Lityum, depresyon tedavisinde öteki antidepresanların etkisini güçlendirmek için de kullanılmaktadır.Bij iemand die uitsluitend aan depressies lijdt, kan lithium het effect van andere antidepressiva versterken.
Simcoe'nun oğlu Dylan'ı tedavi ederken tanışırlar.Ze ontmoeten elkaar als ze de zoon van Simcoe behandelt.
Nezlenin tedavisi yoktur, ancak semptomlar tedavi edilebilir.Er is geen medicijn tegen verkoudheid, maar de symptomen kunnen wel worden bestreden.
Hangi bebeğin tedavi edilmeyi gerektirecek düzeyde hasta olduğuna karar vermek çok önemlidir.Voor elke individuele patiënt moet bepaald worden welke behandeling het meest gepast is.
1905'te evliliğini düzeltebilmek ve eşinin akli durumunun tedavisine destek olmak için İtalya'ya döndü.In 1905 ging ze terug naar Italië in de hoop haar huwelijk te redden.
Tohumları bronşit tedavisinde kullanılmaktadır.In de volksgeneeskunde worden de zaden bij de behandeling van darmparasieten gebruikt.
Yaralı olanlarını tedavi eder.Ella verzorgt zijn wonde.
Genellikle uzun süreli tedavi gereklidir.Een medicamenteuze behandeling is vaak noodzakelijk.
Çoğu küçük ısırıkta tedavi ısırık yarasında yapılır.De meeste heupfracturen ontstaan door een gering trauma op door botontkalking verzwakt bot.
Dört hafta boyunca hastanede tedavi gördü.Hij verbleef 3 weken lang in het ziekenhuis.
24 Mayıs 2000'de, 6 ay tedaviden sonra sahalara döndü.(Hill keerde op 21 mei terug uit ziekteverlof.
Tedavi, bursa iltihaplı olabileceğinden hekim tarafından yapılmalıdır.Dit kon het bedrijf doen na het geneesmiddel als weesgeneesmiddel te registreren.
Paris'te ölen 58 yaşındaki Jade göz kanseri tedavisi görüyordu.Jade overleed op 58-jarige leeftijd aan de gevolgen van leverkanker.
Tedavi olduktan sonra Showgirl: The Homecoming Tour adlı turneye çıktı.Ze wijzigt de naam van de tour in The Showgirl Homecoming Tour.
Tedavi için adaya giderler.Ze gaat in therapie.
Tedavide kullanılan ilaçlar iki gruba ayrılır.De drukloze ovens kunnen weer in twee groepen ingedeeld worden.
Çocuk felci geçiren Wilson, Elizabeth Kenny'nin ortaya atmış olduğu metotla tedavi edilmiştir.Hij leed als kind aan polio en werd behandeld volgens de methode ontwikkeld door Elizabeth Kenny.
Tedavi genellikle cerrahidir.De behandeling is meestal operatief.
Bir sanatoryuma alkol tedavisi için gelen Charlie tedavi olmamak için elinden geleni yapar.Tijdens de kuur mag de patiënte geen alcohol drinken.
Domuzların tedavi edilmesi ve aşılanması bir başka etkili müdahale yöntemidir.Fysiotherapie en verlichting van pijn zijn aanvullende behandelvormen.
Navy tedaviden sonra tamamen kanserden kurtulmuştu.Na behandeling is zij tot op heden vrij van kanker gebleven.
Darüşşifa'da tedavi hizmeti ücretsiz verilmekteydi.Gezondheidszorg in Brunei is gratis.
Hastalık antibiyotiklerle tedavi edilebilir.De ziekte kan behandeld worden met antibiotica.
Gerektiğinde tedavi süresi 2 hafta daha uzatılır.De behandeling mag 12 weken worden voortgezet.
Tıpta; yara iyileştirmede ve göz bozukluklarını tedavide kullanılır.Ze wassen hem en verzorgen zijn schouderwond.
Nasıl tedavi edileceği tartışma konusu.De manier waarop de behandeling wordt geëvalueerd.
Yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra hayatını kaybetti.Hij werd in zijn been geraakt maar een week later was hij reeds genezen.
Tedavi bu durumun nedenine göre belirlenir.De behandeling hangt af van de oorzaak.
Bu özelliğinden dolayı siğil tedavisinde sıkça kullanılır.Dit type is wegens de goede verdedigbaarheid vaker toegepast.
Bu durumda da cerrahi tedaviler gerekli olabilmektedir.Er dient dus omgesprongen te worden met chirurgische behandelingen.
Ertesi yıl tedavi görmek üzere İsviçre'ye gitti ve 42 yaşında iken burada öldü.Hij verhuisde later met zijn vrouw naar Zwitserland, waar hij overleed op 64-jarige leeftijd.
Tedavide albendazol kullanılır ve yıllarca kullanılması gerekebilir.De symptomen kunnen verdwijnen en behandeling gedurende enkele dagen kan nodig zijn.
Tedavisi biter bitmez yeniden cepheye döndü.Na zijn herstel keerde hij steeds terug naar het front.
AKH'nın hemen yanında Kan Kanseri tedavisi ile ünlü St. Anna Çocuk Hastanesi bulunmaktadır.Bij het St. Antonius Ziekenhuis bevindt zich de sneltramhalte St. Antonius Ziekenhuis.
Bu tedavi edici antitoksinler, at vb. hayvanlardan üretilir.Dit serum is gemaakt van antistoffen dat afgenomen is van genezen patiënten.
Almanya’ya tedaviye gittim.In Duitsland werd hij behandeld aan een darmkwaal.
Nisan 2006'da kan kanseri teşhisi konan Erdal İnönü, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir süre tedavi gördü.In januari 2018 werd bij Van Hanegem prostaatkanker geconstateerd, in maart werd hij genezen verklaard.
Tedavinin süresi değişkendir.De behandeling varieert.
Beynin geri kalanı da tedaviden zarar görebilir.De reflex kan ook door medicijngebruik negatief worden beïnvloed.
Akıl hastaları; su, kuş ve müzik sesi dinletilerek tedavi edilmeye çalışılmış.Er werden geesteszieken behandeld door drinken van water, baden, theater, muziek en suggestie.
İlaçlar: ÇDB’yi doğrudan tedavi edebilecek ilaçlar yoktur.Er bestaat geen medicatie die ADHD kan genezen.
Biorezonas bir alternatif tıp tedavi yöntemidir.Cellulaire geneeskunde is een alternatieve geneeswijze.
Zaman zaman ensestin failleri psikiyatrik tedavi almak üzere psikiyatri hastanesine sevk edilebilir.Al dan niet gedwongen opname in een psychiatrisch ziekenhuis kan dan noodzakelijk blijken.
Öncesinde tıbbi tedavi almak için Küba'da bulunmuştur.Hij verbleef kort voordien nog in Londen voor een medische behandeling.
Şok tedavisi sahnesi, 1971 filmi Otomatik Portakal'ı anımsatmaktadır.Een tweede theorie is dat het idee van een masker komt uit de film A Clockwork Orange uit 1971.
Yurtdışına tedavi için gitti.Hij werd naar het buitenland gestuurd voor behandeling.
5 yıl gibi bir süre boyunca tıbbi tedavi gördü.Ze heeft gedurende 25 jaar interne geneeskunde beoefend.
İronik olarak, ABD’ye tedavi için yaptığı yolculukta, CİA tarafından yardım edildi.Wanneer bij haar tuberculose wordt vastgesteld, reist ze naar de Verenigde Staten voor een behandeling.
Bu nedenle, tedaviye erkenden başlanması kritik öneme sahiptir.Het is hierbij wel van belang dat de diagnose in een vroeg stadium wordt gesteld.
Tartışmalı bir tedavi yöntemi multipl subpial rezeksiyon adı verilen cerrahi bir teknik kullanımıdır.Reden waarom een neuscorrectie een veelgevraagde cosmetisch chirurgische ingreep is.
Tedavi ise çok pahalıdır.De behandeling met Rituximab is tevens heel duur.
Bu nedenle tedavi çoğunlukla toplumda influenzanın varlığına veya hızlı influenza testine dayanır.Leczenie często opiera się więc na występowaniu grypy w środowisku lub na szybkim teście grypowym.
Antibiyotik tedavisi genellikle semptomların 16 saat daha erken ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır.Natomiast terapia z zastosowaniem antybiotyków najczęściej powoduje ustąpienie objawów o 16 godzin wcześniej.
Bal arısı hastalıkları ve tedavi şekillerinin bir listesi; (Jedną z jej funkcji jest prowadzenie listy chorób i szkodników roślin.
İkinci reaksiyon, ilk anafilakside olduğu gibi aynı şekilde tedavi edilir.Druga reakcja anafilaktyczna leczona jest w ten sam sposób, co pierwsza reakcja.
Tedavi edilen her 50.000 kişiden birinden daha azında ölüme rastlanır.Do zgonu dochodzi u jednej na 50000 leczonych osób.
Birleşik Devletler’de tedavinin doğrudan maliyetinin yıllık 1.6 milyar Dolar olduğu tahmin edilmektedir.Bezpośrednie koszty leczenia szacuje się dla Stanów Zjednoczonych na 1,6 miliarda dolarów rocznie.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Podanie epinefryny (adrenaliny) jest podstawową metodą leczenia anafilaksji.
Hastanede tedavi edilen hastaların %90'ından fazlası ilk verilen antibiyotiklerle düzelir.Stan zdrowia ponad 90% pacjentów leczonych szpitalnie poprawia się po podaniu pierwszych antybiotyków.
Anna O. bunu "konuşarak tedavi" olarak yorumluyordu.Anna O. określiła ten rodzaj terapii jako talking cure (leczenie mową).