Ana içeriğe geç
Sözlük

tecrübe ile cümle

tecrübe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Tecrübeli bir pilottur.Para Ser Piloto.
"Burada (Ticari) Tecrübe Konuşuyor".Daarbij brengt hij de nodige internationale ervaring mee."
Besteci ve müzisyen olmanın yanı sıra, Fityan müzik eğitmeni olarak da engin bir tecrübeye sahiptir.Naast componist en muzikant heeft Fityan ook een brede ervaring als muziekdocent.
Yardım kuvvetlerini düzensiz, tecrübesiz ve hafif zırhlı birlikler karşıladı.Het waren onervaren en slecht bewapende soldaten.
Tecrübeli bir pilottur.Pilot doświadczalny.
Bu da çok hassas hesaplamalar ve tecrübe gerektirmektedir.Wymaga to dużych zasobów obliczeniowych oraz czasu.
Dikkate değer tecrübeli çalışanlara sahiptirler.Bardzo ogólne, zrozumiałe dla doświadczonych pracowników.
Belirli bir konuda tecrübe sahibi olan kişiler o alanda uzman olarak nitelendirilir.En person med stor erfarenhet inom ett visst område kallas ofta expert eller specialist.
Açlıktan ölmenin ne anlama geldiğini kendi tecrübelerinden bilmektedir.Віруючі на власному досвіді пізнають почуття голоду.
C-17'nin kullanıma girdiğinden beri sağladığı tecrübeye dayanarak, RAF orijinal anlaşmayı büyüttü.Následující zkušenosti s letouny C-17 vedly RAF k prodloužení původního pronájmu.
Burada kazanılan tecrübeler diğer tank modelerinin geliştirilmesi için temel oluşturdu.Tato jeho průkopnická koncepce se stala základem pro další vývoj tanků.
İkisi de masum ve tecrübesizlerdir.Mindkettő azonban tarthatatlan és bebizonyíthatatlan állítás.
Tırmanış tecrübeleri(Alm.)Magashegységek formakincse (spec. koll.)
Ayrıca görevlerden de malzemeler elde edilebilir ve tecrübe puanı kazanılabilir.Be kell még látni, hogy a helyettesítések elvégezhetők, és a főbb tulajdonságok megmaradnak.
Tırmanış tecrübeleri(Alm.)Portaikko pilvissä (runokokoelma).
Ayrıca, evcil hayvanlar sahiplerinin tecrübe puanlarının %10'una sahip olurlar.Lemmikkieläinten pyydystäjät vangitsevat vuosittain noin 10 % lajin kannasta.
Tecrübe düşürmezler.Δεν μπορούν να γίνουν εμπειρίες.
Simonyi'nin 2000 saatten daha fazla uçuş tecrübesi vardır.Cyrano hadde mer enn 2400 flytimer.
Belirli bir konuda tecrübe sahibi olan kişiler o alanda uzman olarak nitelendirilir.Det vil si at de som besitter en viss type kunnskap fungerer som spesialister i denne fasen.
Bu açıdan öğretim üyeleri yıllardır bu tecrübeye sahiptir.Imidlertid må det ha fungert godt, for mange av disse deltidslærerne har jobbet i årtier på denne måten.
Petroglyph çalışanları 12 yılı aşan bir iş tecrübesine sahiptir.Karyawan Petroglyph Games memiliki 12 tahun pengalaman bekerja dalam industri permainan.
İlk defile tecrübesi Şubat 2010'da Milan Moda Haftası (Milan Fashion Week)'te Prada içindi.Barbara melakukan debut modelnya khusus untuk Prada selama Milan Fashion Week pada Februari 2010.
Petroglyph Games, öncelikli olarak RTS oyun geliştirmedeki gücü ve tecrübesiyle tanınır.Petroglyph dikenal untuk pengalamannya dalam pembuatan permainan RTS.
1331 yılında babasının yanında İtalya'da savaş konusunda bazı tecrübeler edinmişti.Trong năm 1331 ông đã đạt được một số kinh nghiệm chiến tranh ở Ý với cha mình.
Dikkate değer tecrübeli çalışanlara sahiptirler.Do đó, chúng cần người chủ có nhiều kinh nghiệm để kiểm soát chúng.
Dikkate değer tecrübeli çalışanlara sahiptirler.経験豊富な者が置かれる。
747 uçağıyla ise yaklaşık 4.850 saatlik bir uçuş tecrübesine sahipti.27の異なる機体で、4,800時間以上の飛行経験を持つ。
John Kimble (Arnold Schwarzenegger), Los Angeles'ta tecrübeli bir dedektiftir.ジョン・キンブル 演:アーノルド・シュワルツェネッガー ロサンゼルス市警の鬼刑事。
Bu onun ilk tecrübesiydi.这是他第一次战争经历。
Babası Garabet ile çalışırken tecrübe kazandı ve Sultan I. Abdülmecit'in sanat danışmanı oldu.בן-משה החל את הקריירה שלו כשהצטרף כיועץ לחברת הייעוץ "ארתור ד.
Ancak alt kademelerdeki tecrübe eksikliği büyük kayıplara yol açtı.Bol u donjem dijelu leđa uzrokuje velike gospodarske gubitke.
Tecrübe puanı belli bir sayıya ulaştığında ise bir sonraki seviyeye geçilir.Až dosiahne dostatočného množstva DNA bodov, môže prejsť do ďalšej fázy.
Ayrıca öğrenciler yatılı hayatına 15'li yaşlarda atılarak büyük bir hayat tecrübesi kazanmaktadır.Aj svojim deťom odmietal prispievať na vzdelanie po 15. roku života.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Londonsko izkušnjo je kasneje opisal v romanu Youth (2002).
Tüm bilgiler tecrübe ile başlasa da, bu tüm bilgilerin tecrübeden kaynaklandığı anlamına gelmez.Čeprav se pričenja vsako naše spoznavanje po izkustvu, ne izvira vse iz njega.
Sonrasında burada Naki tecrübesini astrofizikte kullanacaktı.Svoj interferometer je uporabil tudi v astronomiji.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Tema tolleaegsed kogemused väljenduvad raamatus "Noorpõlv" (2002).
Olumsuz hislerden uzak olmaları, daha çok olumlu hisleri tecrübe edecekleri anlamına gelmez.Kuigi neil esineb vähem negatiivseid emotsioone, ei tähenda see, et neil oleks rohkem positiivseid emotsioone.
Lületaşı işlemeciliği, yetenek, tecrübe ve sabırlı bir çalışma gerektiren zor fakat zevkli bir el işçiliğidir.Tal peab olema stiilitunnetus, kontsentreerumisvõime ning kannatlikkus oma töid teostada.
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.5파운드를 지불하는데서 느껴지는 고통은 그 양에 비례하는 것 뿐만 아니라 내가 그 돈이 어디로 간다고 생각하는지에도 좌우된다고 생각합니다.
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.למעשה הכאב שלי בלשלם חמישה ליש"ט הוא יחסי לא רק לסכום עצמו אלא גם לאיפה שאני חושב שהכסף הולך
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.حقيقةً ان لدي تجربة مؤلمة عند دفع خمسة جنيهات هي ليست فقط متناسبة مع المبلغ ولكن عندما افكر في اين سيذهب المال
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.単に金額に比例するだけでなく そのお金がどう使われるかによっても違ってきます これを理解することで 租税政策に革命をもたらす可能性があると思っています
Ama aynı zamanda karşı koymak için de zamanınız, imkanınız ve tecrübeniz de yok.Όμως δεν έχετε ούτε το χρόνο ούτε τις δυνάμεις, ή την εμπειρία ή τα μέσα να πολεμήσετε αυτό που σας συμβαίνει.
Ama aynı zamanda karşı koymak için de zamanınız, imkanınız ve tecrübeniz de yok.Но също така нямате времето, ресурсите, експертните познания и нужните средства, за да се борите с това.
Ama aynı zamanda karşı koymak için de zamanınız, imkanınız ve tecrübeniz de yok.Но у вас так же нет времени, ресурсов, знаний или необходимых средств чтобы бороться с этим.
Ama aynı zamanda karşı koymak için de zamanınız, imkanınız ve tecrübeniz de yok.אך גם אין לכם זמן, משאבים, ידע או אמצעים להילחם בכך.
Ama aynı zamanda karşı koymak için de zamanınız, imkanınız ve tecrübeniz de yok.ولكن في نفس الوقت ليس لديك الوقت , ولا المصادر ولا الخبرة والمال الكافي لمكافحة ذلك
Ama aynı zamanda karşı koymak için de zamanınız, imkanınız ve tecrübeniz de yok.時間も、作戦も、経験もありません。 この場にいる私達の多くは生憎と
Ama gerçekten de beni en çok memnun eden tecrübe, her iyi ilişkide ihtiyacımız olan dinleme numarasıdır.하지만 제가 했던 경험 중 가장 만족스러웠던 것은 모든 좋은 관계에서 필요한 듣는 것이었죠
Ama gerçekten de beni en çok memnun eden tecrübe, her iyi ilişkide ihtiyacımız olan dinleme numarasıdır.Mas a melhor experiência que tive foi o acto de ouvir, algo necessário em qualquer relação amigável.
Ama gerçekten de beni en çok memnun eden tecrübe, her iyi ilişkide ihtiyacımız olan dinleme numarasıdır.Nicméně nejuspokojivější zážitek, jaký jsem měla, byl akt naslouchání, což je nezbytné v každém dobrém vztahu.
Ama gerçekten de beni en çok memnun eden tecrübe, her iyi ilişkide ihtiyacımız olan dinleme numarasıdır.Але найбільш задовільний досвід у мене був при акті слухання, що необхідно для будь-яких добрих відносин.
Ama gerçekten de beni en çok memnun eden tecrübe, her iyi ilişkide ihtiyacımız olan dinleme numarasıdır.Но больше всего мне понравилось просто слушать, что необходимо для любых отношений.
Ama gerçekten de beni en çok memnun eden tecrübe, her iyi ilişkide ihtiyacımız olan dinleme numarasıdır.אבל החוויה הכי מספקת באמת שהיתה לי היא פעולת ההקשבה, שזה מה שאנחנו צריכים בכל מערכת יחסים טובה.
Ama gerçekten de beni en çok memnun eden tecrübe, her iyi ilişkide ihtiyacımız olan dinleme numarasıdır.لكن في الواقع أكثر تجربة مرضية روادتني هي عملية الإستماع المطلوبة في العلاقات الناجحة ككل.
Ama gerçekten de beni en çok memnun eden tecrübe, her iyi ilişkide ihtiyacımız olan dinleme numarasıdır.どんな関係を築くにも必要な 聴く行為をした時でした 聴く行為の凄さに感動したものです
Aslında prefrontal korteks çok iş yapıyor, ama en önemlisi onun bir tecrübe simülatörü olması.Etuotsalohkon kuorella on monia tehtäviä, mutta yksi tärkeimmistä on toimia kokemussimulaattorina.
Aslında prefrontal korteks çok iş yapıyor, ama en önemlisi onun bir tecrübe simülatörü olması.이 기관이 담당하는 많은 일 중 가장 중요한 역할은 경험을 시뮬레이션하는 것입니다.
Aslında prefrontal korteks çok iş yapıyor, ama en önemlisi onun bir tecrübe simülatörü olması.Okazuje się, że kora przedczołowa odpowiada za wiele rzeczy, a jedną z najważniejszych jest symulacja doznań.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod