Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyordu제가 그에게 말할 수록 그는 점점 더 불친절하게 되었습니다.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduTôi càng cố gắng nói chuyện, hắn ta càng tỏ ra hung hãn
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduUmso mehr ich mit ihm reden wollte, desto unfreundlicher wurde er.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduY mientras más le hablaba, menos amistoso se ponía.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduΌσο προσπαθούσα να του μιλήσω, τόσο πιο εχθρικός γινόταν.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduИ чем настойчивее я пытался с ним поговорить, тем менее дружелюбным он становился.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduКолкото повече се опитвах да говоря с чичото, той толкова по-неприятелски се настройваше.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduוככל שניסיתי לדבר איתו, כך הוא נעשה פחות ידידותי.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduو كلما تحدثت معه أكثر، كلما أصبح أقل توددا.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyordu私は韓国語が話せませんので
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.Am devenit cam radical, eram membru al partidelor de stânga. Am devenit activist.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.Egy kissé radikálissá váltam, tagja voltam baloldali pártoknak, és aktivista lettem.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.Ik wist hoe de politiek werkte en radicaliseerde een beetje. Ik werd lid van linkse partijen en werd activist.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.정치에 대해 알게 되었고, 약간 급진적이 되었죠. 좌파 정당에 가입해서 활동가가 되었습니다.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.אני הפכתי מעורב פוליטית ומעט רדיקלי , נעשתי חבר במפלגות שמאלניות, ופעיל פוליטית.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.وكنت اعرف السياسة، وقد أصبحت راديكالي بسيط كنت عضوا في الأحزاب اليسارية وقد أصبحت ناشطاً.
Biraz radikal bir tavır içine girmiştim, solcu partilerin üyesiydim ve bir aktivist olmuştum.左派政党の党員を経て その後 活動家になりました 経済学者になるために 大学に進学し
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Ce ni s-a părut interesant a fost că titlurile ziarelor europene au avut o abordare diferită: au spus,
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Co ciekawe tytuły europejskich gazet miały inne podejście, brzmiały:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Det der var interessant for os var, at de europæiske overskrifter havde en anden vinkel: De sagde,
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Điều thú vị là những nhà báo châu Âu có một cách tiếp cận khác. Họ viết
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,E fu interessante scoprire che i loro colleghi europei adottarono un approccio differente. Dissero infatti:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Interessant voor ons was: de Europese krantenkoppen hadden een andere insteek. Zij schreven:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,흥미로운 것은, 유럽쪽 기자들은 다르게 표현했죠. 그들의 경우는
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Lo interesante, para nosotros, fue que los titulares europeos tenían una mirada diferente, decían:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,O mais curioso para nós foi que os cabeçalhos europeus usaram uma abordagem diferente. Eles disseram:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Számunkra nagyon érdekes volt, hogy az Európai főcím írók teljesen máshonnan nézték, és azt mondták:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Zaujalo nás, že európski novinári to poňali inak. Napísali:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Αυτο που βρηκαμε ενδιαφερον ηταν οτι οι αντιστοιχοι ευρωπαικοι τιτλοι, ηταν διαφορετικοι: ελεγαν
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Интересното за нас беше, че европейските автори на заглавие имат различен подход - те казваха:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Интересно, что европейские журналисты восприняли это по-другому, там написали:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,אני חושב שהכותרת בניו-יורק טיימס הייתה, "האם אתה עולה במשקל?
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,ما كان مثيراً بالنسبة لنا هو عناوين الصحف الأوروبية التي أخذت الأمر بصورة مختلفة، مثل،
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,違った見方をしていたことで 彼らの見出しは 「友達が太り始めた?-それはあなたのせいかも」でした
Biz insanız. Gün boyunca her yerde aldatıcı tavırlarda bulunuyoruz.Suntem oameni: mereu facem gesturi largi, înșelătoare.
Bu açıkça bir intikam hamlesi, ama kişisel bir mesele değil, Bask Ülkesi'ne karşı bir tavır.Het gaat duidelijk om wraak, mar het is niet persoonlijk, het gaat tegen Baskenland
Bu böyle bir kaç gün sürüyor ve ikisi de tavırlarını değiştirmiyor.Acest lucru a continuat timp de câteva zile , dar nici unul dintre ei nu au schimbat această atitudine .
Bu böyle bir kaç gün sürüyor ve ikisi de tavırlarını değiştirmiyor.Ça a continué pendant quelques jours et aucun d'eux n'aurait changer d'attitude.
Bu böyle bir kaç gün sürüyor ve ikisi de tavırlarını değiştirmiyor.Maar...Dit gaat zo door voor een paar dagen. En niemand wil toegeven.
Bu böyle bir kaç gün sürüyor ve ikisi de tavırlarını değiştirmiyor.Takto to pokračuje po několik dní a žádný z nich neporuší svůj postoj.
Bu böyle bir kaç gün sürüyor ve ikisi de tavırlarını değiştirmiyor.Y esto sigue durante unos días y ninguno de los dos quieren cambiar de actitud.
Bu böyle bir kaç gün sürüyor ve ikisi de tavırlarını değiştirmiyor.И вот это продолжается уже несколько дней. И никто не идет на примирение.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Aby ste s týmto súhlasili, musíte mať ten správny postoj.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Anda harus memiliki sikap yang tepat untuk hal ini.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Ci devi proprio credere per accettare.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Du musst die richtige Einstellung haben, um da mitzumachen.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Hay que tener la actitud correcta para acceder a esto.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın."Il faut que vous ayez la bonne attitude pour accepter ça."
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Je moet de juiste attitude hebben om hiermee akkoord te gaan.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Jó hozzáállással kell bírnia, hogy beleegyezett ebbe.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Musisz mieć odpowiednie nastawienie by się na to zgodzić.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Trebuie sa ai atitudine pozitiva sa fi de acord cu asta.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Χρειάζεται να έχεις τη σωστή διάθεση για να συμφωνήσεις σε αυτό.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Вы должны быть в правильном расположении духа для эксперимента.
Bu fikre katılmak için doğru bir tavırda olmalısın.Трябва да имате правилната нагласа, за да се съгласите на това.
Bu insanların hayata bakışları, tavırları,지금, 그들은 다른 보기 또는 다른 공기 했다
Bu tavırda neyin nesi?Ada apa ini?
Bu tavırda neyin nesi?Bầu không khí này, có chút...
Bu tavırda neyin nesi?Cos'č quest'atmosfera?
Bu tavırda neyin nesi?Je sens des tensions...