Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,여자: 좋아요. 알았다고요.
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,Okay, gut. Ann und John erneuern heute ihr Ehegelübde, nach 50 Jahren Ehe.
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,المرأة: حسنًا، رائع.
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,男: アンとジョンは本日
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Albo żyjemy właśnie w Afryce, albo całkiem niedawno z niej wyemigrowaliśmy.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Antingen bor vi i Afrika idag eller har vi lämnat det helt nyligen.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Aujourd'hui soit nous vivons en Afrique, soit nous venons d'un exil récen .
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Buď žijeme v Afrike aj dnes, alebo sme dosť krátku dobu v exile.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Chúng ta hoặc là đang sống ở châu Phi hiện tại, hoặc là đã rời khỏi lục địa này gần đây.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Entweder leben wir heute in Afrika, oder erst seit kurzem im Exil.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Hoy o bien vivimos dentro de África o en un exilio muy reciente.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.오늘날 우리는 아프리카에서 계속 살거나 아니면 세계 각지로 최근에 이주했지요.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Mungkin saat ini kita tinggal di Afrika atau berada di pengasingan.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Ori locuim în Africa astăzi, ori într-un exil destul de recent.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Ou vivemos em África nos dias de hoje, ou num exílio muito recente.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.O viviamo ancora in Africa, oppure l'abbiamo lasciata in un recente esilio.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Vagy Afrikán belül élünk ma, vagy nemrégen hagytuk el.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Vi enten lever i Afrika i dag, eller udvandrede for nyligt.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.We leven vandaag de dag ofwel in Afrika of in vrij recente ballingschap.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Žijeme nyní buď v Africe, nebo jsme nedlouho v exilu.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Μπορεί να ζούμε μέσα στην Αφρική ή σε πολύ πρόσφατη εξορία.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Или днес живеем в Африка, или от скоро сме в изгнание.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.Мы либо живем внутри Африки сегодня, или мы в недавней ссылке.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.אנחנו חיים בתוך אפריקה היום, או שיצאנו לגלות זה עתה.
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.سواء كنا نعيش في أفريقيا .. أو في خارج القارة
Bugün ya Afrika'da yaşıyoruz, ya da taze bir sürgündeyiz.ごく最近旅立った人のいずれかです 現代人類の直近の起源が
Bu marketlerin çoğunda taze gıdalar ve tam tahıllı ürünler bulunmakta.Kebanyakan toko-toko ini menyediakan makanan segar dan bahan serealia utuh.
Bu marketlerin çoğunda taze gıdalar ve tam tahıllı ürünler bulunmakta.La mayoría de las tiendas vende alimentos frescos y productos integrales.
Bu marketlerin çoğunda taze gıdalar ve tam tahıllı ürünler bulunmakta.La plupart de ces commerces vendent des produits frais et des céréales complètes.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.Aparatul care tocmai a făcut acele smoothies pentru Verna și Fred, poate face o omletă.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.Die Maschine die gerade diese Smoothies für Verna und Fred gemacht hat, kann ein Omelette machen.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.방금 베르나와 프레드를 위한 스무디를 만들어봤는데요 오믈렛도 만들 수 있어요.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.La macchina che ha appena fatto questi smoothies per Verna e Fred, può anche fare una omelette.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.La machine qui vient juste de faire ces laits frappés pour Verna et Fred, peut aussi faire une omelette.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.La misma máquina que les hizo los batidos para Verna y Fred, también puedo hacer una torta de huevo.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.Maskinen som precis gjorde de där smoothisarna for Varna och Fred, kan ocksĂĽ gĂśra omelett.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.Stroj, ktorý práve urobil tieto džúsy pre Vernu a Freda, dokáže
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.- Δύο, δύο είναι καλά. Εντάξει. Και τι άλλο;
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.Der Hauptzweck des Gassystems ist Sauerstoffversorgung, um den verbrauchten Sauerstoff im Körper zu ersetzen.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.El propósito principal de este sistema es proveer oxígeno, reponer el oxígeno que tu cuerpo consume.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.Het primaire doel van het gassysteem is om de zuurstof die je lichaam verbruikt weer aan te vullen.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.이 시스템의 주요 목적은 산소를 공급하는 것입니다. 몸이 소비하는 것을 보충해주는 거죠.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.Podstawową rolą systemu gazowego jest uzupełnianie tlenu, który został zużyty przez organizm.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.Vai trò chính của hệ thống khí là để cung cấp ra ôxy, để cung cấp thêm ôxy cho cơ thể sử dụng
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.Κύριος σκοπός αυτού του συστήματος είναι, η αναπλήρωση του οξυγόνου που καταναλώνουμε.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.Основне призначення цієї системи — подавати кисень, поповнювати кисень, котрий споживає ваш організм.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.Основное предназначение этой системы - это снабжать и пополнять кислород, который потребляет ваш организм.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.המטרה העיקרית של מערכת הגז זה לספק חמצן, למלא את החמצן החסר שהגוף צרך.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.الآن الغرض الأساسي من نظام الغاز هو توفير الأكسجين، لتجديد الأكسجين الذي يستهلكه الجسم.
Bunun birincil amacı oksijen sağlamaktır, vücudunuzun tükettiği oksijeni tazelemektir.酸素の供給 つまり 体内で消費される酸素の補充です 特に重要である 主たるタンクは
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.A kniežatá Filištínov jej doniesli hore sedem surových húžev, ktoré ešte neboly uschly, a poviazala ho nimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Các quan trưởng Phi-li-tin đem cho Ða - li-la bảy sợi dây tươi và còn ướt , nàng lấy trói người .
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Các quan trưởng Phi-li-tin đem cho Ða-li-la bảy sợi dây tươi và còn ướt, nàng lấy trói người.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Domnitorii Filistenilor au adus Dalilei şapte funii noi, neuscate încă``. Şi ea l -a legat cu funiile acestea.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Filisternes Fyrster bragte hende da syv friske Strenge, der ikke var blevet tørre, og med dem bandt hun ham;
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.I přinesli jí knížata Filistinská sedm houžví surových, kteréž ještě neuschly, a svázala ho jimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.블레셋 사람의 방백들이 마르지 아니한 푸른 칡 일곱을 여인에게로 가져오매 그가 그것으로 삼손을 결박하고
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Nato ji prineso knezi Filistejcev sedem novih vrvi, ki se še niso posušile, in ona ga zveže ž njimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Toen brachten de koningen Delila zeven verse pezen en terwijl Simson sliep, bond zij hem vast.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.И принесли ей владельцы Филистимские семь сырых тетив, которые не засохли, и она связала его ими.