Ana içeriğe geç
Sözlük

taze ile cümle

taze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Esas taarruz bir kısmı taze kuvvetlerden oluşmak üzere beş tabur gücünde bir kuvvetti.Szczególnie wokół pięciu strategicznych obszarów można zbudować kompromis wszystkich sił politycznych.
Günlük tüketim ihtiyaçlarını, taze olduğu halde çöpe atılmış gıdalardan karşılamaktadırlar.Owoce Podłużnie żeberkowane, bocznie spłaszczone.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Blodplättar (separeras från helblod) och färsk, fryst plasma rekommenderas normalt inte.
22 Ağustos - Taze para için IMF bu sefer yeni şartlar ileri sürdü.Den 11 augusti införde regeringen fler skatter, denna gång för personer som ägde fasta tillgångar.
Bu sebeple keten yağı taze olarak tüketilmelidir.Oljenivån bör därför kontrolleras med jämna mellanrum.
Bileşiğin aroması taze şaraplarda daha keskindir.Doften är i unga viner mycket fruktig.
Bütün bu olayların üzerinden çok zaman geçti ancak dün gibi tazeler.Dessa fall har fått stor uppmärksamhet, men är ungefär lika många som tidigare.
Tazeyken toplanmalı ve tüketilmelidir, çünkü olgunlaştıkça kartlaşır.Annars är risken stor att den skrynklar sig, eftersom den utvidgar sig när den torkar.
Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.På så vis är det lättare att få tag på fräscha disketter.
Film %83 ile Rotten Tomatoes sitesinde Fresh (taze) değerlendirmesi aldı.Säsongen har fått ett betyg på 80% "fresh" av omdömeshemsidan Rotten Tomatoes.
Taze veya haşlanmış olarak yenilir.Frukterna används färska eller torkade.
Bu taze kuvvetler Bolşeviklerin direncini kırdı ve ayaklanma bastırıldı.Militären attackerade de fredliga demonstrationerna och förtryckte bolsjevikerna.
Öte yandan bu besin maddeleri taze olmalıdır.І тому мої роботи такі свіжі.
Birçok eseri tazeliğini korumayı başarmıştır.Багато зробив для безпеки доріг.
Normal taze idrar berraktır.У свіжому стані умовно їстівний.
Papağanlarınıza taze meyve sebze vermeye çalışın.Годують сомів свіжими овочами.
Ekmek taze.Хліб свіжий.
Bu yumurtalar taze.Ці яйця свіжі.
Karalahna’nın taze olarak yenmesi pek lezzetli olmasa da siyah şarabı ünlüdür.Хоча їсти цей виноград[…], свіжим не дуже смачно, тому славиться чорне вино зроблене з нього.
Canlı, taze, donmuş ve konserve edilerek değerlendirilirler.Prodává se čerstvá, mražená a konzervovaná.
Peynir: Bhutan ve Sikkim'de yaygın olarak kullanılan taze peynir momoları doldurmak için kullanılır.Sýr – momo plněné sýrem jsou časté v Bhútánů a Sikkimu.
Buz dağları halinde taze su.Na vrcholcích hor jsou ledovce.
2008'in Mayısı'nda Adult Video News'in "Taze Yeni Yüzler" kapağındaki kızlardan birisiydi.V květnu 2008 byla jednou ze čtyř fotomodelek Fresh New Faces na Adult Video News.
Merlin 1C 'tazeleyici soğutma' yöntemiyle soğutulan bir egzoz çıkışına ve yanma odasına sahiptir.Merlin 1C používá regenerativní chlazení trysky a spalovací komory.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Trombocitele (separate de sângele integral) și plasma proaspăt congelată nu sunt recomandate de obicei.
Taze veya haşlanmış olarak yenilir.Se consumă proaspăt sau afumat.
Geçmişte yaşadığı anılar tazelenince çalıştığı rejime karşı isyan başlatmıştır.Suferința sa este amplificată de faptul că unele ceasuri construite de el în trecut încep să aibă probleme.
Normal taze idrar berraktır.Curbe cu curbură normală constantă.
Tüm bu yumurtalar taze değildir.Toate ouăle astea nu sunt proaspete.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Vérlemezkék (a teljes vérből kiválasztva) vagy friss fagyasztott plazma átömlesztése általában nem javasolt.
Tazeden daha uzun süre tüketilecek gıdalar pastörize edilerek kullanma süresi uzatılır.Forráspont feletti hosszabb ideig tartó főzés.
Su devamlı kendini yenilemekte, her zaman taze ve temiz akmaktadır.Egyszerre minden modern lett, friss és hallatlanul szellemes.
Mümkün olduğunca kalın taze sarımsak kalın halkalar halinde doğranır.A lehető legtisztább nyersanyagokat egytégelyes kemencében olvasztják össze.
Taze tüketilen Sulguni buzdolabında en fazla 25 gün bekleyebilir.Szobahőmérsékleten legfeljebb 24 órán át, hűtőszekrényben egy hétig tartható el.
Tuzlama işleminin bir sebebi de ekmeği koruyarak, tazeliğini uzun süre muhafaza etmesini sağlamaktır.Éjszakai életmódja miatt érdemes olyan étellel etetni, amely sokáig megőrzi állagát.
Yüzyıllar boyunca diri, taze, değerli kalırlar.Ezután a festmény hosszú ideig, akár évszázadokig friss és ragyogó színekben pompázik.
Jack o gece adada içinde taze su bolluğu olan mağaralar keşfeder.Yöllä Jack löytää luolan, jossa on runsaasti raikasta vettä.
Bunlardan bazıları dün meydana gelmiş kadar tazedir.Jotkut niistä ovat säilyneet nykyhetkeen asti.
Yaprakları her dem tazedir.Verhoja on kaikkialla.
Taze yağmış kar% 90 bir aklık var.Puhtaan juomaveden saatavuus on 90 %.
Taze olarak tüketilir, ayrıca yemeklerde ve salatalarda kullanılır.Se syödään usein sellaisenaan, mutta sitä käytetään myös salaatteihin ja säilykkeisiin.
Şehirlerde, taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirdi.Για τους κατοίκους των πόλεων τα φρέσκα οπωροκηπευτικά ήταν πολύ ακριβά κι έτσι καταναλώνονταν σπάνια.
Pazarlarda tüm sene boyunca taze olarak bulunabilir.Παρ´όλα αυτά, μπορεί να τη βρει κανείς στην αγορά, σχεδόν ολόκληρο το χρόνο.
Taze kaşar yapıldıktan kısa süre sonra tüketilir.Εξελίσσονται κανονικά όταν απελευθερωθούν απο τη μακρόχρονη σκίαση.
Bunlardan bazıları dün meydana gelmiş kadar tazedir.Μερικά από τα οικοδομήματα που δημιουργήθηκαν τότε υπάρχουν μέχρι σήμερα.
Taze fasulye gibi pişirilir.Παρασκευάζεται από φρέσκα μαύρα μούρα.
Bugün Vesta için yakılan ateş tazelenirdi.Det sachsiske spørgsmål blev nu brændende.
İşte bu yüzden 1 ms'lik bir panel saniyede 1.000.000 kez tazeleme yapamaz.1 MIPS betyder således at processoren kan yde 1.000.000 instruktioner pr. sekund.
Meyveleri taze olarak tüketilir.Frugterne kan spises friske.
Vla taze sütlerden yapılan Hollandalı bir süt ürünüdür.Vla er et traditionelt nederlandsk mejeriprodukt.
Bu deyimler tartışmalı konulara taze bakış açısıyla bakılmasına fırsat verebilir.Man taler om at se på tingene i et helhedsperspektiv.
Ara sıra et yerine haşlanmış taze balık vermekte yarar vardır.Af og til er det muligt at købe friskfanget fisk ved kajkanten.
Şehirlerde, taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirdi.I byene var friske grønnsaker dyre og veldig sjelden brukt.
Ayrıca Kur'an'a göre Meryem, hurmaların taze olduğu bir zamanda doğum yapmıştır.Koranen beskriver Marias bebudelse (Maryam) av en engel om at hun skal føde Jesus mens hun forblir jomfru.
Bazen taze olarak satıldıkları görülse de çoğu zaman tuzlanmış olanlar satılırdı.Dette ble noen ganger solgt ferskt, men stort sett ble sjømaten saltet.
Bileşiğin aroması taze şaraplarda daha keskindir.Sjøkreps har en mildere smak enn ferskvannskreps.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Platelet (dipisahkan dari darah utuh) dan plasma segar yang dibekukan biasanya tidak dianjurkan.
Meyve suları, ısı veya çözücü kullanılmadan, taze meyvelerin ezilmesi veya sıkıştırılması ile hazırlanılır.Di sini mereka akan disajikan buah-buahan tergantung pada musimnya, atau minuman (misalnya kopi) atau hookah.
Taze bir yolculuk.Jalan biasa.
Ayrıca Kur'an'a göre Meryem, hurmaların taze olduğu bir zamanda doğum yapmıştır.Kemudian Al-Qur'an menceritakan keajaiban kelahiran Isa sebagai anak Maryam tanpa ayah.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod