Ana içeriğe geç
Sözlük

tehdit ile cümle

tehdit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kampa dalar ve Richard Alpert'ı (Nestor Carbonell) vurmakla tehdit eder.Richard Alpert (Nestor Carbonell) è uno degli Altri.
Bay John onu silah ile tehdit eder.Kyle, a sua volta, lo minaccia con un fucile.
Ta ki yeni bir tehdit belirene kadar.Ma un'ultima minaccia lo raggiunge.
Resimde büyük bir dalga üç tekneyi tehdit ederken Fuji Dağı arka planda yükselmektedir.Rappresenta tre imbarcazioni minacciate da una grande onda con il Monte Fuji che sorge sullo sfondo.
Daha sonra Japon kuvvetleri Shangai'ı tehdit etti.Nel frattempo le forze giapponesi hanno una battuta d'arresto a Changsha.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Di fatto stanno diventando una seria minaccia per gli umani...
IUCN listesinde, nesli tükenme tehditinde olarak sınıflanmıştır.È classificata dalla IUCN come in pericolo critico di estinzione.
Yaşanan çete ilişkilerinden dolayı kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.Oppure lo ricatta con la lista dei debiti.
White, ciddi tehditler alıyordu.Wilson stava rischiando davvero.
Hayaletleri yumrukla tehdit ederken tutmayın beni diye bağırır.Minaccia dagli abissi Non mordermi sul collo!
Manfred ise gergedanları adım atmamaları konusunda tehdit eder.Tony accetta, a condizione che non pesti i piedi a nessuno.
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.Tuttavia, lo stesso Johnson smentì tale ipotesi.
Türün soyu ciddi tehdit altında bulunmaktadır.La specie viene quindi considerata seriamente minacciata.
Jon Snow, Duvar'da yeni bir tehditle yüzleşir.Jon Snow cade a terra in una pozza di sangue.
Birkaç yanlış alarm verilmiş olmasına rağmen kimi asteroitler, Dünya için bir tehdit olarak görülmektedir.A parte alcuni falsi allarmi, diversi asteroidi rappresentano sicuramente una minaccia.
Shao Kahn'ı onun adamlarını öldürmekle tehdit eder.Permette a Kanou Shou di combattere credendo morti i suoi "figli".
Dolayısı ile hayatı ciddi tehdit eden bir durumdur.Per questo la sua vita è in pericolo.
Nesli tehdit altındadır.L'equilibrio minacciato.
Bir diğer tehdit ise ticari avcılık.Un'altra minaccia è rappresentata dalla pesca.
Bir Gün Ragıp bey hiç tanımadığı bir örgütten tehdit telefonları almaya başlar.Da alcune settimane è oggetto di minacce telefoniche a carattere osceno da parte di uno sconosciuto.
Bastırılmış aile gizemleri ve şiddet tehditleri ortaya çıkar.Appare in Una nuova speranza e La minaccia fantasma.
Ölüm tehditleri bile almıştır.In più occasioni riceve minacce di morte.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.È considerato una delle 25 specie di primati maggiormente in pericolo di estinzione.
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Brandon contrariato, minaccia di licenziarsi.
Moskova ve St.Petersburg bile tehdit altındaydı.Collegamenti bus anche con Mosca e San Pietroburgo.
Yaşanan çete ilişkilerinden kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.La banda, per ricattarlo, gli rapisce la compagna.
Çünkü gerici bir tehdit söz konusuydu.Il dono era in realtà una minaccia.
Sonra güçtü pozisyonu, bir diğer güçlü hadım Aetios tarafından tehdit edilmiştir.La posizione di Stauracio in seguito fu minacciata dalla crescita di prestigio di un altro eunuco, Ezio.
Atom bombası, insanlık için oldukça ciddi bir tehdittir.Атомная бомба - это очень серьёзная угроза для человечества.
Tom bir tabanca ile Mary'yi tehdit etti.Фома угрожал Маше пистолетом.
Ülkeleri anarşi tehditi altında.Их стране угрожает анархия.
Fırsat mı, Tehdit mi?Надежда или угроза?
Tehdit ağaçları 1994'te Edward Amoroso. tarafından tanımlanmıştır.Деревья угроз были рассмотрены в 1994 годы Эдвардом Аморосо.
Roma'daki imparator ise, iç tehditler ve İtalya ve Balkanların savunmasıyla meşuldü.В Риме император был занят внутренними угрозами и защитой Италии и Балкан.
Romalılar ve Piktler, daha büyük bir tehdit göz önüne alındığında kavgalarının çocuksu olduğunu kabul eder.Римляне и пикты соглашаются, что их конфликт выглядит по-детски перед лицом куда большей угрозы.
5 Mart 2009 günü Brown saldırı ile suçlandı ve ceza tehditleri almaya başladı.5 марта 2009 года Брауну были предъявлены обвинения в нападении и создании криминальной угрозы.
Daha sonra Japon kuvvetleri Shangai'ı tehdit etti.Однако вскоре японские войска стали угрожать Шанхаю.
Filler kafalarını kaldırarak ve kulaklarını yanlara açarak daha tehditkâr görünmeye çalışırlar.Слоны стараются казаться более угрожающими, подымая голову и расправляя уши.
Onu ölümle tehdit eder.Тот пригрозил ему смертью.
Albrect'e ise tehdit mektupları yollandı.После этого Василисе приходят письма с угрозами.
Tanklar özellikle hava tehditlerine karşı çok savunmasızdır.Также танк плохо противостоит угрозе с воздуха.
Çünkü, bu onun daha az tehditkâr hale getirirdi.Но это не делает её менее опасной.
Polliver (Andy Kellegher) ise Arya'yı kendi kılıcı İğne'ye bakar halde yakalar ve onu tehdit eder.Когда Полливер (Энди Келлегер) ловит Арью, которая засмотрелась на его меч, Иглу, он угрожает ей.
Bu durum aynı zamanda tehdit altındaki ülkelerle yakın iş birliğini ve istişareyi gerektirmektedir.И она требует консультации и тесного сотрудничества со странами региона, которые могут оказаться под угрозой.
Bu Allah'ın vadettiği (söz verdiği) sevap ve iyiliğin, tehdit ettiği cezanın gerçekleşeceğine inanmaktır.Аллах призывает на зло отвечать добром и верой в Аллаха.
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.Вырубка лесов представляет собой потенциальную угрозу.
Artık Gheorghiu-Dej'in liderliğini tehdit edebilecek kimse kalmamıştı.Рассказывали, что никто не мог блокировать удары Ёситаки Фунакоси.
Balıkçı ağları tür için ciddi tehdit oluşturmaktadır.Существенной угрозой для них являются рыболовные сети.
640lar boyunca, Suriye ve Mısır'da İslam'ın yayılışı, Bizans'a yeni bir tehdit yaratmıştır.Завоевание мусульманами Сирии и Египта в 640-х годах создало новую угрозу Византии.
Gece Filippikos'u yaklaşan tehditle uyarıda bulunmak için bir elçi gönderdi.Ночью он отослал гонца с предупреждением о приближающейся угрозе.
(Bu sözler Türkiye’ye doğrudan bir tehdit niteliği taşıyordu.)(«Is Japan a menace to Asia ?»).
Saldırı ağaçları, eğer aynısı değilse, tehdit ağaçları ile çok benzerdir.Деревья атак очень похожи на деревья угроз.
WrestleMania 34'te SmackDown Takım Şampiyonluğu için üçlü tehdit takım maçı ayarlandı.На WrestleMania 34 был запланирован командный матч с тройной угрозой за Командное чемпионство WWE SmackDown.
Esasen bu tehditlerin ciddiyeti ve kararlığı pek fark edilmemiş gibi görünmemektedir.Кроме его узкого круга, их вряд ли кто серьёзно воспринимает.
Karşılarındaki tehdit her ne ise ona karşı orantılı güç kullanılmadığı anlaşılıyor" dedi.Его непредубежденность сделала его тем, кто не боится перемен».
IUCN bulgularına göre, soyu ciddi tehdit altında bulunmaktadır.Согласно МСОП, носачи находятся под угрозой исчезновения.
Bu rejimde tehdit, kuşku, korku, ceza, ihbar, taciz, işkence, öldürme, toplama kampları bulunmaktadır.Вопросы веры, покаяния, угрозы и отсрочки наказания, обвинения в неверии и заблуждении.
Ordu tarafından tehdit edilen Roma Senatosu, onu İmparator ilan etti.Римские солдаты, собранные Эмилианом, провозгласили его императором.
Bu bir çeşit tehdittir.Это угроза.
1965), Hristiyanlığa geçtiği için ölüm cezasıyla tehdit edilmiş bir Afgan.В 1975 году он попросту запретил исповедовать христианство под страхом смерти.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod