Ana içeriğe geç
Sözlük

tecrübe ile cümle

tecrübe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Nihayetinde Avrupa'da bir yıl daha kalarak tecrübe kazanmak isteği sonucunda drafttan kesin olarak çekildi.België wist na een jaar afwezigheid in de finale weer een finaleplaats te behalen.
İş tecrübeniz var mı?Heeft u werkervaring?
Ne olursa olsun bizden daha fazla tecrübesi var.Hij heeft hoe dan ook meer ervaring dan wij.
Smokescreen: Genç, tecrübesiz ama yetenekli bir Autobot'tur.Smokescreen - młody, impulsywny i niedoświadczony Autobot.
Belirli bir konuda tecrübe sahibi olan kişiler o alanda uzman olarak nitelendirilir.Osoba ze znacznym doświadczeniem w pewnej dziedzinie może zyskać reputację specjalisty.
Tecrübeli bir pilottur.Pilot doświadczalny.
Bu olay, hayatımın en iyi tecrübelerinden biriydi.Był to jeden z najszczęśliwszych dni mojego życia.
İleriki günlerde bu tecrübelerini kâbus olarak nitelendirdi.Później opisał to doświadczenie jako "koszmar".
Kadın onu odasına çıkartır, birlikte olurlar (bu Persse'nin ilk cinsel tecrübesidir).I będzie mieszkał z nimi, a oni będą ludem jego, a sam Bóg będzie z nimi.
Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı.Szybko zebrał swoje pierwsze doświadczenia wojenne.
Dizinin başlarında, tıbbı bilgi, tecrübe, ilaç ve malzeme eksikliği yüzünden biraz sıkıntı çekmiştir.Praca w tym okresie była bardzo trudna brakowało sprzętu medycznego, leków i żywności.
Bu da çok hassas hesaplamalar ve tecrübe gerektirmektedir.Wymaga to dużych zasobów obliczeniowych oraz czasu.
Shatner ve Nimoy'un sinema ve tv tecrübeleri vardı ama hiçbiri pek bilinen kişiler değillerdi.Iwiński i Kiciński przedstawili demo wybranym wydawcom, ale żaden nie był zainteresowany współpracą.
En iyi dalgaları seçme becerisi biraz yerel bilgiden, biraz da tecrübeden edinilir.Mistrz odrzekł Lepiej będzie jeśli zrozumiesz bezpośrednio przez wewnętrzne doświadczenie.
Dünya Kupası kadrosuna çağrılan futbolcunun daha önce millî tecrübesi yoktu.Obejmuje stanowisko trenera lokalnej drużyny bejsbolowej, o której nikt dotąd nie słyszał.
Her iki ordunun da komuta heyeti tecrübeli komutanlardan oluşmaktadır.Funkcja komendanta pozostawała jednak nadal w rękach dwóch instruktorów.
Ancak kendiniz bunu tecrübe puanı kazanarak değiştirebilirsiniz.Może być modyfikowany przez doświadczenie.
Dikkate değer tecrübeli çalışanlara sahiptirler.Bardzo ogólne, zrozumiałe dla doświadczonych pracowników.
Kariyerinin büyük kısmında, Peterson haftada 20 kişiyi görerek aktif bir klinik tecrübe edindi.Under merparten av sin karriär var Peterson aktiv inom klinisk praktik, såg 20 personer i veckan.
Petroglyph çalışanları 12 yılı aşan bir iş tecrübesine sahiptir.Petroglyphs anställda har var för sig ungefär 12 år erfarenhet inom spelindustrin.
Herhangi bir tecrübesi yokken doğaüstü varlıklarla savaşmak hiç beklemediği bir şeydir.1, Ett liv utan superkrafter är väl inte värt att leva?
Belirli bir konuda tecrübe sahibi olan kişiler o alanda uzman olarak nitelendirilir.En person med stor erfarenhet inom ett visst område kallas ofta expert eller specialist.
Ayrıca, evcil hayvanlar sahiplerinin tecrübe puanlarının %10'una sahip olurlar.Jakten på smådjur lyckas i genomsnitt vid 21 procent av försöken.
Hastaların hepsi bu belirtileri tecrübe etmez.Dock är det inte alla patienter som är villiga att tolerera sidoeffekterna av dessa läkemedel.
Petroglyph Games, öncelikli olarak RTS oyun geliştirmedeki gücü ve tecrübesiyle tanınır.Petroglyph är främst kända för sin stora kunskap inom Realtidsstrategi-spel utveckling.
"Burada (Ticari) Tecrübe Konuşuyor".Detta är en viktig spelupplevelse."
Tecrübeli bir Mors operatörü, dakikada 40'ın üzerinde kelimeyi okuyabilir.En duktig maskinskrivare kan vid ett qwerty-tangentbord komma upp till femtio-sextio stavelser i minuten.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Erfarenheter från denna tid beskrivs i Ungdomsår (2002), hans andra självbiografiska roman.
Tecrübesiz mürettebat paniğe kapıldı ve gemiler Cenevizliler tarafından ya batırıldı ya da ele geçirildi.Недосвідчені екіпажі запанікували й кораблі були потоплені або взяті у полон генуезцями.
Açlıktan ölmenin ne anlama geldiğini kendi tecrübelerinden bilmektedir.Віруючі на власному досвіді пізнають почуття голоду.
Tecrübe puanı belli bir sayıya ulaştığında ise bir sonraki seviyeye geçilir.При накопиченні певної кількості очок досвіду ви переходите на більш високий рівень.
Bu onun ilk tecrübesiydi.Вважають, що це був його перший сексуальний досвід.
Bu açıdan öğretim üyeleri yıllardır bu tecrübeye sahiptir.Жінки багато років навчаються цій техніці.
Öldürürseniz 5 tecrübe düşürür.Коли ви помираєте, практикуйте 5 сил.
"Burada (Ticari) Tecrübe Konuşuyor".Цей факт доведено науково» .
Burada değerli tecrübeler edindi.Тут здобув певний досвід.
Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir.Життя стає схожим на кіно.
13 yıllık tecrübeli oyuncu kariyerini 16.2 sayı ortalamasıyla noktaladı.Підготував 161 доктора за час своєї кар'єри.
Tecrübelerine göre, Aghdam'ın kendini savunma taburunun komutanı olmuştur.Згідно зі спогадами Яхмеса, цього разу він був сам командувачем у битві.
Bu onun ilk tecrübesiydi.Це був його перший досвід.
Tecrübeli bir Mors operatörü, dakikada 40'ın üzerinde kelimeyi okuyabilir.Zručný operátor může dosáhnout odeslání rychlosti vyšší než 40 slov za minutu.
Burada değerli tecrübeler edindi.Zde posbíral mnoho zkušeností.
C-17'nin kullanıma girdiğinden beri sağladığı tecrübeye dayanarak, RAF orijinal anlaşmayı büyüttü.Následující zkušenosti s letouny C-17 vedly RAF k prodloužení původního pronájmu.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Toto období svého života zmapoval v románu Mládí (Youth, 2002).
Hastaların hepsi bu belirtileri tecrübe etmez.Ne každý pacient se však s takovými účinky setká.
Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı.Zde získával první válečné zkušenosti.
Dizinin başlarında, tıbbı bilgi, tecrübe, ilaç ve malzeme eksikliği yüzünden biraz sıkıntı çekmiştir.Na začátku seriálu je ohromena nedostatkem zdravotnických znalostí, zkušeností, léků a zásob na palubě lodi.
Bu yaklaşık 5 yıllık bir tecrübeye karşılık gelmektedir.Ta otevírají oči asi kolem pátého týdne věku.
Bazen şarkılarına kendi kişisel tecrübelerini aktarmıştır.Každý song představoval její osobní zkušenost.
Tecrübe puanı belli bir sayıya ulaştığında ise bir sonraki seviyeye geçilir.Jakmile nasbírá určitý počet zkušenostních bodů postoupí na vyšší level.
Bu olay, hayatımın en iyi tecrübelerinden biriydi.Byl to jeden z nejúžasnějších momentů mého života.
Burada kazanılan tecrübeler diğer tank modelerinin geliştirilmesi için temel oluşturdu.Tato jeho průkopnická koncepce se stala základem pro další vývoj tanků.
Bunların tecrübelerinden faydalandı.Ona doufá, že se z této zkušenosti poučila.
1331 yılında babasının yanında İtalya'da savaş konusunda bazı tecrübeler edinmişti.În 1331 a acumulat o anumită experiență de război, în Italia cu tatăl său.
Hastaların hepsi bu belirtileri tecrübe etmez.Nu toți pacienții trec prin toate aceste simptome.
Shatner ve Nimoy'un sinema ve tv tecrübeleri vardı ama hiçbiri pek bilinen kişiler değillerdi.Nimoy avea și el experiență în filme și televiziune, dar nu era foarte cunoscut.
Dinler tarihi, insanın dini tecrübelerinin ve düşüncelerinin yazılı kaydına işaret eder.Istoria religiei se referă la înregistrările scrise ale ideilor și experiențelor religioase umane.
Oyuncular bir kategoride oyun yaptıklarında tecrübe puanı (XP) kazanırlar.Pe măsură ce avansează, jucătorii câștigă puncte de experiență (XP).
Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir.Filmul era redat similar filmării.
1331 yılında babasının yanında İtalya'da savaş konusunda bazı tecrübeler edinmişti.Harci tapasztalatot először 1331-ben szerzett édesapja oldalán Itáliában.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod