Ana içeriğe geç
Sözlük

tecavüz ile cümle

tecavüz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Louis adındaki mahkûm ona tecavüz etmeye çalıştığında Shirley bir çadırdadır.Shirley is in a tent when the convict named Louis tries to rape her.
Sovyet askerleri tarafından bulundu ve askerler ona tecavüz etti.[3][1]She was found by Soviet soldiers, who then raped her.[3][3]
Direnmeyenler tecavüze bile hedef olabiliyor.Those who don't resist may even become targets for rape.
Tamilli tecavüz kurbanlarının evlenmesi ve çocuk doğurması yasaklanma eğilimindedir.Tamil rape victims tend to be prohibited from marriage and childbearing.
Fan, hapsedildiği süre boyunca işkence ve tecavüze uğradı.During her imprisonment, she was tortured and raped.
Li Hing'i öldürdükten sonra ona tecavüz etmiş ve sodomize etmiştir.He raped and sodomized Li Hing after he killed her.
On tecavüz ve üç cinayetten hüküm giymiştir.He was convicted of 10 rapes and three murders.
İlk tecavüzü 24 Nisan 1992 tarihinde gerçekleşmiştir.His first rape occurred on April 24, 1992.
İki ay sonra, 30 Haziran'da ikinci tecavüzünü gerçekleştirdi.Two months later he committed his second rape.
İki ay sonra, 13 Ağustos'ta üçüncü tecavüz gerçekleşti.Two months later, the third rape occurred.
Bu destek tecavüz özür dileme olarak nitelendirildi [1]This support was characterized as rape apologism.[32]
Bir başka odada ise Ganymede'ye Tecavüz'ü tasvir eden parça parça bir mozaik bulunmaktadır.In yet another room a fragmentary mosaic depicts the Rape of Ganymede.
Bölgeden 2010 yılında Luvungi'de yaşandığı gibi sık olarak toplu tecavüz olayları bildirilmektedir.Immer wieder gibt es Berichte über Massenvergewaltigungen, etwa 2010 in Luvungi.
Eylül 1939'da Wolhynien'de Alman askerler Yahudilere tecavüz etti ve sinagogları yaktı.In Wolhynien misshandelte die Wehrmacht im September 1939 Juden und steckte Synagogen in Brand.
Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde taciz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor.Weltweit wird eine von fünf Frauen in ihrem Leben Opfer von Vergewaltigung oder versuchter Vergewaltigung.
Ona tecavüz etmeye çalıştı.Dort habe er versucht, sie zu vergewaltigen.
Ayrıca birçok yerli kadına da tecavüz edilmiştir.Außerdem hat er einige einheimische Frauen geraubt.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Die vergewaltigten Frauen und Mädchen wurden nach der Vergewaltigung häufig getötet.
Ayrıca tutuklular, gardiyanlar tarafından sürekli tecavüze uğradılar.Außerdem kam es häufig zu Misshandlungen der Gefangenen durch die Wärter.
Ancak tecavüze uğramıştım.Vergewaltigung ist geächtet.
Muhtemelen annesi bir Alman asker tarafından tecavüze uğramıştı.Karen wird von einem deutschen Soldaten vergewaltigt.
Çok geçmeden tecavüz edilmiş başka bir kadının cesedi de aynı şekilde bulunur.Kurze Zeit später wird die Leiche einer auf die gleiche Weise getöteten jungen Frau gefunden.
Armutlu'da kadınlar sistematik bir biçimde tecavüz edildi.UN-Berichte stellten systematische Vergewaltigungen fest.
Rüyasında şeytani bir varlık tarafından tecavüze uğradığını görür.Sie glaubt, von einem Geist vergewaltigt zu sein.
Üstelik bu tecavüz sonucu doğan sakat çocuğunun babasını da aramaktadır.Dort sucht er demütig den Vater des toten Mädchens auf.
Tecavüze uğrayan kadınların sayısının 200’ü aştığı tahmin edilmektedir.Die Zahl der vergewaltigten Frauen wird auf bis zu 200.000 geschätzt.
"Lezbiyenlere yönelik nefret: 'Düzeltici tecavüz'".Und sie über ‚minderwertige Rassen‘ reden zu hören.
Bazı durumlarda tecavüz suçlusu kurbanla evlendirilerek ceza düşürülür.Vergewaltiger können der Bestrafung dadurch entgehen, dass sie ihre Opfer heiraten.
Angelus bu kıza tecavüz edip daha sonra da kanını içerek onu öldürmüştür.Kurz darauf wird er von Diva vergewaltigt und dann umgebracht, indem sie ihm ihr Blut zu trinken gibt.
Tecavüz ve tecavüz teşebbüsleri şiddetli olarak cezalandırılmalıdır.Mord und Diebstahl wurden sehr streng bestraft.
Aynı dönemde 100'ün üzerinde kadının da askerler tarafından tecavüze uğradığı ifade edilmiştir.Des Weiteren kam es im Laufe des Tages zu Massenvergewaltigungen an mindestens 100 Frauen durch Soldaten.
Özellikle tecavüz vakaları DKC'de savaş silahı olarak çok yüksek oranda kullanılmaktadır.Für den Brandfall selbst gelten in einem KKW besonders strenge Anforderungen.
Bu yüzden öldürdükleri kurbanlara tecavüz ederler.Beide wollen den Tod der Personen die sie betören.
1997'de 16 yaşında bir öğrenciye tecavüzden hapis yattı.Zudem gab es Berichte über die Vergewaltigung einer 16-jährigen aus Wien.
Şehirdeki tecavüz ve yağmanın bir türlü sonu gelmiyor.Eine Belagerung und Erstürmung der Stadt fand demnach aber nicht statt.
Kadın ise tecavüz edildikten sonra aynı şekilde öldürülmüştü.Das Mädchen wird schließlich vergewaltigt und ebenfalls umgebracht.
Kasım 1993'te Tupac ve arkadaşları bir otel odasında bir kadına tecavüz etmekten suçlandılar.Im Jahr 1999 wurden Parker und sein Zimmernachbar beschuldigt, eine Kommilitonin vergewaltigt zu haben.
12 Mart - Ensar Vakfı tecavüz skandalı patlak verdi.26. März 2003. Rationierungsplan provoziert Proteststurm.
Bazı ülkeler de tümüyle sözde tecavüz kültürleri olarak nitelendirilmiştir.Als Jenseitige werden diejenigen bezeichnet, die total aus der Kultur ausgetreten sind.
Saldívar kendisinin Meksika'da tecavüze uğradığını iddia ederek devri erteledi.Saldívar retarde la remise des papiers, prétendant avoir été violée à Mexico.
Şarkıcı Saldívar'ı arabayla hastaneye götürdü ve doktorlar tecavüz dair hiçbir kanıt bulmadı.Selena conduit Saldívar à l'hôpital local, où les médecins ne trouvent aucune trace de viol.
Ona tecavüz etmeye çalıştı.Il tente de la violer.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Les femmes meurent parfois après avoir été violées.
Tecavüzcüler” söyleminde bulundu."Ce sont des voleurs" dit-il.
Cinsel saldırı kavramı ile şunlardan biri kastedilmiş olabilir: Cinsel istismar Irza geçme Hukuken tecavüzCar celle-ci jure avec une vision stéréotypée que l’on peut avoir du viol.
Ancak tecavüze uğramıştım.Elles ont été violées.
Kavim içerisinde tecavüz ve fuhuş normal hale gelmişti.Harcèlements et persécution quotidien étaient la norme.
Arkadaşlarına bana tecavüz etmelerini söyledi.D'autres femmes ont relaté qu'il les avait violées.
Bu hal, Kıbrıs Kilisesi'nin Roma Katolik Kilisesi'nin devamlı tecavüzünden kurtulmasına vesile olmuştur.Cette disparition signifierait la perte à tout jamais de la Capilla gitana.
Ambash, tecavüz ve çocuk suiistimalinden dolayı 26 yıl hapse mahkûm edilmiştir.Il a été condamné à 26 ans de prison, pour enlèvement, violences et agression sexuelle.
Beecher, Aryanların lideri Schillinger'le aynı koğuşta kalır, tecavüze uğrar.Beecher témoigne contre Schillinger, qui est déplacé en isolement.
Kadın ise tecavüz edildikten sonra aynı şekilde öldürülmüştü.Elle meurt assassinée après avoir été violée.
"Fransa'da Polislere Tecavüz Soruşturması".L'absence de consentement pour le viol en France
12 yaşındayken tren istasyonunda bir acemi tarafından tecavüze uğradı.À 13 ans, elle est violée dans la rue par un vieil homme.
Partizanlar ve partizan olduğu düşünülen kişiler işkence ve tecavüze uğradı.Les prisonniers et les suspects de résistance étaient souvent torturés et violés.
Tecavüzden dolayı aklını kaybetmiş bir kadın.La marquise a oublié le viol à cause d’une perte de conscience.
Ekim ayında 17 yaşındaki Melissa Smith'e tecavüz etti ve boğdu.En octobre 1987, Marion Lauven 18 ans, est kidnappée, violée et tuée à Aachen.
Öz kız kardeşi Tamar'a tecavüz eden üvey kardeşi Amnon'u öldürmüştür.Elle va même jusqu'à tuer sa propre sœur, Amanda Grey.
Üstelik bu tecavüz sonucu doğan sakat çocuğunun babasını da aramaktadır.Il faut mentionner aussi le flash-forward du suicide du père.
Sami Leyla'ya tecavüz etti ve onu terk etti.Sami violó a Layla y la abandonó.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod