Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.Dat weten we toch uit ondervinding.
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.잘 알고 있는 사실이죠. 그렇죠? 다들 경험하셨을 겁니다.
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.Znamy to, prawda?
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.אתם יודעים זאת, נכון? כולנו עברנו את זה.
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.كلنا نعرف هذا، صحيح؟ كلنا مررنا بالتجربة
Bunu biliyoruz, değil mi? Bunu tecrübe ettik.これを理解して
Bu, odası kitaplarla dolu birisi için ilgi çekici bir tecrübe, fakat, bence, bir sürpriz değildi.Era o experiență foarte intensă și nu o prea mare surpriză pentru cineva care-avea odaia plină cu așa cărți.
Bu, odası kitaplarla dolu birisi için ilgi çekici bir tecrübe, fakat, bence, bir sürpriz değildi.어쩔 수 없는 경험이었죠. 하지만 방에 재앙에 대한 책을 가득 쌓아 놓은 사람에게는 놀라운 일이 아닐 수 있습니다.
Bu, odası kitaplarla dolu birisi için ilgi çekici bir tecrübe, fakat, bence, bir sürpriz değildi.Це була дуже реалістичне картина, але я гадаю, не зовсім несподівана для людини з повною кімнатою книг.
Bu, odası kitaplarla dolu birisi için ilgi çekici bir tecrübe, fakat, bence, bir sürpriz değildi.Это было невероятно, но не для тех, у кого была комната, полная книг.
Bu, odası kitaplarla dolu birisi için ilgi çekici bir tecrübe, fakat, bence, bir sürpriz değildi.זו היתה בהחלט חוויה רבת-עוצמה, אבל כנראה שלא ממש הפתעה, למי שחדרו מלא בספרים האלה.
Bu, odası kitaplarla dolu birisi için ilgi çekici bir tecrübe, fakat, bence, bir sürpriz değildi.كانت خبرة مذهلة , ليس حقيقية , افترض , صدمة غير عادية لشخص غرفته مليئة بالكتب .
Bu, odası kitaplarla dolu birisi için ilgi çekici bir tecrübe, fakat, bence, bir sürpriz değildi.本で一杯の部屋に暮らしている人間にとっては、驚きではなかったように思う あの時、あの場所で起こったということは驚きであった
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Ahora, la gran ventaja de esta experiencia histórica ha sido que, sin los 'Han',
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Der große Vorteil dieser historischen Erfahrung ist nun, dass ohne die Han
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Dzięki takiemu rozwojowi historii, powstaniu dynastii Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Glavna prednost takšne zgodovinske izkušnje je bila, da brez tega ljudstvu Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Le grand avantage de cette expérience historique c'est que, sans les Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Marele avantaj al acestei experienţe istorice a fost acela că fără Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Namost ennek a történelmi tapasztalatnak az volt a nagy előnye, hogy a Han identitás nélkül
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Nu was het grote voordeel van deze historische ervaring dat zonder de Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Ora il grande vantaggio di questa esperienza storica è stato che, senza gli Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Sekarang keuntungan besar dari pengalaman sejarah ini adalah, tanpa dinasti Han,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Suurin hyöty tästä historiallisesta kokemuksesta on ollut se, että ilman han-käsitystä
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Velkým přínosem této historické zkušenosti je to, že bez Chanů by Čína nikdy nezůstala pohromadě.
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Голямото предимство на този исторически опит е, че без Хан,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Зараз найбільшою перевагою цього історичного моменту стало те, що без ханьців,
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki; Han olmadan, Çin hiç bir zaman birarada kalamazdı.Значительным преимуществом этого исторического опыта стало то, что без хань
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;이러한 역사적 경험의 큰 장점은
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;היתרון המשמעותי של הניסיון ההיסטורי הזה
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;وبالعودة الى التاريخ والى التجارب يمكننا انا نرى ان الفائدة الكبرى جاءت من فكرة
Bu tarihi tecrübenin en büyük avantajı şudur ki;漢民族がいなければ
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Also beschloss ich, unterschiedliche Erfahrungen in meinem Leben anhand der fünf Sinne auszuwerten.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Aşa că am decis să evaluez experienţele trăite considerând cele 5 simţuri.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Así que decidí evaluar diversas experiencias de mi vida desde el punto de vista de los cinco sentidos.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Così decisi di esaminare diverse esperienze che avevo avuto in vita mia dal punto di vista dei cinque sensi.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Elhatároztam, hogy kiértékelem életem különböző tapasztalatait, az öt érzék szempontjából.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Ik besloot om verschillende ervaringen in mijn leven te beoordelen op basis van de vijf zintuigen.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Jeg besluttede mig for at evaluere forskellige oplevelser jeg havde haft fra synet af det fem sanser.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.그래서 저는 오감 각각의 관점에서 제가 살면서 겪은 서로 다른 경험들을 평가하기로 했습니다.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Postanowiłem opisywać różne doświadczenia z punktu widzenia zmysłów.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Και αποφάσισα να αξιολογήσω διάφορες εμπειρίες της ζωής μου από πλευράς των πέντε αισθήσεων.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Затова реших да оценя различни преживявания в моя живот от гледна точка на петте сетива.
Bu yüzden beş duyu konusundaki bakış açısıyla hayatımda farklı tecrübeler edinmeye karar verdim.Тому я вирішив оцінити різний досвід, який я мав у своєму житті, з позиції п'яти відчуттів.
Bu yüzden bu inanılmaz güçlü bir tecrübeydi.Това беше много силно преживяване.
Bu yüzden bu inanılmaz güçlü bir tecrübeydi.Це був надзвичайний досвід.
Bu yüzden bu inanılmaz güçlü bir tecrübeydi.Это было невероятно.
Bu yüzden bu inanılmaz güçlü bir tecrübeydi.אז זו היתה חוויה ממש חזקה.
Bu yüzden bu inanılmaz güçlü bir tecrübeydi.وقد كانت تجربه قويه
Bu yüzden bu inanılmaz güçlü bir tecrübeydi.これがそのゲームです タイトルは
Çin'de gücün inşa ediliş tarzı, Batı'da bizim tecrübe ettiğimiz tarzdan çok farklı.중국에서 권력이 형성된 방법이 서양 역사의 경험과는 크게 다르다는 것을 알 수 있습니다.
Çin'de gücün inşa ediliş tarzı, Batı'da bizim tecrübe ettiğimiz tarzdan çok farklı.שהאופן בו הובנה הכוח בסין הינו שונה מאד מהנסיון שלנו בהיסטוריה המערבית.
Çin'de gücün inşa ediliş tarzı, Batı'da bizim tecrübe ettiğimiz tarzdan çok farklı.الطريقة التي تشكلت فيها السلطة في الصين وهي مختلفة جداً عن الطريقة التي تشكلت فيها سلطتنا في التاريخ الغربي
Çin'de gücün inşa ediliş tarzı, Batı'da bizim tecrübe ettiğimiz tarzdan çok farklı.私たち西側諸国の経験とは 大きく異なるものだったのです ところで 結果は
Çok yorucu bir tecrübeydi.와인이라 하더라도 사람을 거의 녹초로 만들어 버립니다.
Çok yorucu bir tecrübeydi.וזו הפכה להיות חוויה כמעט מפרכת.
Çok yorucu bir tecrübeydi.وأصبحت التجربة نوعا ما مرهقة
Çok yorucu bir tecrübeydi.最後に とても面白い研究結果を紹介しましょう
Çünkü zihin şimdi karşılaştırma yapıyor, 'Bu muhteşem tecrübeyi yaşadım, bir tane daha yaşamak istiyorum...Ok? Pentru că mintea compară acum:
Çünkü zihin şimdi karşılaştırma yapıyor, 'Bu muhteşem tecrübeyi yaşadım, bir tane daha yaşamak istiyorum..."Volt ez a nagyszerű élményem, és most szeretnék még egy ilyet.