Sonuç olarak, Doğayı Koruma Uluslararası Birliği (IUCN) bu türü yakın tehdit olarak değerlendirmiştir.В результате, Международный союз охраны природы (МСОП) оценил этот вид как близкий к уязвимому положению.
Ta ki yeni bir tehdit belirene kadar.Однако появилась новая угроза.
Aşırı avlanma nedeniyle tehdit altındadır.Находятся под угрозой исчезновения из-за охоты.
Yazarın kendi iddiası üzerine ayrıca kendisine karşı tehditler yapılmıştır.Также автор подвергается и угрозам от убийцы.
Günümüzde tür tehdit altında değildir.Сейчас этот вид не находится под угрозой исчезновения.
Sağlıklı yaşam için yapılan spor insan sağlığını tehdit etmemelidir.Напряженная жизнь в спорте не прошла бесследно для здоровья.
Dış gebelikler çözülmüş olmak zorundadır çünkü onların hayatı anneleriyle tehdit altında olabilir.Аборты запрещены, за исключением ситуации, если есть угроза жизни для матери.
Normalde Askeri güç veya tehditle yapılır.ويتم هذا عادة مع القوة أو التهديد العسكري.
Ölüm tehditleri bile almıştır.والناجون تلقوا تهديدات بالموت.
Lizzie belgeyi imzalamamakta direnince, onu hayat kadını olmak suçundan tutuklamakla tehdit ederler.بينما تُقاوم ليزى لعدم التوقيع يهددوا في نفس اللحظة بالقبض عليها كونها عاهرة .
Dış gebelikler çözülmüş olmak zorundadır çünkü onların hayatı anneleriyle tehdit altında olabilir.ويجب التخلص من الحمل المنتبذ؛ لأنه قد يهدد الحياة الأم.
Bölümün sonunda T-Bag Michael'ı tehdit ederek "bu bir seçenek değil sevimli çocuk" dedi.انتهت الحلقة بإخراج تي-باغ لخنجر وتهديده لمايكل قائلا: "للأسف يا جميل، هذا ليس خيارا مطروحا".
5 Mart 2009 günü Brown saldırı ile suçlandı ve ceza tehditleri almaya başladı.في (5 مارس، 2009)، تم إتهام كريس بالأعتداء وبعمل تهديدات إجرامية .
Dorothy Counts' ın ailesi tehdit telefonları almaya başladı.ثم بدأ أفراد عائلة راسموسين لتلقي مكالمات هاتفية تهديدية.
1982 Anayasası'ndaki tehdit ve teşvik ifadesi 2001 değişikliği ile faaliyet ibaresi ile değiştirildi.كما أن عبارة الترغيب و الترهيب في دستور 1982 قد تغيرت بمقتضي تعديل 2001 و بعبارة جدية.
Parti büyükleri, uzun süren gösterilerin ülke istikrarını tehdit ettiğine inanıyordu.اعتقد أعضاء الحزب القدامى أن استمرار المظاهرات لمدة طويلة شكل تهديداً لاستقرار البلاد.
Kalenin tehdit altında olması roka engel değildir.أن لا يكون المربع الذي سوف تكون فيه القلعة مهدداً.
Herhangi bir yılan ısırığının hayatı tehdit edici olup olmadığını belirlemek kolay değildir.انه ليست بالمهمة السهلة تحديد ما إذا كان أو لم يكن للدغة من قبل أي نوع من الثعبابين المهددة للحياة.
Bu durum aynı zamanda tehdit altındaki ülkelerle yakın iş birliğini ve istişareyi gerektirmektedir.يتطلب التشاور والتعاون الوثيق مع الدول في المنطقة التي قد تكون مهددة.
Bunun üzerine şehir halkı onları taşlamakla ve işkence yaparak öldürmekle tehdit ettiler.ولحق بهم قوم من الازد، فصاروا إلى الآن في تنوخ، ولحق سائر قضاعة موت ذريع.
Bu şekilde isyan çok ciddi bir tehdit aldı.وبالتالي، رفض هو تهديد كبير.
Tehdit amacıyla suç işlenmesi halinde, işlenen suç veya suçlar için ayrıca ceza verilir.تتفق الأطراف في الاتفاقية أيضا على تجريم محاولة ارتكاب أو التهديد بهذه الأفعال.
Yazar, yazdığı yazılardan dolayı ölüm tehditleri almıştır.ومن جهة أخرى، تلقت وداد تهديدات بالقتل من رجال غاضبين على ما تضمّنه كتابها.
Koalalar için insanoğlu kaynaklı en büyük tehditler yaşam alanı yok olması ve parçalanmasıdır.المصدر الأكبر للمخاوف التي تواجه تجمعات الليمور هو تدمير الموائل وتدهورها.
Kızgınlığın amacı insanların kendilerine tehdit olarak algıladıkları davranışı durdurma çabasıdır.والغضب هو النمط السلوكي الذي يهدف إلى تحذير المعتدين لوقف سلوكهم التهديدي.
Sağlıklı yaşam için yapılan spor insan sağlığını tehdit etmemelidir.أن تكون الرياضة مشروعة وأن لا تُعرض حياة الإنسان للخطر المحقق.
Dolayısı ile hayatı ciddi tehdit eden bir durumdur.الشعور بالخطر وأن حياته مهددة بالخطر.
Taliban tarafından söylememesi ve dans etmemesi konusunda baskı gördü ve tehdit edildi.وقال أيضاً: لا ينبغي أن يغر أو يغش بها المسلمين ولا أقول إنها حرام.
Sextus Pompeius Octavianus'u Akdeniz'deki hububat sevkiyatından İtalya'yı mahrum bırakmakla tehdit etti.هدد سكستوس بومبيوس أوكتافيان في إيطاليا بمنع نقل شحنات الحبوب عبر البحر الأبيض المتوسط إلى شبه الجزيرة.
Doğal yaşam alanlarının yokolması nedeniyle tehdit altındadır.إنه مهدد بفقدان موائله الطبيعية.
Bu gedik, Ancak çıkarma bölgesi için ağır bir tehdit oluşturmaktaydı.نتيجةً لذلك، هدد بيت بالإستقالة.
Fakat türün tamamı tehdit altında olarak kabul edilmez.ومع ذلك، لا يتم اعتبار هذه الأنواع ككل عرضة للصيد المفرط.
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.وقد شعر المتوكل بالتهديد من ذلك.
Bu reformlar zengin toprak sahiplerini tehdit ettiği için öldürülmüştür.وقد مثلت هذه الإصلاحات تهديدًا لممتلكات مُلاك الأراضي الأغنياء في إيطاليا.
Bunlar birbirlerini tehdit edemezler.إذ أنهما ليسا بديلين عن بعضهما.
Güçsüzlük bağımlılığın sebebi olacak, tehdit ve küstahlık öğrenimin yerini alacak.لأن التغيير يحتاج إلى شجاعه وخروج من منطقة الراحة.
Castro'nun Guevara'nın tanınmışlığından rahatsız olup onu tehdit olarak görmesi de neden olarak gösterildi.بدأ كاسترو يأخذ حذره من تزايد شعبية غيفارا واعتبره تهديداً محتملاً.
ABD Başkanı Donald Trump, karar tasarısına destek verecek ülkelere maddi yardımları kesmekle tehdit etti.في 20 ديسمبر، هدد الرئيس الأمريكي دونالد ترامب بقطع المساعدات الأمريكية للدول التي تصوت ضد الجانب الأمريكي.
Yapımcılar onu artık ekonomik desteklerini kesmekle tehdit etmektedir.هددت الجهات المانحة الرئيسية للمساعدات هايتي بقطع المساعدات.
Yazarın kendi iddiası üzerine ayrıca kendisine karşı tehditler yapılmıştır.المهاجمون أيضا وجهوا تهديدات ضد صديقته.
2006 IUCN Tehdit Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi.القائمة الحمراء للأنواع المهددة بالانقراض Version 2008.
Bu bir çeşit tehdittir.إنه تهديد.
Tehdit edildim.كنت مهددا
Arenadaki herkesi tehdit eder, ama Doktor onu geri çevirir.Ele ameaça todos na arena, mas o Doutor o repreende.
Aynı zamanda İsveç'teki tehdit altında bulunan balık türleriyle de çalışmıştır.Ele também tem trabalhado com espécies de peixes ameaçadas de extinção na Suécia.
Ancak, Rodgers Birleşik Krallık'ı temsil etmesi nedeniyle IRA'dan ölüm tehditleri aldı.No entanto, Rodgers ainda recebeu ameaças de morte do IRA por representar o Reino Unido.
Daha sonra Japon kuvvetleri Shangai'ı tehdit etti.No entanto, as forças imperiais japonesas rapidamente ameaçaram Xangai.
Romalılar ve Piktler, daha büyük bir tehdit göz önüne alındığında kavgalarının çocuksu olduğunu kabul eder.Todos os romanos e pictos concordam que sua disputa é infantil dada a ameaça maior.
Elinde bir tabanca sallayıp düzeni sağlamak için kullanmakla tehdit ederken görülmektedir.Ele é mostrado apontando sua arma e ameaçando usá-la para manter a ordem.
Günümüzde tür tehdit altında değildir.Não parece estar ameaçada de momento.
Bay John onu silah ile tehdit eder.James o ameaça com uma pistola.
Kalıcı ve sürekli olası anarşi tehditini savurmayı sadece güçlü bir otorite yapabilir.Apenas uma autoridade poderosa podia manter sob controle a ameaça permanente e sempre iminente da anarquia.
Sonra güçtü pozisyonu, bir diğer güçlü hadım Aetios tarafından tehdit edilmiştir.Sua própria posição foi posteriormente colocada em perigo pela ascensão de outro poderoso eunuco, Aécio.
Gece Filippikos'u yaklaşan tehditle uyarıda bulunmak için bir elçi gönderdi.À noite, ele enviou um mensageiro para avisar Filípico da ameaça iminente.
Abidar, filmdeki canlandırması yüzünden ölüm tehditleri aldı.Abidar recebeu ameaças de morte devido à sua interpretação de uma prostituta no filme.
Ölüm tehditleri bile almıştır.Depois, sofre ameaças de morte.
Fakat bu sadece Avar Hanlığı'nın Gepid ve Slavlardan daha güçlü bir tehdit oluşturmasına neden oldu.E que se tornaram uma ameaça iminente e ainda maior do que a dos soldados da NEB.
Onu öldürmek ile tehdit eder.Mesmo sob a ameaça de matá-lo.
Timsah ve hipopotam gibi saldırgan olabilen yaban hayvanlarının varlığı da genel bir tehdit oluşturuyordu.Perigosos animais selvagens como crocodilos e hipopótamos também foram uma ameaça comum.
Site halen erozyon ve yanlış restorasyon nedeniyle tehdit altındadır.Atualmente, no entanto, o sítio tem sofrido com ameaças de erosão e restaurações indevidas.