Ana içeriğe geç
Sözlük

tehdit ile cümle

tehdit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Beni tehdit etme. Hiçbir şey söylemeyeceğim.No me amenaces, que no voy a decir nada.
Uluslararası sahnede silah sesleri, tehdit edici diller, kibir sesleri kesilmelidir.El ruido de las armas, del lenguaje amenazante, de la prepotencia en la escena internacional debe cesar.
Tanklar özellikle hava tehditlerine karşı çok savunmasızdır.Los tanques son especialmente vulnerables a amenazas aéreas.
14 tür tehdit altındadır.14 de estas especies están amenazadas.
Ölüm tehditleri bile almıştır.Incluso recibí amenazas de muerte.
5 Mart 2009 günü Brown saldırı ile suçlandı ve ceza tehditleri almaya başladı.El 5 de marzo de 2009, Brown fue acusado de un delito grave de asalto y amenazas criminales.
Bir bıçak çekip karısını tehdit eder ama Beppe hemen bıçağı elinden alir.La amenaza con un cuchillo, pero Beppe lo desarma.
Sonra güçtü pozisyonu, bir diğer güçlü hadım Aetios tarafından tehdit edilmiştir.Su propia posición quedó luego amenazada por el ascenso de otro poderoso eunuco, Aecio.
Parti büyükleri, uzun süren gösterilerin ülke istikrarını tehdit ettiğine inanıyordu.Los ancianos del partido creyeron que las protestas duraderas eran una amenaza a la estabilidad del país.
Hoyt, yaratığın 36 saat içerisinde bulamamasına karşın Strickland'ı tehdit eder.Mientras tanto, Hoyt amenaza la vida de Strickland si no recupera el "recurso" en 36 horas.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.El mono Natuna es una de las 25 especies de primates más amenazadas del planeta.
Bu zırh, aracı ve personelini çeşitli tehditlerden korumak için tasarlanmıştır.Su blindaje está diseñado para proteger el vehículo y su tripulación contra una amplia variedad de amenazas.
Böylece şehir her taraftan tehdit edilecekti.De repente, la ciudad fue sitiada por todos lados.
Bu tehditler Guatemala Hükümetinin Cruz’a polis koruması sağlamasına rağmen devam etti.Aunque el gobierno de Guatemala les ha proporcionado protección policial, las amenazas han seguido.
Bu yüzden Moon maçtan çıkarıldı ve maç üçlü tehdit maçına dönüştü.Flair ganó el combate, por lo que el combate se convirtió en un Triple Threat match.
Bu bir çeşit tehdittir.Suponen una amenaza.
Moskova ve St.Petersburg bile tehdit altındaydı.Vivía en Moscú y San Petersburgo.
Romalılar ve Piktler, daha büyük bir tehdit göz önüne alındığında kavgalarının çocuksu olduğunu kabul eder.Los romanos y los pictos coinciden en que su disputa es infantil dada la amenaza de la criatura.
Fakat ne olursa olsun, King ölüm tehditlerine karşın gösterilere başarıyla liderlik yaptı.No obstante, y a pesar de las amenazas de muerte contra su persona, condujo esas marchas.
Bunun üzerine Kuzey Kore gemisi gemiye durmasını emreder yoksa ateş etmekle tehdit eder.El navío norcoreano le ordenó detenerse, o de lo contrario abriría fuego.
Ta ki yeni bir tehdit belirene kadar.Pero aparece una nueva amenaza.
Napolyon ise bu durumu tehdit olarak algıladı.Napoleón olvidó este asunto.
İki taraftan da devletine karşı tehditler oldu.Ambos amenazaron la soberanía del país.
Çünkü gerici bir tehdit söz konusuydu.La broma era una amenaza real.
Seth Rollins burada Edge'e Curb Stomp geçirmekle tehdit etmiş ve Cena, Authority'i geri döndürmüştür.Seth Rollins trato de romperle el cuello a Edge, obligando así a John Cena traer de vuelta a The Authority.
Aylar sonra alt sınıftan Atlas adlı yeni bir tehdit ortaya çıkar.Al cabo de unos meses, una nueva figura, llamada Atlas, salió como el líder de la clase descontenta.
IUCN bu türü neredeyse tehdit altındaki türler arasında sınıflandırmıştır.Internacionalmente está categorizada entre las especies casi amenazadas.
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir.Un nuevo peligro amenaza el Universo.
Onu öldürmek ile tehdit eder.Han amenazado con secuestrarla.
IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor.La UICN no la considera una especie amenazada.
Darwin Wallace'ı bir tehdit olarak görmediyse de bir makale yazmaya başladı.Aunque Darwin no percibió amenaza alguna, comenzó a trabajar en una publicación corta.
Düzenleyici fiiller söz vermek, vadetmek, yemin etmek, tehdit etmek gibi fiiller aracılığıyla belirtilir.A juro: Por obligación, forzado, coaccionado, bajo amenaza.
Yazıları, gazeteye tehdit mektuplarının gönderilmesine sebep oldu ancak o, eleştirilerine devam etti.Más bien trató de enviar mensajes escritos con su propia sangre, pero estos fueron interceptados.
Böylelikle maç, üçlü tehdit maçına dönüştü.Por lo que la lucha por el Campeonato de Divas se transformó en un Triple Threat match.
Bu sırada fark edildiklerini anlayan Dalekler, Rose'u öldürmekle Doktor'u tehdit ederler.El episodio se abre con los Daleks preguntándole a Rose qué hará a continuación el Doctor.
Bazı türleri yerli balıkların neslini tehdit eder.Se han introducido tilapias que amenazan la existencia de las especies nativas.
Günümüzde tür tehdit altında değildir.No se considera amenazada actualmente.
Çoğu makimsiler tehdit altındadır.La mayoría de los Dasyatidae están amenazados.
Nesli büyük tehdit altındadır.Está seriamente amenazada.
Fakat türün tamamı tehdit altında olarak kabul edilmez.La especie, por lo general, no se considera amenazada.
Ancak bu hayvanların soyunun azalması bu lezzeti tehdit etmektedir.Sin embargo, la pureza de estos animales es cuestionable.
Aşırı avlanma nedeniyle tehdit altındadır.Se encuentra amenazada de extinción por el exceso de caza para consumo humano.
Bu tehditlerin bariz bir dezavantajı vardır.Estas sustituciones parecen ocurrir al azar.
Türün karşısındaki en önemli tehditler yaşam alanı yokolması ve yaşam alanı parçalanmasıdır.La principal amenaza que sufre la especie es la destrucción de su hábitat.
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Desesperada, Violet amenaza con abandonarle.
İnsanlarca yapılan tehdit ise ormanın yok edilmesidir.La amenaza más grave para las selvas es la intervención humana.
Arazi kaybı ile birlikte yiyecek kaynaklarının da yok edilmesi yerli yaşamını tehdit eder duruma gelmiştir.La destrucción de su hábitat para tierras de cultivo de arroz también amenaza su existencia.
Rodolfo babasına karşı çıkar ve onu tehdit etmeye başlar.Rafaela se enfrenta a su padre y le expresa todo su desprecio.
Daha sonra Japon kuvvetleri Shangai'ı tehdit etti.Las tropas japonesas ocupan Shanghái.
Fakat günümüzde aşırı avlanma, kirlilik gibi kimi faktörler Marmara'daki balık stoklarını tehdit etmektedir.Sin embargo, ciertas especies invasivas como las almejas amenazan el ecosistema del lago.
Bu Allah'ın vadettiği (söz verdiği) sevap ve iyiliğin, tehdit ettiği cezanın gerçekleşeceğine inanmaktır.Diviene quindi giustamente soggetto al giudizio e alle afflizioni impostegli da Allah.
Albrect'e ise tehdit mektupları yollandı.Furono inviate anche delle lettere di minaccia ad Albrecht.
5 Mart 2009 günü Brown saldırı ile suçlandı ve ceza tehditleri almaya başladı.Il 5 marzo 2009, Brown è stato accusato di aggressione e minacce criminali.
Sıfır-gün saldırıları ciddi bir tehdittir.Le vulnerabilità 0-day costituiscono una seria minaccia.
Liebermann daha sonra, Türkiye elçisini geri çekmekle tehdit ettiğinde özür diledi .Successivamente ha dovuto scusarsi dopo che la Turchia ha minacciato di far ritirare l'ambasciatore.
Her ikisi de yaşamı tehdit edici olabilir.Entrambe le condizioni sono potenzialmente pericolose per la vita.
Glenn'i vurmayı tehdit ettiğinde Maggie, hapishanenin yerini Vali ile paylaşır.Ma quando il Governatore minaccia di sparare a Glenn, Maggie crolla e rivela l'ubicazione della prigione.
Bu Haleb'i tehdit altına almaya başladı.Tocca di nuovo a Blade fermare questa minaccia.
Kurdun söylediği şarkılar ise tehdit ve saldırı içeriklidir.Un soldato sente le accuse e la minaccia.
IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor.Questa specie non è attualmente considerata minacciata dalla IUCN.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod