30 Rock adlı dizi, Fey'in Saturday Night Live adlı programdaki tecrübelerinden bahsetmektedir.Komedi situasi 30 Rock diciptakannya berdasarkan pengalamannya di Saturday Night Live.
Öldürürseniz 1–3 tecrübe düşürür.Kesempatan menjawab pertanyaan 1-3 hanya sekali.
Tecrübeli kaleci de turnuvadan sonra kaptanlığı Michael Ballack'a bıraktı.Pada salah satu pertandingan kualifikasi, dia terlibat pertengkaran dengan kapten tim Michael Ballack.
Tecrübe, (yapılan hatalardan elde edilen tecrübeler de dahil) öğrenmenin temelini oluşturur.Pengalaman (termasuk pengalaman berbuat salah) menjadi dasar untuk aktivitas belajar (konsep pengalaman).
"Kızım " dedi " İhtiyarlık insana yalnız keder ve üzüntü getirmez, tecrübe de getirir.Istrinya berkata: “Sabarlah, dia masih anak-anak, belum berakal dan belum mengetahui apa pun.”
1331 yılında babasının yanında İtalya'da savaş konusunda bazı tecrübeler edinmişti.Trong năm 1331 ông đã đạt được một số kinh nghiệm chiến tranh ở Ý với cha mình.
Öldürürseniz ne bir eşya ne de tecrübe düşürürler.Nếu không giết thì không lấy gì răn đe được.
"Burada (Ticari) Tecrübe Konuşuyor".Rất đáng để trải nghiệm."
Bu açıdan öğretim üyeleri yıllardır bu tecrübeye sahiptir.The discoverer has taught for many năm ở this school.
Oyuncular bir kategoride oyun yaptıklarında tecrübe puanı (XP) kazanırlar.Người dùng thu được "điểm kinh nghiệm" (XP) khi học xong một bài học.
Böylece Sovyet yer kontrol ekibi bu tür bir durumun nasıl idare edileceği konusunda tecrübe kazandı.この機会にソ連の管制官はこの種の飛行をどう管理するかを覚えた。
"Burada (Ticari) Tecrübe Konuşuyor".この経験が勉強になった」という。
Eğer biriminizi yok ederken, düşman onu yok ederse iki kat fazla tecrübe puanı alır.自分から攻撃して敵を倒した時、入手経験値2倍。
Onun tecrübesizliğinden yararlanırlar.自らの未熟さを思い知らされる。
Öldürürseniz ne bir eşya ne de tecrübe düşürürler.倒しても経験値はもらえない。
Tecrübeye dayalı olasılık olarak da adlandırılır.単に経験効果とも呼ばれる。
Dikkate değer tecrübeli çalışanlara sahiptirler.経験豊富な者が置かれる。
Bir süre sonra ilişkiler değişir ve neticede olay gençler için bir yaz tecrübesinden öteye gitmez.それ以後はすべて18時以後のナイターとなり、夏季薄暮を含めたデーゲームは行われない。
747 uçağıyla ise yaklaşık 4.850 saatlik bir uçuş tecrübesine sahipti.27の異なる機体で、4,800時間以上の飛行経験を持つ。
Şampiyonu kesmesine yardımcı olan diğer bir arkadaş "asist" alarak bir miktar altın ve tecrübe kazanabilir.「THE OUTSIDER」の格闘家でチャンピオンとして登場し、彼を倒すと武勇伝を達成できる。
John Kimble (Arnold Schwarzenegger), Los Angeles'ta tecrübeli bir dedektiftir.ジョン・キンブル 演:アーノルド・シュワルツェネッガー ロサンゼルス市警の鬼刑事。
Global Game Jam değişik alanlardan ve her türlü tecrübe seviyesinden katılımcılara açıktır.グローバルゲームジャムには未経験者から熟練者、多種多様な分野の人が参加する。
Belki de hayatımın en acı tecrübesiydi denebilir.一生で一番辛い経験といえるでしょう。
1654 yılındaki dini bir tecrübesinden sonra Pascal matematik alanında çalışmayı bırakmıştır.1654年后受宗教经历影响,帕斯卡几乎放弃了数学工作。
Bu yaklaşık 3 yıllık bir tecrübeye karşılık gelmektedir.這是一項為期3年的研究。
Görsel hafıza görsel tecrübelerimizle ilgili duyularımızın bazı özelliklerini koruyan bir hafıza şeklidir.視覺記憶是一種記憶,保存一些視覺經驗中的一些特徵。
Tecrübeli bir yazar gibi, Clare kitaptaki ana konuyu tatmin edici bir sonla bitiriyor" yorumunu yaptı.作为一个对讲故事很有经验的人,克蕾儿将故事情节迅速带到一个令人满意的结局”。
Tecrübelerine göre, Aghdam'ın kendini savunma taburunun komutanı olmuştur.有趣的是,海恩本人当时就是消防队队长。
İlk defa prodüktör koltuğuna da oturan Bengü Yıllardır edindiğim tecrübeyle artık kendi işimin patronu oldum.他作为和我密切合作多年的人事部长,他已经赢得了我最特别的信心。
Almanya'da çok tecrübe kazandım ve bunu Juventus'da avantaj olarak kullanacağımdan eminim.我們在台北這裡很想念你,也知道你在華盛頓一定會表現很優秀。
Burada değerli tecrübeler edindi.這裏已損失了一些寶貴時間。
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.이 때의 경험은 《Youth》(2002)에 기록되어 있다.
"Şey ki içindedir, kendiliğindendir ve ahiretinde bütün tecrübesini taşır, o yüzden asla öğrenilemeyecektir!"그는 진여(眞如)의 지혜(知慧, 般若)를 소유하고 있기 때문에 생사의 차원에서 존재되지 않는다.
Açlıktan ölmenin ne anlama geldiğini kendi tecrübelerinden bilmektedir.때문에 배고픔 이라는 감각을 느끼더라도 이해하지 못한다.
Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir.영화에서 그의 발전은 비슷한 반응을 모았다.
Bir dönem bitmişti ancak ben yeni dönem tecrübelerine hazırdım.1년이 조금 못 되는 기간이었으나 처음 행정 경험을 쌓을 수 있었다.
O dönemdeki en tecrübeli pilot olan Senna, bu hareketin lideri olacaktı.AR 전문가 새드 스타너는 이 프로젝트의 기술 리더이자 초기 책임자였다.
Tecrübeli gey aktivist Barbara Gittings, "En çok neresinde acıyor diye bir mesele sözkonusudur.베테랑 게이 운동가 발바라 기팅스(Barbara Gittings)는 동성애자 권리 운동을 하기로 결정했습니다, "그것은 가장 아픈 곳의 문제인가?"
Her çarpışmada önder tecrübe kazanır ve bu sayede seviye atlar.각 캐릭터는 전투에서 경험치를 얻어 레벨을 올리며 그를 통해 기술 점수를 얻을 수 있다.
Dinler tarihi, insanın dini tecrübelerinin ve düşüncelerinin yazılı kaydına işaret eder.ההיסטוריה של הדתות מתייחסת לרישומים כתובים של חוויות ורעיונות אנושיים דתיים.
Bunların tecrübelerinden faydalandı.הוא ניצל בניסיון זה.
"Burada (Ticari) Tecrübe Konuşuyor".זאת חוויה אמתית."
Babası Garabet ile çalışırken tecrübe kazandı ve Sultan I. Abdülmecit'in sanat danışmanı oldu.בן-משה החל את הקריירה שלו כשהצטרף כיועץ לחברת הייעוץ "ארתור ד.
Akut negatif tecrübeler (bad trip – kötü yolculuk) LSD kullanımı ile anılan en belirgin sorundur.Една от най-известните неблагоприятни страни на преживяванията с LSD е т.нар.
Simonyi'nin 2000 saatten daha fazla uçuş tecrübesi vardır.В кариерата си има повече от 2000 полетни часа.
Tecrübe kavramı felsefede geniş bir kullanım alanına sahiptir.Терминът има дълга история на специфични философски употреби.
Ancak alt kademelerdeki tecrübe eksikliği büyük kayıplara yol açtı.Bol u donjem dijelu leđa uzrokuje velike gospodarske gubitke.
Modelliğe başlayan Derek, Hollywood'da 30 yıllık tecrübeli bir yönetmen olan John Derek ile tanışır.Isprva radi kao fotomodel, potom na audiciji upoznaje redatelja Johna Dereka, trideset godina starijeg od nje.
Tırmanış tecrübeleri(Alm.)Po dugačkim ljestvama (eng.
Her iki ordunun da komuta heyeti tecrübeli komutanlardan oluşmaktadır.Obje kabine opremljene su upravljačkim komandama.
Tecrübe puanı belli bir sayıya ulaştığında ise bir sonraki seviyeye geçilir.Až dosiahne dostatočného množstva DNA bodov, môže prejsť do ďalšej fázy.
Böylece kozmonotlar bir uzay istasyonundan askeri harekatların nasıl izleneceği konusunda tecrübe kazandı.Kozmonauti plnili cvičenie oceňujúc vojenské pozorovacie schopnosti stanice.
Burada değerli tecrübeler edindi.Tam je doživela kar nekaj zanimivih izkušenj.
Bunların tecrübelerinden faydalandı.Prideš zaradi izkušenj.
Hastalık, süre bakımından, bel ağrısından sonra en uzun süre tecrübe edilen rahatsızlıktır.Najučinkovitejši je ob uporabi kmalu po nastopu bolečine.
Bu takımda uzun süreler alma imkanı buldu ve tecrübe kazanarak bir sezon sonra tekrar Ülkerspor'a döndü.Ekipa se po tej izkušnji počuti dovolj zrelo, da ponovi nastop štiri leta kasneje.
Bu onun ilk tecrübesiydi.Jis buvo pirmasis jos vyskupas.
Tecrübeli oyuncu Virgil van Dijk: Biz birlikte iyi oynuyoruz.Aktorius – veikėjas Zendaya : Zoey Stevens, pagrindinė veikėja.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Tema tolleaegsed kogemused väljenduvad raamatus "Noorpõlv" (2002).
Olumsuz hislerden uzak olmaları, daha çok olumlu hisleri tecrübe edecekleri anlamına gelmez.Kuigi neil esineb vähem negatiivseid emotsioone, ei tähenda see, et neil oleks rohkem positiivseid emotsioone.