Her grupta 5 tavuk var.Ogni gruppo ha 5 polli.
Her grupta 5 tavuk var.Всяка група има пет пилета.
Her grupta 5 tavuk var.Така че имаме три групи.
Her grupta 5 tavuk var.בכל קבוצה יש חמש תרנגולים.
Her grupta 5 tavuk var.في كل مجموعة يوجد 5 دجاجات
Her grupta 5 tavuk var.كل مجموعة تحتوي على 5 دجاجات
Her grupta 5 tavuk var.すでに、知っています。
Her grupta 5 tavuk var.だから、5x3で
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.양 2 마리에 대하여 5 마리의 닭과 10 마리의 돼지가 있습니다
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.For hver to får, har jeg fem høns, og jeg har ti svin.
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.Minden két juhra, jut öt csirke és 10 malac.
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.Na každé 2 ovce máme 5 kuřat a 10 prasat.
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.Para cada dois ovinos, eu tenho cinco galinhas e tenho dez suínos.
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.Per ogni 2 pecore ho 5 galline e 10 maiali.
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.Por cado 2 ovejas, tengo 5 pollos y tengo 2 puercos.
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.Pour chaque paire de moutons, j'ai cinq poules et j'ai dix cochons.
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.עבור כל שני כבשים, יש לי חמש תרנגולים ויש לי עשר חזירים.
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.لكل خروفان، يوجد 5 دجاجات ويوجد 10 حمامات
Her iki koyun için, 5 tavuk ve 10 domuzum var.すべて 17の 動物ごと、
Herkes ah'ladı, oh'ladı... Çünkü Cliff Tabin bir tavukta ekstra bir kanat yetiştirmeyi başarmıştı.I ludzie wzdychali, ponieważ Cliff Tabin był w stanie wyhodować u kurczaka dodatkowe skrzydło.
Herkes ah'ladı, oh'ladı... Çünkü Cliff Tabin bir tavukta ekstra bir kanat yetiştirmeyi başarmıştı.La gente restava sbalordita, perché Cliff Tabin era stato in grado di far crescere un'ala in più su un pollo.
Herkes ah'ladı, oh'ladı... Çünkü Cliff Tabin bir tavukta ekstra bir kanat yetiştirmeyi başarmıştı.Mensen slaakten kreten van verbazing omdat Cliff Tabin een extra vleugel aan een kip had doen groeien.
Herkes ah'ladı, oh'ladı... Çünkü Cliff Tabin bir tavukta ekstra bir kanat yetiştirmeyi başarmıştı.Und die Leute waren erstaunt, weil Cliff Tabin es geschafft hatte ein Huhn mit einem extra Flügel zu züchten.
Herkes ah'ladı, oh'ladı... Çünkü Cliff Tabin bir tavukta ekstra bir kanat yetiştirmeyi başarmıştı.Хората охкаха и ахкаха, защото Клиф Тейбин беше успял да отгледа допълнително крило на едно пиле.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Chacun des poules a une douzaine de poules.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Elk van de kippen heeft een tiental kippen.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Fiecare dintre găinilor are o duzină de pui.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Hver af de høns har et dusin kyllinger.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Jede der Hennen hat ein Dutzend Hühner.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Jokainen kanat on tusina kanoja.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Każdy z kury ma kilkanaście kur.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Každý z slepice má tucet kuřat.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Každý z sliepka má tucet kurčiat.
Her tavukların bir düzine tavuk var.암탉의 각 열 병아리가 있습니다.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Masing-masing ayam memiliki selusin ayam.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Minden tyúk egy tucat csirkét.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Mỗi của gà mái có một con gà chục.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Ognuna delle galline ha una dozzina di polli.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Var och en av hönorna har ett dussin höns.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Vsak od kokoši je ducat piščancev.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Κάθε μία από τις κότες έχει μια ντουζίνα κοτόπουλα.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Всяка една от кокошките има дузина пилета.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Каждый из кур имеет десятка кур.
Her tavukların bir düzine tavuk var.Кожен з курей має десятки курей.
Her tavukların bir düzine tavuk var.كل من الدجاج لديها عشرات من الدجاجات.
Her tavukların bir düzine tavuk var.ビットの後に鶏がその後成長し、それぞれ自分自身ダースの鶏を持っている、と
Hong Kong'ta 1.5 milyon tavuk itlaf ederek katkıda bulundu, ve o yol üzerindeki salgını durdurdular.150만 마리의 가금류를 살처분하는 등 즉각적인 대응을 했죠. 조류독감 발생을 즉각적으로 막아낸 것입니다.
Hong Kong'ta 1.5 milyon tavuk itlaf ederek katkıda bulundu, ve o yol üzerindeki salgını durdurdular.הגיב מיד על ידי שחיטה של 1.5 מיליון תרנגולות וציפורים, והם עצרו את ההתפרצות הזו במקום.
Hong Kong'ta 1.5 milyon tavuk itlaf ederek katkıda bulundu, ve o yol üzerindeki salgını durdurdular.إستجاب في الحال بذبح مليون ونصف دجاجة وطائر، ولقد أوقفوا ذلك الوباء من طريقه.
Hong Kong'ta 1.5 milyon tavuk itlaf ederek katkıda bulundu, ve o yol üzerindeki salgını durdurdular.流行をその場で食い止めたのです 即座に発見して 即座に対応したのです
İlk aşama, tavukları terbiye edipA primeira etapa foi completada em casa.
İlk aşama, tavukları terbiye edipDe eerste fase gebeurde thuis.
İlk aşama, tavukları terbiye edip첫번째 단계는 집에서 완료했는데요, 닭을 양념하고
İlk aşama, tavukları terbiye edipПервый этап проводился у меня дома.
İlk aşama, tavukları terbiye edipהשלב הראשון התבצע במלואו בבית, וכלל השריה של העוף,
İlk aşama, tavukları terbiye edipاكتملت المرحلة الأولى في منزلي والتي كانت عبارة عن تنقيع الدجاج
İlk aşama, tavukları terbiye edipチキンをマリネにし グリルしたものをため込んで
İngilizce'de tavuk kelimesinin geçtiği her yerdeChaque endroit où le mot poulet apparaît en anglais,
İngilizce'de tavuk kelimesinin geçtiği her yerde영단어로 닭고기(chicken)가 나타나는 모든 위치마다
İngilizce'de tavuk kelimesinin geçtiği her yerdeבכל מקום בו המלה "עוף" מופיעה באנגלית,