Ana içeriğe geç
Sözlük

taze ile cümle

taze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu peynir, her taze süt ürünü gibi kısa sürede tüketilmelidir.Keju ini merupakan keju segar yang harus langsung dimakan dalam beberapa hari setelah pembuatan.
Ayrıca çevredeki lokantalar, taze balık yeme imkânını sunarlar.Di sekitar pantai banyak warung makan yang menyediakan ikan segar.
Vla taze sütlerden yapılan Hollandalı bir süt ürünüdür.Vla ( pengucapan (bantuan·info)) adalah produk susu khas Belanda yang terbuat dari susu segar.
Alt yüzü taze iken tüylüdür.Sắc mặt của ông vẫn thản nhiên.
Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.Tốt nhất là ăn trái cây tươi.
Öncelikle orijinal ve taze bir sesi vardı.新鮮でオリジナルなアイデアだ。
Taze kanın devamlı olarak yapılmadığını, fakat devamlı vücutta dolaştığını söyledi.白い紙だと、見えません 常に体を動かして切っております。
Taze filiz ve yaprakları severler.また占いや天文を好んだ。
Baraj gölü kenarında bir otel ile taze alabalığıyla ünlü birkaç lokanta vardır.湖畔には100年の伝統を誇るホテル・レストランがある。
Merlin 1C 'tazeleyici soğutma' yöntemiyle soğutulan bir egzoz çıkışına ve yanma odasına sahiptir.マーリン1Cは再生冷却ノズルと燃焼室を備える。
Smoothie, taze meyve ya da meyve suyundan yapılmış, tatlı ve dondurulmuş bir içecektir.スムージー(英: Smoothie)は、凍らせた果物、又は野菜等を使った、シャーベット状の飲み物である。
Çünkü korkuları yüreklerinde hala tazeydi.男は暗い恐怖に包まれながらも、死体にまたがっていた。
Taze meyveleri yenir.多吃新鮮蔬果。
İçimi tazeler, Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.祂使我的灵魂甦醒, 为自己的名引导我走义路。
Merlin 1C motoru 'tazeleyici soğutma' (regenerative cooling) sistemine sahiptir.默林 1C使用再生冷却系统。
Ayrıca Kur'an'a göre Meryem, hurmaların taze olduğu bir zamanda doğum yapmıştır.彥回卒,尚書令王儉以彥回有至行,欲諡「文孝公」。
Paşa, hemen oracıkta abdest tazeler, iki rekât namaz kılar ve "Gelin, ben hazırım" der.嘗監鄉試得二卷,具朝服再拜曰:「二子當大魁天下,吾為朝廷得人賀耳。
Tazesi ve preslenmiş şeklinin her ikisi de değerli yağı için yenir.褕狄既加,纮綖是务,夫有安世之贵,躬服浣濯。
Taze et yeme işlemleri çoğu zaman tanrılara kurbanların verildiği dinî törenlerde gerçekleşirdi.獻祭通常在各月的祭典中舉行,而獻給不同神明的犧牲者有其不同的方式。
2008'in Mayısı'nda Adult Video News'in "Taze Yeni Yüzler" kapağındaki kızlardan birisiydi.2008年5月起,塔拉擔任成人電視台《Red News》的新聞播報員。
Taze fasulye gibi pişirilir.顏色鮮豔的豆干。
"Uygun görüldüğü takdirde taarruzun tazelenmesi konusunda amirale müsaade edilmesine" karar verilmiştir.영입된 '계몽절대군주'의 판단에 충실히 따르면 만사 오케이인가”라고 비판했다.
Benim yolum dünyanın daha taze bir algılanmasının yaratımına doğrudur.나의 길은 세상에 대한 새로운 지각을 창조하는 것으로 나아간다.
Günlük tüketim ihtiyaçlarını, taze olduğu halde çöpe atılmış gıdalardan karşılamaktadırlar.바가지를 자주 씌우며 유통기한이 지난 음식도 마구 판다.
C vitamini için taze limon yedim.나는 비타민C 섭취를 위해 신선한 레몬을 먹었다.
(1958'de bir Katolik düğünüyle nikâh tazeleyeceklerdi.)בשנת 1958 הם נישאו מחדש בטקס קתולי.
Makarna kuru ve taze olmak üzere iki şekilde üretilir.קורנית נמכרת בשתי צורות, מיובשת או טריה.
Meyve genelde taze olarak tüketilir, ısıtmak meyvenin lezzetini düşüreceğinden pek tavsiye edilmez.אך הרעלה מתרחשת רק לעיתים נדירות שכן הפרח אינו טעים למאכל.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.לפני שאני הולך לעבוד בפריז, עליי לשפר את הצרפתית שלי.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.לפני שאני הולך לעבוד בפריז, אני צריך לשפר את הצרפתית שלי.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.לפני שאני הולכת לעבוד בפריז, אני צריכה לשפר את הצרפתית שלי.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.לפני שאני הולך לעבוד בפריז, עליי לשפר את הצרפתית שבפי.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.לפני שאני נוסע ללמוד בפריז, עליי לשפר את הצרפתית שלי.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.לפני שאני נוסעת ללמוד בפריז, עליי לשפר את הצרפתית שלי.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.לפני שאני נוסעת ללמוד בפריז, אני צריכה לשפר את הצרפתית שלי.
Son buz çağı boyunca birikmiş ve bugün kendini tazelemiyordur.Релефът им се е образувал в последния Ледников период и се е запазил до наши дни.
Trombosit (tam kandan ayrılmış halde) ve taze dondurulmuş plazma genellikle tavsiye edilmez.Обикновено не се препоръчват тромбоцити (отделно от цяла кръв) и прясно замразена плазма.
Tazesi ve preslenmiş şeklinin her ikisi de değerli yağı için yenir.Там обитават едновременно скъперниците и прахосниците – двата порока, които носи прекомерното богатство.
Bu adımlardan sonra tabağın taze suyla yıkanması gerekir.След фиксирането следва обилно измиване с вода.
İşlem yerel çiftliklerden taze süt kullanıyor.Прави се от пастьоризирано пълномаслено мляко от местните ферми за млечни продукти.
Üzerinde pembe çiçekler, taze yapraklar çıkarır.Махайте всеки път увехналите цветове.
Yaklaşık 150 yıl önce de "Değirmendere Fındığı" diye meşhur olan taze fındık yetiştirilmeye başlanmıştır.В абатството вече повече от 130 години се произвежда известното полутвърдо сирене „Трапист“.
Taze veya haşlanmış olarak yenilir.Mogu se jesti svježe ili sušene.
Taze yaprakları da, çiğ olarak, veya pişirilerek sebze yemeği olarak yenebilir.Korijen se može kuhati, kao svako drugo povrće.
Jack o gece adada içinde taze su bolluğu olan mağaralar keşfeder.Te noći Jack otkriva pećine pokraj kojih se nalazi izvor čiste vode.
Bütün bu olayların üzerinden çok zaman geçti ancak dün gibi tazeler.Sve ove godine su protekle u tren, kao da je sve počelo jučer.
Ayrıca ikisi arasında taze iç badem olarak da tüketilmektedir.U isto vrijeme se između njih stvara diobeno vreteno.
Ahududu yaprakları, taze veya kurutulmuş olarak bitki çaylarında kullanılır.Plodove se jede svježe ili ih se koristi u napitcima.
En sonunda Postumius'un kendi muhafız alayını taze kuvvet olarak öne sürmesiyle vaziyet düzelmiştir.Postumius potom zapojil do boja čerstvé sily svojej vlastnej osobnej stráže.
Taze meyveleri yenir.Získavajú sa z čerstvých rastlín.
Sovyetler taze birliklerle 6. orduyu kuşatmaya başladılar.Sovieti zatiaľ podnikli sústredený útok na zvyšky 6. armády.
Taze olarak tüketimi de oldukça yaygındır.Zelo pogosta je uporaba prostega verza.
Bu yapılan tatlı taze olarak tüketilebildiği gibi sonradan yenmek üzere dondurulur da.Vsakič, ko se mu je zgodilo kaj lepega, je lajež kar sam planil iz njega.
Lepsı: haşlanmış taze et suyu yemeği.Patartina valgyti šviežią, vitaminų gausų maistą.
Taze bir yolculuk.Amžinas keleivis.
Taze kaşar yapıldıktan kısa süre sonra tüketilir.Daug vėlesnio laikotarpio tapytų freskų.
Sulguni (Gürcüce: სულგუნი, Megrelce: სელეგინ "selegin"), Gürcistan’ın Samegrelo bölgesine özgü taze peynir.Sulugunis (gruz. სულგუნი; abch. ашә, ашәлагәан), sulgunis – sūryminis gruziniškas sūris iš Samegrelo regiono.
Normal taze idrar berraktır.Stūkso Normainių piliakalnis.
Taze yaprakları ve filizleri de yenilebilir.Iš šviežių lapų galima spausti ir sultis.
Taze gıda harika.Šviežias maistas yra nuostabus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod