Ana içeriğe geç
Sözlük

tehdit ile cümle

tehdit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bölgesel tehditler arasında su havzalarının kuruması ve Güney Afrika'da giderek artan karışıklık sayılabilir.Ameaças regionais incluem a drenagem de zonas úmidas e o aumento da perturbação no sul da África.
Daha sonra Triple H, Kane'i söz konusu eylemin gerçekleştiği video görüntüleri göstermekle tehdit etti.Triple H mais tarde mostrou uma filmagem de Kane a cometer o ato.
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.A desflorestação também é uma ameaça.
Dale, Shane ile bir tartışmaya girer ancak Shane, Dale'i tehdit eder.Dale intão confronta Shane, mas ele o ameaça.
Sonraki Raw programında Alexa Bliss, Bayley ve Mickie James'i üçlü tehdit maçında yenerek maça katıldı.No Raw seguinte, Alexa Bliss derrotou Bayley e Mickie James em uma luta triple threat para se qualificar.
Carol ve Tyreese ona doğru yaklaştığında tabancasını onlara doğru doğrultarak tehdit eder.Quando Carol e Tyreese aproximam-se dela, Lizzie os ameaça, apontando-lhe uma pistola.
30 Kasım'da üç takım arasında kemerlerin ortada olduğu TLC için üçlü tehdit maçı ayarlandı.Em 30 de novembro, uma luta triple threat de duplas entre as três equipes foi marcada para o TLC.
Koyu renkleri ve ağır fırça darbeleri bir tehdit hissi uyandırır.A paleta escura e as fortes pinceladas transmitem uma sensação de perigo e ameaça.
Doğal ortam kaybı en büyük tehditdir.A destruição do habitat é a maior ameaça.
732 yılında, Bizans İmparatorluğu, Emevîler'in istila tehditi altındaydı.Em 732, o Império Bizantino estava ameaçado pelo avanço do Califado Omíada.
Türü tehdit altındadır.Espécie ameaçada.
Triple H, Heyman'ı tehdit etti.Triple H respondeu agarrando Heyman, que lhe ameaçou outro processo.
Kirlilik ile birleşen doğal alanların bu şekildeki yıkımı, yerel biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir.A poluição e a erosão dos habitats naturais ameaçam destruir a biodiversidade da região.
Tehdit almaya devam ediyordu.As ameaças continuaram.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.Por isso é um dos 25 primatas mais ameaçados do mundo.
Nesli büyük tehdit altındadır.Está muito ameaçada.
Korumasız bilgisayarlar ve ağlar bu tehditlere karşı açık konumdadırlar.Computadores desprotegidos, pessoais e de rede no país podem estar em risco considerável contra essas ameaças.
Tehdit algılandığında endişe meydana gelir.Sempre que ocorre algum perigo desaparece.
Bu yolda çok çeşitli tehditlerle karşılaşıyorlar.A área ainda enfrenta muitas ameaças.
O'Leary burada "Lavender Menace" (Lavanta Tehdit)'ten bahsediyordu.O'Toole interpretou também Hamlet sob direção de Laurence Olivier.
Fırsat mı, Tehdit mi?Oportunidades / Ameaças.
Bu Allah'ın vadettiği (söz verdiği) sevap ve iyiliğin, tehdit ettiği cezanın gerçekleşeceğine inanmaktır.O deus do bem (Mazda) e o deus do mal (Arimã) lutavam constantemente e isso era pregado por Zaratustra.
Bir Gün Ragıp bey hiç tanımadığı bir örgütten tehdit telefonları almaya başlar.A partir desse dia, ela começa a receber estranhos telefonemas ameaçadores.
Birey savunma mekanizmaları ile tehdit altındaki benliğini korumaya çalışır.Possuem o comportamento de bater os dentes como mecanismo de defesa quando se sentem ameaçados.
Aaron'ı öldürmekle tehdit edip Doktor'u Skaro'ya gelmesi için zorlar.No entanto, o mutante sobrevive, e possui Aaron, ameaçando matá-lo, a menos que a Doutora o leve para Skaro.
“Dikkatli olunuz!” boş sözü belki bir tehdit veya belki de bir nasihat olarak hissedilebilir.Uma mesma sentença pode ser usada como imperativa, como aviso ou ameaça, bem como uma solicitação“.
Aspasia ve Sifares Mitridates'in tehditlerine karşı durup birlikte ölmeyi göze alırlar.Aspasia e Sifare desejam morrer juntos com medo das ameaças de Mitridate.
Batı'nın en önemli kaygılarından biri Irak'ın Suudi Arabistan için de tehdit olabilecek hale gelmesiydi.Quaisquer ameaças para a Arábia Saudita também é uma ameaça para o Paquistão.
Doktor, Mars'ın kuzey kutbunda oldukları için gezegeni buzun altına gömmek için cihazı kullanmaya tehdit eder.Ele ameaça usar o dispositivo para enterrar tudo sob o gelo do pólo norte de Marte.
Dizide ablasının sevgilisi olan Ian ile öpüştüğü için Alison tarafından tehdit ediliyor.Susan não quer dar nas vistas, pois é uma amante de Ian no funeral da sua mulher.
Akabi, amcası tarafından tehdit edilir.Sylvia é, então, raptada pelo tio.
Habitat kaybından dolayı tehdit altındadırlar. ^ www.turkherptil.orgEsta espécie está ameaçada por perda de habitat. (em inglês) www.birdlife.org
Sonra güçtü pozisyonu, bir diğer güçlü hadım Aetios tarafından tehdit edilmiştir.Zijn eigen positie werd daarna bedreigd door de opkomst van een andere machtige eunuch, Aetios.
Ölüm tehditleri bile almıştır.Hij ontving zelfs doodsbedreigingen.
Fakat türün tamamı tehdit altında olarak kabul edilmez.De gehele soort wordt als niet bedreigd beschouwd.
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.Sieciech zag deze ontwikkeling als een regelrechte bedreiging.
Bu isteğin içinde üstü kapalı bir tehdit de vardır.Er bestaat hier een gesloten alternatief voor.
Bu yolda çok çeşitli tehditlerle karşılaşıyorlar.Maar onderweg komen ze veel gevaren tegen...
Bazı türleri yerli balıkların neslini tehdit eder.Dit leidde tot de verdringing van een aantal inheemse vissoorten.
Ta ki yeni bir tehdit belirene kadar.Er was ook een nieuwe dreiging.
Egzotik evcil hayvan ticareti de büyük kediler için bir tehdit oluşturmaktadır.De export voor de handel in exotische diersoorten vormt ook een bedreiging.
Yazarın kendi iddiası üzerine ayrıca kendisine karşı tehditler yapılmıştır.Desgevraagd geeft hij met tegenzin toe zelf ook dreigbrieven te hebben ontvangen.
Doğal ortam kaybı en büyük tehditdir.Habitatverlies vormt de voornaamste bedreiging.
Ailesinin ölüm tehditlerinde bulunduğunu birlikte savcılığa giderek bildirmiştik.De familie Law hebben hem aangeklaagd voor de dood van hun familielid.
Bir Gün Ragıp bey hiç tanımadığı bir örgütten tehdit telefonları almaya başlar.Op een dag hoort Kit dreigende stemmen van iemand die ze niet kan zien.
Bu tehditleri bazı uygun sonuçlar doğurmaya başladı.Deze doelstellingen zijn met wisselende resultaten behaald.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.De grijskopmaki behoort tot de 25 meest bedreigde primaten.
İsrail'in ufak bir tehdit yaratabileceği düşünülüyordu.Dit ingrijpen zag Israël als een bedreiging.
Her ikisi de yaşamı tehdit edici olabilir.Dit kan levensbedreigend zijn.
Onu ölümle tehdit eder.Deze bedreigde hem daarop met de dood.
Baxter, kadına arkasından yaklaşıp bıçakla tehdit etmiştir.Rosita bedreigde haar met een mes.
Moskova ve St.Petersburg bile tehdit altındaydı.In Moskou en Sint-Petersburg waren grootschalige opstanden.
5 tanesi de "Neredeyse tehdit altındaki türler" listesindedir.In het park leven zo'n 15 diersoorten die op de lijst van bedreigde diersoorten staan.
Türün karşısındaki en önemli tehditler yaşam alanı yokolması ve yaşam alanı parçalanmasıdır.Hun grootste bedreiging is de mens omdat deze hun leefgebied versnippert.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.Ook de schrikreflex kan versterkt worden door angst.
Çoğu türlerin soyu tehdit altındadır.De meeste soorten zijn bedreigd.
Düzenleyici fiiller söz vermek, vadetmek, yemin etmek, tehdit etmek gibi fiiller aracılığıyla belirtilir.Iets plechtig beloven, alsof men een eed aflegt.
IUCN listesinde, nesli tükenme tehditinde olarak sınıflanmıştır.Op de internationale IUCN-lijst is hij geclassificeerd als bedreigd.
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.Hij verkleint haar en stopt haar in de koffiepot.
Pers önerisini kabul etmeyi de bir tehdit olarak ortaya koydu.Eland had aanvaarding van dit amendement onaannemelijk verklaard.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod