Doktorlar aynı zamanda yerel çalışanları ruh sağlığı ve diğer tedaviler konusunda da eğitebilir.Läkarna kan också vidareutbilda lokal psykiatrisk vårdpersonal.
Dolayısıyla tedavi olmadı.Det fanns inget botemedel.
Anafilaksiden kaynaklanan ölümler genellikle ilaç tedavisinden kaynaklanmaktadır.Dödsfall sker för det mesta vid anafylaxi som orsakats av läkemedel.
Doktor, uygun gördüğü takdirde, deforme olmuş tırnakları sökerek tedaviyi kolaylaştırabilir.Med lite tur kan man på så sätt få loss den skadade skruven.
Nezlenin tedavisi yoktur, ancak semptomlar tedavi edilebilir.Det finns inget botemedel mot förkylning, men symtomen går att behandla.
Pnömokok enfeksiyonları; penisilin ve diğer antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir.Genmanipulerade bakterier kan vara resistenta mot både penicillin och andra antibiotika.
Hastalık yayıldığında, tüm topluluğu tedavi etmek etkili olur.I grupper där sjukdomen är vanlig kan det vara effektivt att behandla hela befolkningen.
Uyku apnesi acil tedavi gerektiren hayati bir hastalıktır.Akut urinretention är ett potentiellt livshotande sjukdomstillstånd som kräver omedelbar akut behandling.
Tedavi çoğunlukla zorluklar içerir.Behandlingen är ofta svår.
Şizofreni tedavisinde kullanım için bazı atipik antipsikotikler onaylanmıştır.Alla atypiska antipsykotika är godkända av läkemedelsverket för användning i behandling av schizofreni.
Tedavi çoğunlukla antibiyotikler ile yapılır.Behandlingarna utgörs huvudsakligen av antibiotika.
Nadir durumlarda enfeksiyon, tedaviye gerek kalmadan temizlenir.I sällsynta fall kan infektionen försvinna utan behandling.
Kötüleşen sağlığı Türk ve yabancı doktorların tedavilerine sonuç vermedi.Öl klassades dock som ohälsosamt av grekiska och arabiska läkare.
1909’da Paul Ehrlich arsenik ihtiva eden bir organik bileşiğin frengi hastalığını tedavi ettiğini buldu.1909 - Paul Ehrlich inför salvarsan, en arsenikorganisk förening, för behandling av syfilis.
Bu tür bir tedavi, ileride oluşabilecek anafilaksi nöbetlerini önleyebilir.Denna typ av behandling kan förhindra framtida episoder av anafylaxi.
Auralı migreni olan kişilere uygulanan migren önleyici tedavi, bununla ilişkili felçleri engelleyebilir.Förebyggande behandling av migrän med aura kan eventuellt förebygga associerad stroke.
Mevcut tedavi yöntemi yoktur.Det finns i dag inget botemedel.
Alveolar ekinokokkoz ise çoğunlukla ilaç tedavisi ve ardından cerrahi müdahale gerektirir.Alveolär infektion kräver ofta kirurgi för att sedan följas upp med medicinering.
Beslenme ve ilaç tedavisi.Förbättrad vård och behandling.
Aynı zamanda merkezi sinir sistemi tedavisinde kullanımı konusunda da araştırmalar yapılmaktadır.Man är även intresserad av att studera nervsystemets funktion.
Eskiden frengi tedavisinde kullanılmıştır.Förr användes det som magsårsmedicin i Frankrike.
1950’lerin sonlarında Biguanidler tip 2 diyabet tedavisinden kullanılmaya başlandı.Biguanider återinfördes i diabetesbehandling typ 2 i slutet av 1950-talet.
Viyana'daki bir hastanede tedavi gördüğü sırada 12 Ekim 1956'da zatülcenpten ötürü ölmüştür.Han avled på ett sjukhus i New York på grund av magcancer 12 oktober 1961.
MAOI ile tedavi, Sitalopramın kesilmesinden 7 gün sonra başlatılabilir.IgM kan vara påvisbart inom 3 dagar från sjukdomsdebut.
Bunun akut kısmı ters inebilir ve tedavinin amacı hastanın böbrek işlevini olağan düzeyine geri getirmektir.Behandlingen är kirurgisk och inriktas på att återställa körteln till sin normala plats.
Enfeksiyona yakalananları tedavi için ivermektin ilacı her altı ila on iki ayda bir verilir.Behandling av de som smittats sker via medicinering med ivermectin varje sex till tolv månader.
Tedavide ilk yöntem cerrahi müdaheledir.De behandlingar som finns tillgängliga är följande: Kirurgiskt ingrepp.
Sürekli tepki, genotip 4 ve 48 haftalık tedavi sürecinde olan hastaların 65%’i cıvarındadır.Cirka 65 % av de personer som har genotyp 4 uppnår kvarstående svar efter 48 veckors behandling.
Henüz tedavisi yoktur.Det finns idag ingen behandling.
İlk evrede tedavi pentamidine veya suramin isimli ilaҫlarla yapılır.Vid behandling i första stadiet används läkemedlen pentamidin eller suramin.
Tedavi başarılı oldu ve Meister kuduz olmadı.Behandlingen blir framgångsrik och Meister smittas inte av rabies.
Tedavi ise çok pahalıdır.Behandlingen är helt kostnadsfri.
Bu çalışma tedavi edilmeyen frenginin gelişimini ölçümlemek için oluşturulmuştur.Studien var utformad att mäta progression av obehandlad syfilis.
Uzun bir süre dizindeki sakatlığı yüzünden oynayamadı ve tedavi için Paris'e döndü.Det dröjde innan han fick sin ambulans och under tiden uppehöll han sig i Paris.
Kas ve eklem ağrılarında tedaviye yardımcı olur.Hålfotsinlägg eller värktabletter kan hjälpa mot smärtan.
Bundan sonra da Rex kısa bir sürede onu tedavi eder.Det visar sig snart att Rex har blivit förgiftad.
Bu kişiler tedaviye de ihtiyaç duymazlar.Det finns även metoder som inte kräver behandling.
Tedavi edilen hastaların yüzde yirmisi küçük hasarla iyileşir.Upp till 90% av de patienter som har paroxymalt flimmer kan bli botade.
Antibiyotikle tedavi edilir.Behandlas med antibiotika.
Ölüm oranı ilaç tedavisi sebebiyle oldukça düşüktür.Dödligheten för giftstruma är sedan läkemedel togs fram mycket låg.
Tedavisinin ardından İtalya ve Fransa'daki sanat merkezlerini gezdi.Han fortsatte sedan sina konststudier i Frankrike och Italien.
Tedavi olmadan, enfekte kişilerin üçte birinde üçüncül hastalık gelişir.Utan behandling utvecklar en tredjedel av de drabbade tertiär syfilis.
Steroidler antibiyotik kullananlarda tedaviyi hızlandırabilir.Steroider kan snabba på återhämtningen bland de som står på antibiotika.
Tedavi genellikle ilaç tedavisinin yanı sıra psikolojik terapi de içerir.Vid behandling av psykiska störningar ingår ofta psykoterapi.
Kanser tedavisi gören Lorenz, Cambridge’teki evinde ölmüştür.Vernon avled till följd av cancer i sitt hem i Cambridge, Massachusetts.
Cevizin kabukları ve yaprakları da birçok hastalık için tedavi edici özelliktedir.Solljus hjälpte och uppfattades därefter som en kur mot en mängd andra sjukdomar.
Tedavisinde sigarayı bırakmak en önemli basamaktır.En viktig del av behandlingen är att sluta röka.
Diğer sebeplerde ilaç tedavisi kullanmak gerekir.För andra betydelser, se Remedios.
Fizik tedavi, ağrı kesen ilaç tedavilerine olan bağımlılığı azaltmaya yardımcı olabilir.Medicinerna kan i bästa fall hjälpa till att lindra smärtorna.
Anna, babasının son hastalığında onu tedavi etmiştir.Hon skötte fadern under hans sista tre års sjukdom.
En etkili tedavi bir elektrostimulasyon yöntemi olan PhyBack Therapydir.Leverbiopsi är den mest pålitliga metoden för att diagnostisera fettlever.
Böylece tedaviye hiçbir yan etkide oluşmaz.Ingen del av behandlingen sker inne i själva ögat.
Hastalığın sinir sistemini etkilemediği durumlarda tedavi gerektirmeyebilir.Behandling av sjukdomen då den inte involverar nervsystemet kanske inte behövs.
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.Där den renoverades från brandskadorna.
Kabinlerde ışın tedavisi sadece birkaç dakika sürmektedir.Strålningen är endast kvar ett par minuter i taget.
Bazı antiepileptik ilaçlar ve antipsikotikler de bipolar bozukluk tedavisi için kullanılmaktadır.De två senare är antiepileptika som också är effektiva för bipolär sjukdom.
Kitapta hastalığın tesirleri, tedavi yöntemiyle ilgili hususlar yüzeysel olarak ele alınmıştır.I boken framförs kritik mot de behandlingsformer som kvinnorna utsätts.
Bal arısı hastalıkları ve tedavi şekillerinin bir listesi; (База даних здоров'я — медичні хвороби та інші хвороби. (англійською).
Radyasyon yanıkları diğer yanıklar gibi tedavi edilir.Радіаційні опіки лікуються так само, як і інші опіки.
Domuzlara yabani kuşlardan geçtiği düşünülmektedir ve mevcut özel bir tedavisi yoktur.Вважається, що зараження свиней відбулося через диких птиць, і конкретного лікування не існує.