Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Also sagten wir, wenn es regnet holen wir uns frisches Wasser.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Donc nous avons dit, si la pluie tombe, récupérons de l'eau fraiche.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Dus we zeiden: laten we de regen gebruiken voor vers water.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Então pensámos: se chove, vamos aproveitar a água.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Entonces dijimos, si llueve, capturemos el agua.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Jadi kita pikir, air hujan kita tampung saja untuk air bersih.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.그래서 비가 내리면 깨끗한 물을 모으자고 제안했습니다.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Pomyśleliśmy więc - skoro pada, zbierajmy deszczówkę.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Quindi abbiamo detto, se piove, facciamo in modo di avere acqua fresca.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Și atunci ne-am spus, dacă tot plouă, hai să facem rost de apă proaspătă.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Tak sme si povedali, keď prší, poďme si vziať tej čerstvej vody.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Οπότε, είπαμε, εάν βρέχει, ας μαζέψουμε φρέσκο νερό.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Мы предложили собирать воду во время дождя.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.Така, че когато вали, нека съберем прясна вода.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.אז אמרנו, אם הגשם ירד, בואו נשיג מים טריים.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.لذا قلنا، اذا جاء المطر، يمكننا الحصول على ماء شرب نقي.
Biz de dedik ki yağmur yağdığında taze su sağlayalım.すべての学校に 大変安価な雨水収集システムがあります
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...A késhasználási képességem, a leveskészítési fáradozásaim, és a frissen készült végeredmény...
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...Καλό ψιλοκόψιμο και ένα απλό πιάτο με κρέας.
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...مقادير طازجة, والرغبة في صنع الحساء
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Ci permette di avere immagini nuove da punti di vista differenti e di raccontare storie inedite.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Elle nous permet d'obtenir de nouvelles images et de raconter de nouvelles histoires.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.신기술은 우리에게 신선하고, 새로운 이미지를 얻게 하며, 새로운 이야기들을 말할 수 있게 하죠.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Lehetővé teszi, hogy friss, új képekhez jussunk és új történeteket meséljünk el.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Ne permite să surprindem imagini inedite și să spunem povești noi nouțe.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Nó cho phép chúng tôi làm tươi mới hình ảnh và kể những câu chuyện mới,
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Nos está permitiendo obtener imágenes novedosas y contar historias inéditas.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Permite-nos captar novas e frescas imagens, e contar novas histórias.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Sie erlauben uns, frische, neue Bilder zu bekommen und brandneue Geschichten zu erzählen.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Teknologi memungkinkan kami mendapat gambar baru dan segar dengan kisah yang baru.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Umožňuje nám získat nové, svěží záběry a zbrusu nové příběhy.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.We kunnen frisse nieuwe beelden laten zien en splinternieuwe verhalen vertellen.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Μας επιτρέπει να βρίσκουμε φρέσκιες, νέες εικόνες και να διηγούμαστε ολοκαίνουργες ιστορίες.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Они позволяют делать свежие снимки и рассказывать новейшие истории.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.Тя ни позволява да получим нови изображения и да разкажем чисто нови истории.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.היא מאפשרת לנו להשיג תמונות חדשות ועדכניות ולספר סיפורים חדשים.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.فهي تمكننا من الحصول على صور نقية و غريبة و من رواية قصص مميزة و جديدة.
Bu, bize taze ve yeni görüntüler alma ve yeni hikayeler anlatma olanağı sağlıyor.物語を伝えることができます デイビッド・アッテンボローと制作した ー
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13.000 de felii de pâine proaspătă sunt produse în fiecare zi în această fabrică.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13,000 fette di pane fresco di giornata vengono buttate da quest'unica azienda, ogni singolo giorno.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13 000 krajcov čerstvého chleba, ktoré vyprodukuje táto jedna spoločnosť každý jeden deň. Čerstvý chlieb.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13.000 Scheiben Brot kommen jeden Tag aus der Bäckerei dieses Produzenten, täglich frisches Brot.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13 000 skivor färskt bröd kommer ut ur den här fabriken varenda dag, dagsfärskt bröd.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13.000 sneetjes vers brood die elke dag uit deze ene fabriek komen, dagvers brood.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13 000 szelet friss kenyér hagyja el ezt az egyetlen gyárat minden áldott nap.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13 000 tranches de pain de mie frais qui sortent de cette unique usine tous les jours.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13.000 φέτες φρέσκου ψωμιού βγαίνουν μόνο από αυτό το εργοστάσιο κάθε μέρα, φρέσκο ψωμί της ημέρας.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13 000 кусков свежего хлеба выбрасывается на одной только этой пекарне каждый день. Свежайшего хлеба!
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13,000 פרוסות לחם טרי יוצאות מהמפעל הבודד הזה מידי יום. לחם טרי.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13.000 شريحة من الخبز الطازج تخرج من هذا المصنع كل يوم، خبز طازج يومياً.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13 tisíc krajíců čerstvého chleba, upečeného každý den v této jediné pekárně, čerstvého chleba.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.13 tys. kromek świeżego chleba wyrzuca się każdego dnia z tej jednej fabryki.
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.제가 방문했던 공장에서 매일 이 한곳에서 생산되는 신선한 빵에서
Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek.作りたてのパンの端が捨てられているのです この工場を訪れた2008年
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,Anna i John odnawiają dziś swoje śluby po 50 latach małżeństwa.
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,Ann e John oggi rinnovano le loro promesse dopo 50 anni di matrimonio.
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,Ann en John hernieuwen vandaag hun geloften in het licht van hun 50 jaar huwelijkservaring.
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,Ann és John ma újítják meg esküvői fogadalmukat házasságuk 50 éves tapasztalatának tükrében.
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,Ann ja John uudistavat valansa tänään 50 avioliittovuoden jälkeen.
Bugün Ann ve John 50 senelik evlilik deneyimlerinin ışığında, yeminlerini tazeliyorlar,Ann och John ska förnya sina löften idag efter 50 års äktenskap.