόν απειλούμενα.
Sırbistan ile ittifak yaparak, Makedonya'ya genişlemiş, Latin Selanik Krallığı'nı tehdit etmiştir.Συμμάχησε με τη Σερβία, επεκτάθηκε στη Μακεδονία και απείλησε το Βασίλειο της Θεσσαλονίκης.
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.Ο Kενάν, αισθάνεται να απειλείται.
Dolayısı ile hayatı ciddi tehdit eden bir durumdur.Πρόκειται για κατάσταση απειλητική για τη ζωή που πρέπει να αντιμετωπιστεί άμεσα.
Balıkçı ağları tür için ciddi tehdit oluşturmaktadır.Σε άλλη περίπτωση, κινδυνεύει σοβαρά η ενότητα του προσώπου.
Ancak iki ülkenin de büyümekte olan Avrupa tehditine karşı birbirlerini zayıflattıkları söylenebilir.Ήταν εμφανές ότι και στους δύο τομείς η Ευρώπη αντιμετώπιζε κίνδυνο να μείνει πίσω.
And kondoru IUCN tarafından neredeyse tehdit altında türlerden sayılmaktadır.O στεπόκιρκος σήμερα κατατάσσεται ως είδος Σχεδόν Απειλούμενο (NT) από την IUCN.
Parti büyükleri, uzun süren gösterilerin ülke istikrarını tehdit ettiğine inanıyordu.Den gamle garde mente at langvarige demonstrationer ville true landets stabilitet.
Bu tek taraflı ön olaylar, İsveç'in savaş tehditleriyle devam etti.Denne ensidige handling blev mødt med svenske trusler om krig.
Sasaniler ilk Arap ordularının tehditlerine karşı hiçbir zaman yeterli bir direniş oluşturamadılar.Sassaniderne ydede aldrig nogen virkelig effektiv modstand mod de arabiske hæres pres.
Michael, tehditkar bir şekilde elinde baltayla Jin'in yanına gelir ve kelepçelerini kırar.Michael går truende hen til Jin med en økse og skærer ham fri fra håndjernene.
Kendisini tehdit eden veya uyarılırsa, bütün vücudu ve korkunç dişlerini ortaya çıkarır.Da han var truet, viste han sin store krop og frygtelige tænder.
Bu durum Türkiye sınır güvenliği için bir tehdit unsurudur.En sikkerhedstrussel er en trussel mod et lands sikkerhed.
5. yüzyıldan başlayarak Romalılar Germen kabileleri tarafından tehdit edilmeye başlandı.Fra det 5. århundrede blev det romerske rige fortrængt af germanske stammer.
Çoğu türlerin soyu tehdit altındadır.Flere af de ynglende fuglearter er truede.
IUCN bu türü neredeyse tehdit altındaki türler arasında sınıflandırmıştır.IUCN kategoriserer arten som næsten truet.
Bu durum Stalingrad savunması için ağır bir tehdit oluşturuyordu.Derfor blev reformationen et hårdt slag for Stavanger.
Nevvablığa 1843'te yeni bir tehdit çıktı.En ny genopbygning gik i gang i 1843.
İki taraftan da devletine karşı tehditler oldu.Aftalen var imidlertid truet fra to sider.
Pars kedisinin tamamı tehdit altında değilken yine de bölgesel olarak çok seyrekleşmiştir.Selvom øresvinet mange steder er lokalt truet, betragtes arten som helhed ikke som truet.
Sonuç olarak, Doğayı Koruma Uluslararası Birliği (IUCN) bu türü yakın tehdit olarak değerlendirmiştir.Af denne grund vurderer World Conservation Union (IUCN) oksegnuen som en ikke truet dyreart.
Yaşanan çete ilişkilerinden dolayı kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.Han bliver udsat for afpresning fra en ungdomsbande.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod