Ana içeriğe geç
Sözlük

tedirgin ile cümle

tedirgin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Am încercat prin vânzători, prin licitatori, dar n-am găsit nimic.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Badałem grunt wśród sprzedawców i licytatorów, ale nic to nie dało.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Ci ho provato con commercianti, case d'asta, ma non ne ho ricavato nulla.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Ich hatte meine Fühler zu Einzelhändlern, zu Auktionären ausgestreckt doch es ergab sich nichts.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Ik heb lijntjes uit gelegd bij handelaren, veilingmeesters, en daar kwam niets uit.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Jeg ville stikke følere ud til detailhandlere, til auktionsholdere, og der kom ikke nogen svar.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Je m'étais renseigné auprès de détaillants et de commissaires priseurs, mais je ne trouvais rien.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Lo intenté con minoristas, subastadores... ...y me vine con las manos vacías.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Pri prodajalcih in dražbenikih sem pisal oglase in nihče se mi ni oglasil.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Ptal jsem se maloobchodníků, dražitelů a nic jsem nesehnal.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Saya mencari ke pengecer, pelelang, dan semuanya tidak ada.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Tapogatóztam kereskedőknél, árveréseknél, de semmi nem akadt horogra.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Tentei arranjá-la em retalhistas, leiloeiros, e regressava de mãos vazias.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Tôi đã hỏi từ nhà bán buôn đến bán lẻ, các nhà đấu giá, nhưng vẫn chưa có kết quả.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Ходих при дегустатори, търговци, аукционери, но се връщах с празни ръце.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu.Я закидывал удочки продавцам, аукционистам, но все напрасно.
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum.소매업자들과 경매업자들을 떠보았지만
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum.ערכתי גישושים מקדימים אצל קמעונאים ובמכירות פומביות,
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum.لقد قدمت أسئلة واستفسارات الى التجار ومنسقي المزادات
Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum.何も収穫はありませんでした
Pete'le konuşurken tedirgindim.Byla jsem opravdu nervózní, když jsem mluvila s Petem.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Denerwowałam się na samą myśl rozmowy z nim. Nie chciałam mu tego mówić.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Estaba muy nerviosa de hablar con Pete.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Estaba muy nerviosa de hablar con Pete. No quería decirle.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Ich war sehr nervös bei dem Gedanken mit Pete reden zu müssen.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Ik was heel nerveus om met Pete te praten. Ik wilde het hem niet vertellen.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Jag var verkligen nervös för att prata med Pete. Jag ville inte berätta för honom.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Nagyon ideges voltam, hogy beszélnem kellett Pete-etel. Nem akartam neki elmondani.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Olin todella hermostunut puhumisesta Petelle.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Sentia-me muito nervosa em falar com o Pete.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Ήμουν πολύ νευρικός για να μιλήσω στον Pete. Δεν ήθελα να του το πω.
Pete'le konuşurken tedirgindim.Био сам веома нервозна када сам разговарала са Питом. Нисам хтела да му кажем.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Alla mattina Giuseppe venne da loro e vide che erano afflitti
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.A przyszedłszy do nich Józef rano, ujrzał je, a oto byli strwożeni.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.A ráno prišiel k ním Jozef a videl ich, že hľa, sú jakísi namrzení.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Da Josef kom inn til dem om morgenen, så han på dem at de var motfalne.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Da nun des Morgens Joseph zu ihnen hereinkam und sah, daß sie traurig waren,
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.De volgende morgen maakten zij een verslagen en sombere indruk op Jozef.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.És beméne hozzájok József reggel, látá, hogy ímé bánkódnak vala.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.In Jožef pride zjutraj k njima in ju pogleda, in glej, žalostna sta.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Iosif, cînd a venit dimineaţa la ei, s'a uitat la ei; şi i -a văzut trişti.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Ja kun Joosef aamulla tuli heidän luokseen, huomasi hän heidät alakuloisiksi.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Joseph, étant venu le matin vers eux, les regarda; et voici, ils étaient tristes.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Ketika Yusuf datang kepada mereka keesokan paginya, mereka kelihatan sedih
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.아침에 요셉이 들어가 보니 그들에게 근심 빛이 있는지라
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Och när Josef om morgonen kom in till dem, fick han se att de voro bedrövade.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Por la mañana José vino a ellos y los vio, y he aquí que ellos estaban tristes
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Quando José veio a eles pela manhã, viu que estavam perturbados:
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Sáng mai, Giô-sép đến cùng họ, nhìn thấy sắc buồn bực,
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Sáng_mai , Giô-sép đến_cùng họ , nhìn thấy sắc buồn_bực ,
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Tedy přišel k nim Jozef ráno, a hleděl na ně; a aj, byli smutní.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.Ο δε Ιωσηφ εισελθων προς αυτους το πρωι, ειδεν αυτους και ιδου, ησαν τεταραγμενοι.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.И Иосиф, като влезе при тях на утринта и видя, че бяха смутени,
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.И пришел к ним Иосиф поутру, увидел их, и вот, они в смущении.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.ויבא אליהם יוסף בבקר וירא אתם והנם זעפים׃
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.فدخل يوسف اليهما في الصباح ونظرهما واذا هما مغتمّان.
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.到 了 早 晨 、 約 瑟 進 到 他 們 那 裡 、 見 他 們 有 愁 悶 的 樣 子
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.到了 早晨 、 約瑟 進到 他 們那裡 、 見 他 們有 愁悶 的 樣子
Şimdi biraz tedirgin oldumChyba jestem zdenerwowany.
Şimdi biraz tedirgin oldumCred ca m-am emotionat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod