Kadın tecavüz mağdurlarının zina suçundan mahkum edilmesine ilişkin bir belgeseldi.كما أنهن يتحدين تحميل الضحية خطأ الاغتصاب.
1946 yılında (20 yaşındayken), hırsızlık ve hâneye tecavüz suçlarından hapishaneye girdi.وفي عام 1946م، أي عندما كان عمره عشرين سنة، سُجن بتهمة السطو والسرقة.
Bunlar böyle tür vahşetin her üç olağan tipi, yani cinayet, işkence ve tecavüz'den oluşuyordu. "تشمل هذه ثلاثة الأنواع المعروفة في هذه الفظائع، وهي القتل والتعذيب والاغتصاب.
Savaşın ilk ayları Alman Vahşeti sonucu Belçika Tecavüzü olarak bilinir.كانت معروفة في الأشهر الأولي من الحرب والاغتصاب في بلجيكا بسبب تجاوزات الألمانية.
Ayrıca birçok yerli kadına da tecavüz edilmiştir.واغتصبوا أيضا عدة نساء..."
Rus bir general, Ermeniler tarafından Müslümanlara karşı tecavüzlerin de gerçekleştirildiğini söylemiştir.افاد جنرال روسى بارتكاب الارمن تجاوزات ضد المسلمين ايضاً.
Daha sonra Elia’ya tecavüz edip öldürmüştür.وبعد ذلك عاد ليغتصب الفتاة وقتلها.
30,000 kişiyi katledildi ve binlerce kadın tecavüze uğradı..وخلال فترة لا تتجاوز 100 يوم، قُتل ما يقارب على 800.000 شخص وتعرضت مئات الآلاف من النساء للاغتصاب.
Bazı durumlarda tecavüz suçlusu kurbanla evlendirilerek ceza düşürülür.وينص القانون في بعض الحالات على تبرئة الخاطف لقاصر إذا تزوج الجاني ضحيته.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.واغتصبت النساء اللاتي بقين في هذا المنزل مرارًا وتكرارًا.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.هذا الإطار يشمل الاغتصاب والاعتداء الجنسي.
Ayrıca, tecavüz ve cinsel saldırı davalarında yapılan bakirelik testine karşı çıkması ile bilinir.كما وجد تقريرهم وقائع عن العبودية الجنسية وغيرها من الأعمال القسرية.
Susan tecavüze uğramış ve hamile kalmıştır.Susan é estuprada e engravida.
O sırada Dan, Carl'ın üzerine çıkar ve ona babasının gözlerinin önünde tecavüz etmeyi planlamaktadır.Enquanto isso, Dan fica em cima de Carl, planejando estuprá-lo na frente de seu pai.
Romantik, tecavüz, intihar ve terör gibi temalar, "TS-19" isimli bölümde yaygın olarak işlenmektedir.Temas como romance, estupro, suicídio e medo prevalecem em "TS-19".
Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde taciz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor.Uma em cada três mulheres será, em determinado momento da vida, vítima de abuso físico ou sexual.
Jeffrey Lionel Dahmer (21 Mayıs 1960 – 28 Kasım 1994), Amerikalı seri katil ve tecavüzcü.Jeffrey Lionel Dahmer (21 de maio 1960 – 28 de novembro de 1994) foi um serial killer americano.
İsyancılar tarafından tecavüze uğrayan ve hayatını kaybeden şehir halkı hakkındaki zayiat bilinmemektedir.Os que rejeitarem lutar verão seu povo ser destruído e suas cidades esmagadas.
Bazı ülkeler de tümüyle sözde tecavüz kültürleri olarak nitelendirilmiştir.Sociedades inteiras foram acusadas de possuir uma cultura de estupro.
Ayrıca birçok yerli kadına da tecavüz edilmiştir.Muitas mulheres foram estupradas.
Ona tecavüz etmeye çalıştı.Indignado, ele violentou-a.
Glenn öldüresiye dövülür ve yan hücrede Vali tarafından vahşice tecavüz edilen Maggie'yi dinlemeye zorlanır.Glenn foi espancado e forçado a ouvir o Governador brutalmente estuprar Michonne em um cômodo ao lado.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Geralmente às prostitutas força-se-lhes a transladar-se após ser violadas várias vezes.
Bazı durumlarda tecavüz suçlusu kurbanla evlendirilerek ceza düşürülür.Além disso, a lei que permitia que os violadores escapassem da punição casando-se com a vítima foi abolida.
Ancak tecavüze uğramıştım.Sente-se violada.
Erkek ve çocukların birçoğu öldürüldükten sonra askerler kadınlara saldırmışlar ve tecavüz etmişlerdir.Só matava mulheres e meninos, cujos corpos violava e mutilava.
Güldünya kabullenmez, bu arada tecavüz eden akrabası kaçar.Sem Medo ri, mas Comissário age de forma fria.
Kasım 1993'te Tupac ve arkadaşları bir otel odasında bir kadına tecavüz etmekten suçlandılar.Em janeiro de 2012, Tori e seu noivo foram presos depois de entrar em uma briga em um hotel de Las Vegas.
Tecavüzcüler” söyleminde bulundu.Het zijn verkrachters".
Susan tecavüze uğramış ve hamile kalmıştır.Ze werd in Italië verkracht en raakte zwanger.
Kriminalpolizei ağırlıklı olarak tecavüz, cinayet ve kundaklama gibi ciddi suçlarla ilgileniyordu.De Kriminalpolizei hield zich voornamelijk bezig met ernstige misdaden, zoals moord en verkrachting.
Arkadaşlarına bana tecavüz etmelerini söyledi.Hij nodigde zijn collegae uit kritiek te leveren.
John Coffey İki küçük kıza tecavüz ederek öldürmek suçundan yargılanıp idama mahkûm edilmiştir.Hij ontmoet er John Coffey die beschuldigd wordt van de moord op twee meisjes.
Karşılık vermeyen kadına önce tecavüz eder, sonra da onu vurarak öldürür.Hij achterhaalt de verblijfplaats van de overvaller, en schiet hem dood.
Ancak tecavüze uğramıştım.Het meisje was verkracht.
Ayrıca birçok yerli kadına da tecavüz edilmiştir.Sommige slachtoffers werden tevens verkracht.
Ona tecavüz etmeye çalıştı.Ten slotte verkracht hij haar.
1971 ila 1983 yılları arasında en az 17 kadını kaçırdı, tecavüz etti ve öldürdü.Hij heeft tussen 1893 en 1897 zeker elf, maar mogelijk 27, personen vermoord, verkracht en mishandeld.
Hikâyede Fadık'ın kaçırılıp tecavüz edilmesi anlatılır.Zijn vermoeden blijkt juist wanneer Violet wordt ontvoerd.
Esir alınan Yunan askerlerinin bazıları tecavüz ettikleri Türk kadınları tarafından linç edildi.Een zwangere vrouw werd door een aantal Japanse soldaten verkracht.
Dönüştükten sonra ise ona tecavüz edenleri öldürerek intikam almıştır.Toen de wederdopers hun wapens neerlegden; werden de wederdopers vermoord.
Kadın ise tecavüz edildikten sonra aynı şekilde öldürülmüştü.Een vrouw wordt ontvoerd en op dezelfde brutale manier vermoord.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Tevens beweerde men dat dit nummer verkrachting en moord verheerlijkt.
Ben ise klavyemle onların müziğine tecavüz ediyorum.Dit doet hij door klanken te associëren met zijn muziek.
Kadın tecavüz mağdurlarının zina suçundan mahkum edilmesine ilişkin bir belgeseldi.Verbeteren van de delictsomschrijving voor verkrachting.
Seri tecavüzcü, soruları yanıtlamayı reddediyor.Serieverkrachter weigert vragen te beantwoorden.
Fakat bir gün, kasabadaki İngiliz askerleri Murron’a tecavüz etmeye çalışır.Któregoś dnia jeden z angielskich żołnierzy usiłuje zgwałcić Murron.
Ayrıca birçok yerli kadına da tecavüz edilmiştir.Doszło też do wielu gwałtów na miejscowych kobietach.
24 Ağustos'ta Ramirez 29 yaşındaki bir adamı başından vurdu ve nişanlısına tecavüz etti.30 maja Ramirez zgwałcił i pobił 42-letnią kobietę.
Ancak tecavüze uğramıştım.Zostaje zgwałcona.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Jest prawdopodobne, że ofiary gwałcił, być może nawet wielokrotnie.
Ben ise klavyemle onların müziğine tecavüz ediyorum.To właśnie próbuję zrobić z moją muzyką.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Statyczne ujęcia są obecne także podczas scen zabójstwa i gwałtu.
Kızıl Ordu askerlerinin karıştığı şiddet ve tecavüz olaylarından bahsediliyordu.Byli oni narażeni na gwałty i morderstwa ze strony żołnierzy Armii Czerwonej.
Üstelik bu tecavüz sonucu doğan sakat çocuğunun babasını da aramaktadır.Ma fia! ma fia! miała ponadto błagalnie krzyczeć matka zgwałconej dziewczyny.
Diğer bölgedeki ve Prebilovci'deki kızlara tecavüz ettiler.Do gwałtów doszło w różnych miejscach w kibucu i jego okolicy.
Susan tecavüze uğramış ve hamile kalmıştır.Jest sama, przerażona i w ciąży.
Ona tecavüz etmeye çalıştı.Próbowała obalić Panią.
Tecavüz BekâretZgwałconą porzucił.
Ardından Ian'a tecavüz eder ve gözlerini emerek söker.Następnie żołnierz gwałci i oślepia Iana.