Romantik, tecavüz, intihar ve terör gibi temalar, "TS-19" isimli bölümde yaygın olarak işlenmektedir.Los temas tales como romance, violación, suicidio y terror prevalecen en todo "TS-19".
Esir alınan Yunan askerlerinin bazıları tecavüz ettikleri Türk kadınları tarafından linç edildi.La mayoría de las víctimas de violación eran mujeres musulmanas violadas por soldados serbios.
Aynı yıl içinde annesi askerler tarafından kaçırılıp tecavüz ve işkence edildikten sonra infaz edilmiştir.Finalmente su madre es secuestrada, violada y asesinada.
Kızıl Ordu askerlerinin karıştığı şiddet ve tecavüz olaylarından bahsediliyordu.Los soldados hablaban sobre las violaciones.
Tecavüzden dolayı aklını kaybetmiş bir kadın.Ser víctima de una violación.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Muchas de estas víctimas fueron violadas repetidamente.
Çok geçmeden tecavüz edilmiş başka bir kadının cesedi de aynı şekilde bulunur.Encuentran el cuerpo de una mujer muerta pocos días antes.
Armutlu'da kadınlar sistematik bir biçimde tecavüz edildi.Durante la guerra de Guatemala las mujeres indígenas fueron violadas sistemáticamente.
Bunlar böyle tür vahşetin her üç olağan tipi, yani cinayet, işkence ve tecavüz'den oluşuyordu. "Consistieron en los tres tipos más usuales de atrocidad: tortura, violación sexual y asesinato.
Ona tecavüz etmeye çalıştı.Aun así, procede a violarla.
Hephaistos, Athena'ya tecavüz etmek ister fakat başarısız olur.Según Apolodoro, Hefesto intentó violar a Atenea pero no lo logró.
Sagawa polis tarafından yakalanmış ve tecavüze teşebbüsle suçlanmıştır.Barreto fue detenido por la Policía Colombiana y acusado del asesinato.
Ayrıca birçok yerli kadına da tecavüz edilmiştir.También se radicaron un buen número de españoles.
Bazı kadınların tecavüze uğramamak için intihar ettiği belirtilmektedir.Las mujeres y niñas chinas se suicidaban para evitar ser violadas.
Tecavüzcüler” söyleminde bulundu.Los Violadores, "Ellos son".
Karşılıksız aşklar ya tecavüzle ya da ölümle sonuçlanır.La intimidación comprende amenazas de violación o muerte.
Tecavüz kültürünün diğer sosyal etkenler ve davranışlar ile ilintili olduğu gözlemlenmiştir.La cultura dello stupro è stata osservata in correlazione con altri fattori e comportamenti sociali.
Bazı ülkeler de tümüyle sözde tecavüz kültürleri olarak nitelendirilmiştir.Anche interi paesi sono stati dichiarati essere immersi nella cultura dello stupro.
Şarkıcı Saldívar'ı arabayla hastaneye götürdü ve doktorlar tecavüz dair hiçbir kanıt bulmadı.La cantante portò la Saldívar in un vicino ospedale, dove i dottori non rilevarono tracce di violenza.
Ona tecavüz etmeye çalıştı.Poi l'ha violentò.
Ayrıca birçok yerli kadına da tecavüz edilmiştir.Inoltre molte donne della borghesia furono stuprate.
Bu yüzden öldürdükleri kurbanlara tecavüz ederler.Violavano le femmine che potevano raggiungere.
Dönüştükten sonra ise ona tecavüz edenleri öldürerek intikam almıştır.Lo Hutt venne poi ucciso da coloro che cercavano vendetta nei suoi confronti.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Molte di queste vittime furono violentate ripetutamente.
"Lezbiyenlere yönelik nefret: 'Düzeltici tecavüz'".In particolare verso le lesbiche vengono praticati i cosiddetti "stupri correttivi".
Bir akşam eve geldiğinde sarhoş eşinin tecavüzüne ve saldırısına uğrar ve kocasını öldürür.Una sera in cui ha bevuto troppo è preso da un violento accesso di collera e uccide la moglie.
Bu maddeye göre, seks işçisi kadınlar tecavüze uğrayınca üçte iki ceza indirimi uygulanıyordu.Di coloro che invece avevano specificato un sesso, più dei due terzi erano di sesso femminile.
Ben ise klavyemle onların müziğine tecavüz ediyorum.Ti seguirò Distorsioni La mia musica Pt.
Ayrıca tutuklular, gardiyanlar tarafından sürekli tecavüze uğradılar.Gli internati furono sottoposti anche a maltrattamenti da parte delle guardie.
Tecavüzcüler” söyleminde bulundu.The Thieves lo dimostra."
Karşılıksız aşklar ya tecavüzle ya da ölümle sonuçlanır.Viene inoltre ostacolato nell'amore da vincoli sociali o dalla morte.
Tecavüze karşı savaş deyimi Sovyetler Birliğinden önce ABD ve Japonya tarafından kullanıldı.I due volontari perciò volevano manifestare contro la caccia praticata da Giappone e Unione Sovietica.
Aynı dönemde 100'ün üzerinde kadının da askerler tarafından tecavüze uğradığı ifade edilmiştir.Solo dopo apprenderà che la ragazza è stata stuprata da dei soldati durante la guerra.
Bir cinayet davasında ipucuları takip etmek ve tecavüz kurbanının intikamını almak için çalışır.Assistono a un incidente stradale e cercano di salvare le vittime.
Kriminalpolizei ağırlıklı olarak tecavüz, cinayet ve kundaklama gibi ciddi suçlarla ilgileniyordu.Erano anche chiamati a giudicare su crimini particolarmente gravi come l'omicidio o la stregoneria.
Muhtemelen annesi bir Alman asker tarafından tecavüze uğramıştı.Предположительно была изнасилована немецким солдатом.
Ancak tecavüze uğramıştım.Был изнасилован.
Ayrıca kendisine tecavüz eden erkeği bulup hayatını zindana çevirmek için intikam arzusuyla yanıp tutuşmaktır.Он говорит ей, что отомстил тому, кто погубил их семью.
Teğmen Vladimir Gelfand Savaş Günlüğü». • (Rusça) BBC News «Berlin tecavüzu» • (İngilizce)Дневники лейтенанта Гельфанда». * BBC News Изнасилование Берлина: неизвестная история войны *
Prasutagus'un dulu Boudica kırbaçlatıldı, kızlarına tecavüz edildi.Согласно Тациту, Боудикку прилюдно выпороли, а её дочерей изнасиловали.
Bir akşam eve geldiğinde sarhoş eşinin tecavüzüne ve saldırısına uğrar ve kocasını öldürür.Однажды он приходит домой пьяным и насилует её.
1945'te 12 yaşındayken Kızıl Ordu askerleri tarafından tecavüze uğradı.В 1945 году его жена была изнасилована солдатами Красной армии.
Bazı durumlarda tecavüz suçlusu kurbanla evlendirilerek ceza düşürülür.В иной ситуации насильник может жениться на жертве и таким образом освобождается от судебного преследования.
Angelus bu kıza tecavüz edip daha sonra da kanını içerek onu öldürmüştür.Барсиса обесчестил девушку, а затем убил.
Ona tecavüz etmeye çalıştı.Он его насилует.
Kafasından ağır yara almış ve tecavüze uğramıştı.В боях был тяжело ранен в голову и контужен.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Местный полицейский, как и все вокруг, подозревает, что произошло похищение и изнасилование.
Sırf zevk için erkek kurbanlarına tecavüz etmiş ve öldürmüştür.Он презирал и ненавидел людей и убивал их просто ради удовольствия.
Bana tecavüz ettikten sonra bile beni dövdü.Он забил их до смерти после попытки совершить изнасилование.
Tecavüz bir insanlık suçu olarak kabul edilir.Любое изнасилование является жестоким преступлением.
Kadınlar soyulmuş, dövülmüş, ısırılmış, parmaklarla tacize uğramış ve tecavüze maruz kalmıştı.Над ним издевались, измывались, стреляли, раненого насиловали, выкручивали и ломали руки, а потом замучили.
Tecavüz adamın suçu olmadığına rağmen karısı öfkelenir, ama onu sonunda affeder.Так как её брат не может злиться, она злится вместо него.
İvan çocukken tecavüze uğramıştır.В подростковом возрасте подверглась изнасилованию.
"Fransa'da Polislere Tecavüz Soruşturması".Расследование терактов во Франции.
Ramsay'in Sansa'ya tecavüzünü zorla izleyen Leş ise Bran ve Rickon'un ölmedidiğini Sansa'ya açıklar.Вонючка раскрывает Сансе, что он не убивал Брана и Рикона.
Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde taciz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor.تقع إمرأة من كل خمس سيدات ضحية للإغتصاب أو محاولة الإغتصاب.
Bazı ülkeler de tümüyle sözde tecavüz kültürleri olarak nitelendirilmiştir.هناك مجتمعات بأكملها أطلق عليها ثقافات اغتصاب.
Tecavüzden dolayı aklını kaybetmiş bir kadın.بسبب اغتصاب امرأة من عقله.
Rhea Silvia Mars'ın tecavüzüne uğramış bir Vesta bakiresiydi ve bu da ikizleri yarı tanrı konumuna getirmişti.وكانت ريا سيلفيا العذراء الطاهرة التي تعرضت للاغتصاب من مارس، مما يجعل التوائم نصف الإلهي.
27 Mart 2000 tarihinde, Çeçenistan'da evinden zorla alınan Elza, dövülüp tecavüz edildikten sonra öldürüldü.في 27 مارس / آذار 2000 ، أُخِذَت إلزا كونجيفا بالقوة من منزلها في الشيشان ، وتعرضت للضرب والقتل.