Ana içeriğe geç
Sözlük

tavır ile cümle

tavır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Seksapel dediğimiz kırmızı ruj ya da topuklu ayakkabı değil tavır".「人間三脚」あるいは「服を着た性器」ともあだ名されている。
Dava Partisi, diğer Şii Irak İslam muhalefet partilerinin aksine savaşa karşı bir tavır aldı.イラク戦争については、他のシーア派政党と違い、反対の立場をとった。
Bu tavır, Schweitzer'i yıldırmadı.こう考えたからこそ、シュトラッサーに同調しなかった。
Kurtuluş Savaşı'na karşı olumsuz bir tavır takındı.戦争への無抵抗主義を堅持する。
Bu durum kadınlara karşı tavırlarında kendini belli etmektedir.自分のことを女性にモテると思っている。
Kleopatra çok kızgın bir tavırla telim olmayı reddeder.ローリは、嫌悪感と共にそれを強く拒絶する。
Bunun üzerine Meclis Kuvâ-yi Seyyâre’ye karşı tavır aldı.其事上聞,朝廷按例撫恤,入祀江西昭忠祠。
Kral, savaş sırasında oldukça dikkatli bir tavır sergilemiştir.英国军队在战争中表现得相当笨拙。
Siz koşullarınızı değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değişitirebilirsiniz.這不僅改變了他們的行為,還可能塑造他們的情感和信仰。
Grup düşüncelerini hiç düşünmeksizin dile getiriyordu ve tavırlarıyla çok dikkat çekiyordu.好些朋友勸她三思,她仍執意前去。
2. Davranış, tutum, tavır: “Bambaşka bir hâliniz vardır sizin.그러나 양부(兩府)가 의논하기를, “맏아들이 계통을 잇는 것은 고금에 통용되는 법이다.
Kişi henüz konuya duyarsızlaşmamış fakat tavırları umursamazcadır.타인에겐 무관심한 모습을 보이지만 나쁜성격은 아니다.
"Osmanlilar Ansiklopedisi" değerlendirmesi şōyledir.: Dürüst, sert tavırlı, ve açık sözlü (idi).본관은 전주(全州), 성은 이(李), 휘는 징(澂), 자는 징지(澄之), 시호는 효경(孝敬)이다.
Avlanmalarının nedeni, çok agresif bir tavıra sahip olmalarıdır.הסיבה לבחירה זו היא כדי לסכל התקפה אלגברית.
İyi derecede İngilizce konuşuyor ve sevimli tavırlarınız ile nasıl davranması gerektiğinizi biliyorsunuz."יש גם כמה שחקנים שמדברים אנגלית בצורה נפלאה שרציתי לעבוד איתם."
Bu tavır, Schweitzer'i yıldırmadı.ויימן: למה לא הפציצו את אושוויץ.
Diğer ANBU üyeleri gibi Yamato da stresli durumlarda sakin, sabırlı bir tavır gösterir.מיקרו מבנים המאולחים באופן קבוע גם הם גורמים לכוונון מחדש מוגבל וסובלנות נמוכה במצבי תקלה.
Irkçı bir tavır sergileyerek siyahilere daire satmadı.הוא לא גינה תקיפה של מפגינים שחורים.
Süregelen anlaşmazlıklarla Filistin-İsrail ilişkileri daha da düşmanca bir tavır aldı.Палестинско-израелските отношения стават още по-враждебни поради продължилия конфликт.
İyi derecede İngilizce konuşuyor ve sevimli tavırlarınız ile nasıl davranması gerektiğinizi biliyorsunuz."Говори добре английски и умее да бъде очарователна“.
Sorgularda olayları rahat bir tavır ve daha eğlenceli , komik bir üslupla anlatır.Сериала става по-забавен, с повече смешни ситуации.
Ayarladığı adam şüpheli tavırlarla kıraathaneye gelir.Той започва да събира представители на вида с маниакално усърдие.
Nakasone, milliyetçi tavırlarıyla da dikkat çekmişti.Nakasone je poznat po nacionalističkom stavu.
Bazı söz ve tavırları ulemanın ve tarikat şeyhlerinin tepkisini çekmiştir.Privlačnosti i Odbojnosti napravljene su kako bi olakšale (ili otežale) vezu.
Ve bu tavırları nedeniyle de Platon’un eleştirileriyle karşılaşmışlardır.Osim vlastitih radova, pisao je i komentare Platonovih djela.
Antik Roma'da cinsel tavır ve davranışlar Roma sanatında görülmektedir.Posljedice političkih i vjerskih podjela u rimskom carstvu osjetit će se i u umjetnosti.
Muzip tavırları, kimseye benzemeyen kendine has duruşu O’nu diğer “mafya” kadınlarından ayırır.Populističke mjere i imidž "običnog čovjeka" ga razdvajaju od ostatka kineske političke elite.
Feldkamp, disiplinli tavırlarıyla dikkat çekti.Woodes Rogers je bio iznenađen njegovom fizičkom spremnosti.
Kral, savaş sırasında oldukça dikkatli bir tavır sergilemiştir.Kraljević se tijekom rata vodio ustaškom ideologijom.
Onun bu ilgisiz tavırları, genç kadını çileden çıkartır ve hıncını ondan çıkarır.Nespravodlivé správanie vyvoláva v ľuďoch frustráciu a znižuje ich motiváciu.
Adı Gaga olan birinden harika bir tavır sergilemesini mi istiyorsunuz?Si želite, da bi se oseba, ki se imenuje Lady Gaga, dobro obnašala?
Köktendinciler Batıya ve ABD'ye karşı düşmanca tavır sergilerler.Ajatola tuoj pat pradėjo priešišką kampaniją prieš Vakarus ir JAV.
Saldırgan tavırlar gösteren köpekbalıklarına karşı dikkatli olunmalıdır.Atkemšant gazuotus gėrimus reikia būti dėmesingiems.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.Tuomet vietoj „tikro“, glotnaus, gaunamas smarkiai osciliuojantis sprendinys.
Heyetler göndererek nabız yoklayan İtalyanlar bu tavır karşısında Isparta'yı işgal edemediler.Akselis šaukia turistui, kad šis nežiūrėtų.
Avlanmalarının nedeni, çok agresif bir tavıra sahip olmalarıdır.Dėl ėdrumo užsitarnavę agresyvaus gyvūno reputaciją.
ABD'deki köleliğe karşı tavır aldı.See tähendas orjuse kaotamist Ameerika Ühendriikides.
Tavır Dergisi SayılarValik ajakirja numbreid
Irkçı bir tavır sergileyerek siyahilere daire satmadı.Mustanahalisi külastajaid ümberkaudsed majutusasutused ei majutanud.
Amerikanların Japonlara karşı tavırlarına bakarsanız,미국인들의 태도를 본다면,
Amerikanların Japonlara karşı tavırlarına bakarsanız,כלפי היפנים במלחמת העולם השנייה,
Amerikanların Japonlara karşı tavırlarına bakarsanız,نحو اليابان خلال الحرب العالمية الثانية ،
Amerikanların Japonlara karşı tavırlarına bakarsanız,アメリカのメディアでは日本人が 下等な人間として描かれていました
Artık bana karşı öyle akıllı tavırlar yapmana gerek yok.Acum ar trebui sa stii cum sa te comporti cu mine.
Artık bana karşı öyle akıllı tavırlar yapmana gerek yok.Dovresti sapere che non puoi più fare il furbo con me.
Artık bana karşı öyle akıllı tavırlar yapmana gerek yok.Du solltest jetzt wissen, <br />dass du mich nicht mehr so klug behandeln sollte.
Artık bana karşı öyle akıllı tavırlar yapmana gerek yok.Kau seharusnya tahu bahwa sekarang kamu tidak perlu bersikap pintar padaku lagi
Artık bana karşı öyle akıllı tavırlar yapmana gerek yok.Powinieneś wiedzieć, że nie wypada ci grać mądrzejszego ode mnie.
Artık bana karşı öyle akıllı tavırlar yapmana gerek yok.Tu devrais savoir que tu ne peux plus faire le malin devant moi maintenant.
Artık bana karşı öyle akıllı tavırlar yapmana gerek yok.Πρέπει να μάθεις τώρα οτι δεν μπορείς να το παίζεις έξυπνος σε μένα.
Artık bana karşı öyle akıllı tavırlar yapmana gerek yok.Ты должен перестать передо мной выпендриваться
Bakışını sevdim. Erkeksi tavırlarını sevdim.Ich mag sein Aussehen.Ich mag seine Männlichkeit.
Bakışını sevdim. Erkeksi tavırlarını sevdim.JAg tycker om hur han ser ut, hur han ser ut som en man.
Bakışını sevdim. Erkeksi tavırlarını sevdim.생긴 것도 좋고 남자 같은 것도 좋고
Bakışını sevdim. Erkeksi tavırlarını sevdim.أحب مظهره الذي يبدو عليه... أحب رجولته
Bakışını sevdim. Erkeksi tavırlarını sevdim.特に話し方!歌を歌ってるみたいだわ!
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduCu cât încercam să vorbesc mai mult cu el, cu atât devenea mai ostil.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduE più tentavo di parlargli, meno disponibile lui diventava.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduHoe meer ik met hem praatte, hoe norser hij werd.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduIm więcej z nim rozmawiałem, tym bardziej stawał się nieprzyjemny.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod